Terim bu parayı almamalı!

Haberin Devamı

Kaç gündür yazacağım, sıra gelmedi...

Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim’in aylığı 100 bin dolardan 180 bin dolara (250 bin YTL, yılda 3 milyon YTL) çıkarılmış.

Eski teknik direktörler ise 45-50 bin dolar arasında aylık alıyorlarmış.

Fatih Terim hiç kızmasın ama Federasyon bu teklifi yapınca “Türkiye gibi işçinin memurun karın tokluğuna çalıştığı, yoksul milyonların bir poşet erzağa, bir çeyrek altına oyunu sattığı bir ülkede bu maaş fazla” demesi beklenirdi.

“Var mısın, Yok musun” programına Milli Takım’la birlikte katıldığında kazandıkları parayı şehit ailelerine bağışladıklarını hatırlıyorum... Şimdi 13 Ekim tarihli gazetelerde çıkan şu fotoğrafa baksın ve “Erzurum’da yardım dağıtan subayları kapısında görünce ‘askerdeki evladının şehit olduğunu’ sanan” asker annesi Nermin Deniz’in önünde durduğu kırık dökük tek katlı gecekonduyu bir incelesin...

“Yavrum şehit mi düştü” diye ağlayan bu yoksul asker annesinin gecekondusunu “milletin cebinden trilyonlarca liralık yolsuzlukları yapanları, fakirlerin, yetimlerin hakkını yiyenleri koruyan, partililerinin, yandaş çocuklarının-damatlarının bir kalem oynatmayla zengin edilmesine göz yuman” iktidar partisi için, belki vicdanları sızlar diye yazacaktım... Ama Futbol Federasyonu’na da gayet iyi uyuyor.

Burası Türkiye, dünyanın en zengin “G-8 ülkeleri” değil. Eğer ayda 250 bin YTL maaş verecek paraları varsa “normal sınırın üstünü” biraz yardıma (kim bilir belki Güneydoğulu ailelerin kalkındırılmasına) harcasınlar.

Bu haberleri okuyan “bir lokma ekmeğe muhtaç”, çocuklarını “eldeki tek çift ayakkabıyı giydirerek sırayla okula gönderebilen” ailelerin ne hissettiğini düşünsünler.

Sorumluluk hissini herkes toptan mı kaybetti bu ülkede yahu?



***




Destina’nın düşündürdükleri...

Mine Kırıkkanat’ın Sinek Sarayı ve Bir Gün Gece isimli romanlarından sonra yazdığı Destina’yı okuyorum masa başında... Çoğu kez romanları bir kanepede uzanır vaziyette okurum ama bu kez masadayım zira dikkatimi en iyi toplayabildiğim yer masam...

Nasıl bir zekâ ve hayal gücüdür Kırıkkanat’taki bilinmez, tarihle bilimkurguyu içiçe kullanarak, kimselerin akıl edemeyeceği bağlantılarla bir “21. yüzyıl Hollywood film senaryosu” yazmış aynı zamanda...

Zaten senaryo sıkıntısı çeken Amerikan Sineması’nda isteseler yarın çekimine başlanacak çok ilginç bir senaryo bu (üstelik Türkiye’nin yaşadığı trajediyi de dünyaya açık seçik anlatmış olurlardı.)

Kafasına çip yerleştirilmiş zamane kahramanlarından, Roma İmparatoru Konstantin’in reenkarnasyonu olarak anlatılan Kanuni Sultan Süleyman’a kadar en akla gelmeyecek buluşlarla “Türkiye’nin bugünden nerelere gidebileceği ve hatta nasıl yok olabileceği” öyle güzel anlatılmış ki durup dehşetle düşünüyor insan:

“Bu gidişle, bu sistemli ilerlemeyle, her alandaki bölünme, parçalanma veya geriye götürme projeleriyle romandaki noktaya gelinmesi acaba imkânsız mı?”

Uzun sayılmayacak yıllar içinde, bulunduğumuz kör noktaya nasıl ulaştırıldık “ırk, dil, din ayrımcılığı yapılmayan” bir rejimle, hepsinin yapıldığı günlere nasıl getirildik?

Mine Kırıkkanat’ın Destina’sı size çok şey düşündürecek, çok şey hissettirecek.

En başta da zamanın ve sorumluluğun önemini!

DİĞER YENİ YAZILAR