Dün, iki hafta önce Adana havaalanında bir Kürt aşiretinden olan kadın okurumla yaptığım konuşmadan söz etmiştim. Gece yarısı “tatilim sırasında biriken yüzlerce not”a bakarken arasından o konuşma sırasında aldığım not da çıktı. Konuşan hanım Urfa-Siverekli bir aşirettenmiş. Soru-cevap olarak yazmışım notu; o “PKK tehditle oy topluyor” demiş, ben “gizli oy, PKK nasıl anlıyor” diye sormuşum. O “Anlamaz mı, o mahalleden oy çıkmazsa döver, öldürür. Bütün ölenlerden haberiniz oluyor mu?” cevabını vermiş. Ve devam etmiş: “Güçlü aileler ancak ayakta kalabiliyor, bize bile çelme takıyorlar. Kürt açılımı, Kürt sorunu deyince bütün Kürtler PKK damgası yiyor, oysa bizimle ilgisi yok. Bu teröristler sadece Kürt değil, çoğu ya Iraklı ya Suriyeli... Yani ‘af’la filan bitecek gibi değil... Üstelik PKK bitiyor, dinci terör örgütleri başlıyor. Devlet güçlü olmazsa meydan teröre kalıyor”...
Güneydoğulu ağaların hepsinde PKK ile mücadele için en az 30-40 kaleşnikof olduğunu filan da söylemiş. Ben ise “teröristlerin çoğunun diğer ülkelere gelmesi ve devletin gücü-terör ilişkisi” ile ilgili cümlelerin yanına “X” işareti koymuşum. Çünkü gerçekten de “Kürt sorunu” adı verilen sorun eğer sadece “demokratik, kültürel haklar” olsaydı, toplu katliamlara, karakol baskınlarına, mayın döşemelere kadar varmaması, 40 bin kişinin ölmemesi, bugün “dostluk, kardeşlik projesi” bekleyenlerin bu sorunlara yıllar öncesinden Meclis’te düzgünce çözüm araması gerekirdi.
Mesele sadece “Türkiye’nin iç meselesi” olsaydı, PKK’nın da sürekli diğer ülkelerden teröristlerle besleniyor olmaması gerekirdi.
Kürtlerin cumhurbaşkanı, meclis başkanı, başbakan, bakan, (çok sayıda) milletvekili, belediye başkanı ve her şey olabildiği bir ülkede böylesine düşmanca Türk-Kürt ayırımı yapılacak ortamın yaratılmaması gerekirdi.
Perşembe günü konuştuğum bir Kürt milletvekili de beni şaşırtacak şekilde bunları dile getirdi. “Kürtlerin etnik ve kültürel varlıklarının küçümsenmiş olduğu doğru olabilir ama bu hiç kurumsal bir şekil almadı. Her dönemde nüfus oranında temsil edildiler, ekonomik hayatın içinde yer aldılar, bazı sektörlerde yarı oranında güçlendiler. Demek ki sivil ve toplumsal anlamda kurumsal bir ayırım yapılmadı. Güneydoğu’ya yapılan yatırımlar da diğer bölgelerin kat kat üstündedir” diyordu.
Savunma gücü niye?
Kürt vatandaş da, Kürt milletvekili de böyle konuşurken DTP ile “kardeşimiz” dediği teröristler neden farklı hikâyeler anlatıyorlar acaba?
Karadenizlilerin, Lazların “Biz de bir ’Laz sorunu’yaratalım o zaman. Güneydoğu’ya bizden fazla yatırım yapıldı” dediğini de bu yaz kulaklarımla duydum. Bununla birlikte; diğer bölgelerde de benzer durumda birçok il bulunsa da Kürtlerin çoğunlukta olduğu Güneydoğu’da yoksulluğun, eğitimsizliğin fazla olduğunu, kültürel kalkınmanın ihmal edildiğini de yadsıyamayız. Peki “Kürt sorunu” neden bunları; örneğin ‘toprak reformu’nu, ‘feodal yapıdan kurtarma’yı içermiyor, devletten “bu bölgeyi kalkındırması” istenmiyor da “kendi özerk örgütlenmesi”nden, “ayrı bir ulus” olmak ve hatta “kendi savunma gücüne sahip olmak”tan söz ediliyor? Eğer niyet gerçekten kardeşlik ise, dostça bir arada yaşamak ise bir kardeşlik projesinden söz edilirken “ayrı bir ordu” isteği nasıl ortaya çıkıyor?
Kürt sorunu anlaşıldı
PKK’nın asıl lideri artık İmralı’dan parti başkanı havasında “yol haritası” açıklar oldu ya, avukatlarına da “parti sözcüsü” statüsü (!) verildi ya “öz savunmanın ayrı bir ordu demek olmadığı”ndan başlayarak “ayrı küçük ordular” tarifleri yapmış. Şehirlerde mahalleler, köylerde ise köy halkı “kendi güvenlik sistemini” kuracakmış. Oooldu... Seçimlerde Güneydoğu’daki köylerde, mahallelerde halk nasıl özgürce (!) oy veriyorsa özgürce güvenlik gücü (!) de kurar.
Öcalan’ın “bu sistem eski” dediği köy koruculuğunu da kaldırırsınız, meydan tamamen PKK’nın. Daha ne istiyorsunuz? “Eninde, sonunda bu noktaya gelinecek” diye tehdidini de savurmuş. Nasıl gelinecek? Tabii ki terörle. Zaten “ortak vatan”ı da tarif etmiş. Türkiye ve Kürdistan... Şüphesiz Öcalan’a göre eninde sonunda o noktaya da gelinecektir nasılsa.
İşte benim dün “AKP ile DTP 10 maddede Kürt sorununu bize açıklasınlar” dediğim buydu. Oyalamaca olarak öne sürülen detayları bir yana bırakırsanız Kürt sorunu yani gerçekte PKK terörü artık “Güneydoğu’da Kürdistan” noktasına gelinmeden kolay kolay bitmez.
Üzücü ama bundan sonra 10 maddede Kürt sorununu açıklamalarına veya “açılım”ı açıklamalarına da pek gerek kalmadı gibi görünüyor. Teröristbaşı bu sorunun nereye kadar varacağını cümlelerinde ve satır aralarında en açık şekilde anlatmış zaten!
(Not: Sevgili okurlarım, dünkü yazımda muhalefet partisi için kullandığım “Üniter devleti tehlikeye atacak bir girişimin yanında olmayız” cümlesindeki “olmayız” kelimesi yanlışlıkla “olmalıyız” şeklinde yazılmış. Özürlerimle düzeltiyorum.)
Teröristbaşı’nın “ortak vatan”ı
Haberin Devamı

