İslâmi terör yalnız değil. Türkiye bir de etnik terörle uğraşıyor. Son olarak Demokratik Toplum Partisi “PKK’nın siyasal örgüt olduğunu” dile getirdi. Bu durumda herhalde kanlı suikastlere, terör örgütünün eylemlerine de “siyasi proje” diyorlardır.
DTP’nin son zamanlarda PKK’yı koruyan, terörist başına saygı gösterileri yapan, ne olduğu açıkça bilenen problemlerini “PKK’yla uğraşmayı bırakın, asıl Kürt sorunu içerde” sözleriyle gizleyen, her konuşmalarında “kapatılma gayreti” gözlenen tutumları giderek susulamaz hale geliyor.
Güneydoğu’daki belediyelerin çoğunu demokratik olarak aldılar, milletvekili oldular, grup kurdular ama demek siyaseten bu hâlâ yetmiyor ki bir de kanlı cinayetler işleyen terör örgütünü “siyasi” ilân etmeleri gerekiyormuş.
İyi de bu “kardeşlerimiz”, “bu vatanın çocukları” dedikleri örgüt kendileri dışındaki diğer vatan çocuklarını ve önlerine gelen her şeyi katlediyor, tahrip ediyor, patlatıyor.
Herkes “DTP’li kardeşler” kadar şanslı değil, son olarak 28 yaşında üç çocuklu bir genç kadın patlayan bomba ile hayatını kaybetti. Geçim kaynağını, arabasını, otobüsünü kaybedenlerin feryatlarına dayanmak mümkün değil...
Birazcık vicdanı, insanlığı olan hiçbir yürek buna dayanamaz.
Milletvekili seçilmiş insanların, başka bir ülkede saklanarak sınır geçip kendi deyimleriyle “kardeşlerini” vuran teröristlere arka çıkmasını, bunun da adını partilerinin ağzından “siyaset” olarak koymasını normal kabul ediyorlarsa artık söylenecek söz kalmamıştır.
Sorun orada değil de içerdeyse “sorunun kendisi acaba DTP mi?” sorusu geliyor akla o zaman. Zira yaptıkları demokratik yol yerine terör şantajıyla istek kabul ettirmeye çalışmaktan başka bir şey değildir.
Demek ki Çerkezler, Arnavutlar, Lazlar veya bir başka etnik grup da terörist eyleme kalksa bir de “Çerkez sorunu”, “Arnavut ya da Laz sorunu” ortaya çıkacak.
Her grubun kendine göre bir talep bulması hiç de zor değildir. Ama nedense DTP ve PKK kardeşliği dışında hiçbir grubun sesi çıkmıyor.
Bir tek onlar mı var Türkiye’de farklı kökenden gelen? Eğer istekleri “özerk bir Kürt bölgesi” değilse diğer isteklerini Meclis’te dile getirmeleri çok mu zordu?
DTP belki gerçekten kapatılmaya çalışıyor ve bunun için tahriklerini giderek arttırıyor. Oysa asıl yapması gereken “siyasal örgüt” olduğunu iddia ettikleri terörist örgüte milletvekili oldukları ülkenin şehirlerini bombalamalarının masum insanların canını malını almaktan, onlara zarar vermekten başka bir işe yaramayacağını anlatmaktır.
Aksi takdirde terörle özdeşleşen bir parti kendi bölgesinde bile kaybetmeye mahkumdur. Ki bunu son seçimde görmüş olmalılar.
Sürpriz bir konuk
2007 yılında neler olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz çünkü sorunları devletlerin hallettiği, vatandaşların ise huzurlu bir yaşam sürdüğü Batı ülkelerinin aksine Türkiye’de sorunları vatandaş taşır. Onun için de bir gün bile rahat nefes alamaz. Pinpon veya tenis maçı izler gibi gözlerini bir o yana, bir bu yana çevirerek olaydan olaya sürüklenir.
2007’yi biliyoruz, bol bol da konuştuk, artık sıra geldi 2008’e... Bu hafta Her Açıdan’da “2008 yılında Türkiye nelerle karşılaşacak” sorusunun cevabını arayacağız.
Öncelikli olarak Benazir Butto suikastı ve dünyada radikal İslâm’ın yükselişi...
İslâmi terör dünyada ve Türkiye’de artabilir mi? Türkiye kendini nasıl koruyacak? Daha sonra; şehirlerimize sıçrayan PKK terörü, Kuzey Irak harekatı ve DTP’nin son çıkışları... Harekat PKK’yı bitirecek mi? DTP ne yapmaya çalışıyor?
Anayasa değişikliği Türkiye’de neden endişeyle karşılanıyor, sivil toplum kuruluşları neden tepki içinde?
Bu soruları ve 2008’deki beklentileri konuşacağım 5 ünlü konuşmacı var bu hafta...
Eski Devlet Bakanı ve köşe yazarı Hasan Celal Güzel, Prof. Dr. Süheyl Batum, ASAM Terör Uzmanı Ercan Çitlioğlu, Ortadoğu uzmanı Suriyeli yazar Hüsnü Mahalli ve sürpriz bir konuk.
Uzun süredir ekranda izlenme rekorları kıran, bu haftanın yine reyting birincisi olan Yaprak Dökümü dizisinin Ali Rıza Bey’i, bir sinema ustası (tam 63 film, 4 büyük ödül) Halil Ergün... Onunla hem Yaprak Dökümü’nü ve sanatı hem de siyaset konuşacağız.
2007’nin son Her Açıdan’ı yine her dakikasıyla tempolu, sürükleyici ve aydınlatıcı olacak, kaçırmayın derim.
30 Aralık Pazar, öğlen 12.10’te STAR’da.

