Terörü de mi saklayacaksınız?

Haberin Devamı

Gediktepe’deki 11 şehidin arkasından İstanbul Halkalı’da askerî otobüse yapılan bombalı saldırıda 4 askerimiz daha şehit oldu, 1 de asker çocuğunu kaybettik.

Henüz 17 yaşında... Üniversiteye hazırlık kursuna giderken askeriyenin servis otobüsüne binmiş ve alçak, kahpe bir pusuda gencecik yaşında o da canından olmuş.

Bugüne kadar ölen askerlerimizin çoğu da zaten daha çocuk yaşında... Dün ameliyata alınanların, hastaneye kaldırılanların durumunun da çok ağır olduğu bildirildi.
Bazı şehitlerin yakınları yerden göğe haklı olarak “vekillerin, siyasetçilerin çocukları da dağda askerlik yapsın” diyorlar. “Çok haklı olarak” çünkü ayrıcalıklı bir kesimin, özellikle de siyasilerin aynı yaştaki çocukları fabrikalar kurarken, gemilerinin sayısını arttırır, arsa mal mülk sahibi olurken onların çocukları canından oluyor.


HÂLÂ POLİTİKA!

Ve hâlâ bu durumda bile ülkeyi yönetme iddiasında olanlar politika peşinde... “Aman sorumluluk bizim omzumuzda kalmasın da kime atarsak atalım” telaşında...

Aynen arka arkaya maden ocağında ölen madenciler için de yaptıkları gibi önce medyayı suçluyorlar; “Medyanın acılı aileleri göstermesi kime yarar”mış, “Herkes sorumlu davranmalı, güvenlik güçlerinin moralini bozmamalı”ymış. Medyanın “birçok şeye sustuğu (susturulduğu) ve gündeme getirmediği” gibi terör katliamlarını da saklaması mı gerekiyor? Maden faciaları gündemden düşsün de unutulsun diye beklediler, bu da mı unutulsun?

“Kime yarar” diye soruyorlarsa “belki sadece sandık düşünerek oy getirecek sahalarda top oynatan” veya sadece “bir de yargıyı ele geçirsek tamamdır” diye düşünerek referandum peşinde koşan, ülkenin yüksek mahkemelerine bile saldıran iktidarlara yarar. Belki o anaların, babaların, kardeşlerin iç parçalayan feryatları onları biraz kendine getirir.


GÖZLERDEKİ ASALET??

“Sınır bölgesinde askerlerin morali çok yüksek”miş.

“Her askerin gözünde asaleti görmüş”ler.

“Muhalefet liderleri de Gediktepe’ye gidip öyle değerlendirme yapmalı”larmış.

“Mehmetçikler sayesinde bayrağımız ülkenin her yerinde dalgalanıyor”muş.

Olağanüstü güvenlik önlemleriyle, tepelerinde vızır vızır helikopterler dolaşırken Gediktepe’ye gidip gazetecilere poz vermenin bir cesaret göstergesi olduğunu sanıyorlar zahir... Birkaç gecelerini sırayla (bakanları da) o sınır karakollarında geçirsinler, dağlarda yaşasınlar (veya çocuklarına oralarda askerlik yaptırsınlar) da görelim. Güvenlik de şehit askerlerimizin sahip olduğu kadar olsun ama...

Evet, mücadele eden askerler de, aileleri de insanı kahreden bir asalet sergiliyorlar ama millet aynı şartlarda onların gözündeki asaleti de görsün biraz. Morallerinin ne durumda olduğunu da görsün... Bakalım diğerlerine benziyor mu?

Terör şehirlerin, İstanbul’un göbeğine inmiş, insanlarımız onar onar ölüyor, vatandaş sokağa çıkamaz hale getiriliyor hâlâ “bayrağımızın ülkenin her yerinde dalgalanması”ndan söz ediyorlar.

Televizyonlarda birileri sürekli karakollara, şehirlere saldıran, mayınlar döşeyen teröristlerle, terör mücadelesi yapan, vatanı kanlı katillerden korumaya çalışan askerleri aynı kefeye koyup duruyor, sesini çıkaran yok.


SÖZÜN BİTTİĞİ YER!

Başbakan hâlâ muhalefet liderleriyle kavga peşinde...

2002’de iktidarı devraldıklarında terörün sıfırlanmış olduğunun hatırlatılmasına kızmakla meşgul. Artık olayların bu “öfkeli çıkışlarla prim yapma” dönemini çoktan aştığını, kimsede yıllardır susulan bu tutumlara tahammül gösterecek hâl ve sabır kalmadığını, toplumun patlama noktasına geldiğini bile görmüyor.

Şehit olan ve olmaya hazır Mehmetçikler sayesinde Türk bayrağı dalgalanıyorsa hayatını terörle mücadeleye adamış askerlerin “bizi indirmeye çalıştılar” diye bir türlü kanıtlanamayan iddialarla (ve asıl sorumlu sayılacak isimler korunarak) içeri tıkmaktan vazgeçilmesini sağlasınlar.

Ödül yerine onlara terörist muamelesi yapıldığını ve bu nedenle de terörle mücadele eden askerde moral kalmadığını görmüyorlar mı?

İktidar Partisi sözün bittiği noktadadır. “Terör eşliğinde açılım” hatasını kabul ederek, açılımda muhatap aldıkları grupların istediği açılımın ne olduğunu ortaya koyarak devletin bütün birimleriyle ve muhalefet partileriyle birlikte doğru çözümü üretmedikleri takdirde millete asla hesap veremeyecekler!

DİĞER YENİ YAZILAR