Yazı konuları yağmur gibi yağdığı için beklemekte olan yazılarıma sıra gelmiyor. Sadece dün duyduğumuz haberlerin tamamı birer yazı konusu... İşte çok önemli bir olay.
Denizli Belediye Başkanı'nın eşi Ayşen Zeybekçi'nin 23 Nisan törenlerinde türbanını çıkarmasına bazı AKP milletvekillerinin tepkisi... Çoğu fena halde bozulmuşlar bu işe. Sadece Seracettin Yağız ve Şükrü Ayalan sağduyulu, kişisel tercihe saygılı cevaplar vermişler. Ayalan'ın çok güzel bir açıklaması var: "Hiçbir şekilde bu tür sembollere girip de milletin gündeminde olmayan bir konuyu gündeme taşımak istemiyorum."
Diğerleri ise "Herkes kimliğine sahip çıksın", "Bu davranış partiye zarar verir" gibi sözlerle durumdan hoşlanmadıklarını ortaya koymuşlar. Özellikle Ersönmez Yarbay'in söyledikleri dikkat çekici; "Başörtüsünü çözerek başörtüsü sorununu çözemez. Bir MHP milletvekili 1999da başörtüsünü çözdü. Halk da 2002 seçimlerinde MHP'yi çözdü. Korkarım ki Denizli Belediye Başkanı'nı da önümüzdeki seçimlerde halk çözer."
Hani türban siyasi değildi? Hani sadece kişisel tercih, din, inanç ile ilgiliydi? Takanlarınkinin tercihini kabul ediyorsunuz da çıkaranınkine niye kızıyorsunuz? Denizli Bel. Bşk.'nın eşi bundan sonra törenlere katılmazsa insanlar ne düşünecek? Bir milletvekilinin türbanı ile o partinin oyları arasında böyle ilişki kurulmasını akıl mantık alır mı? Siz düzgün siyaset yapmazsanız sadece taktığınız ve taktırdığınız türbanlarla millet size ne kadar zaman susar?
Ayşen Zeybekçi kendine göre sorunu bal gibi çözmüş. Herhalde demiş ki "Bir saatliğine törende başörtümü takmamak benim inancıma halel getirmez. Ben ülkenin rejimini kanun ve kurallarını biliyorum. Ve bunlara saygılıyım." Törenden sonra da eşarbını yeniden takmış. Saçını da Araplar gibi bağlamamış, İran, Afganistan da bile artık tercih edildiği gibi saçları bir miktar görünüyor.
Ersönmez Bey dinden, inançtan hiç söz etmiyor. Onun yerine "Kimlik "ten, "siyaset "ten söz ediyor. Ve kısacık bir konuşmada kendisinin "türban sorunu", Şükrü Ayala'nın "yapay gündem" dediği konu hakkında epeyce bilgi veriyor. Bir dost hatırlatması yapayım son olarak; MHP, Nesrin Ünal'ın türban çıkarmasından gitmedi. Sorunlara çözüm bulmak yerine koalisyon hükümeti olarak topluca milletin başına sorun kesilmelerinden gitti. Kendi aralarında anlaşamayarak insanların sabrını taşırdıkları, lüzümsuz işlerle uğraşıp krizlere yol açtıkları için gitti.
Gördüğüm kadarıyla yeni kulaklara küpe olması gerekiyor bu gerçeklerin. Yoksa...
Ne demişler; Tarih tekerrürden ibarettir!
Harika bir yarışma!
İşte bu girişimleri duymak geleceğin aydınlık Türkiye'si için ümit veriyor insana. MEF Dershanelerinin, fen öğrenimini desteklemek ve gençlerimizi bu alanda araştırmaya yöneltmek amacıyla Türkiye genelinde 13 yıldır sürdürdüğü "ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI" nın sonuncusunu kazanan projeler Mayıs ayında sergileniyor. Lise ve dengi okullar arasında Fizik-Kimya-Biyoloji dallarında hazırlanan 64 proje önce ziyarete açılacak, sonra en başarılı olanlar 7 Mayıs 2004'te yapılacak bir törenle ödüllendirilecek.
Sergilenmeye değer bulunan projeler arasında neler var, neler; Tele nabız, Çok işlevli elektro-güvenlik sistemi, Magneto stres algılayıcı, Anti kanser ilaç-DNA etkileşmesinin elektrokimyasal genosensötle algılanması... Bakarken bile insanın gözleri şaşı oluyor (Tanrım, biz hiçbir şey bilmiyoruz, bu gençler neler biliyor, neler yapıyor böyle? Üstelik ben bir de kimya mühendisiyim). Proje sahipleri arasında belki de erkeklerden çok kız öğrenci var.
İçtenlikle söylüyorum, sadece proje isimlerine bakarken bile gurur duydum. Kimbilir belki böyle yetişen gençler gelecekte bize de Nobel ödülleri kazandırırlar.
MEF Dershaneleri'ni bu olumlu çalışması için gönülden kutluyorum.
Tercihin de tercihi var!
Yazı konuları yağmur gibi yağdığı için beklemekte olan yazılarıma sıra gelmiyor. Sadece dün duyduğumuz haberlerin tamamı birer yazı konusu...
Haberin Devamı

