O kadar çok olumsuzlukla karşılaşıyoruz ki bizi ancak müzik gibi ruhumuzu doyuran güzelliklerin kurtarabileceğine inanıyorum.
Gurur duyulacak sanatçılarımız var ve ben onları dinlemeye doyamıyorum. Hele "özel sınıfıma dahil olan birkaç isim var ki konserlerini de asla kaçırmam.
Kenan Doğulu ilk çıktığı yıllardan beri bu isimlerin başında gelir. Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM)'nin Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda yapüğı konserler dizisi içindeki KEN konseri (biz hayranları ona böyle diyoruz) 16 Haziran Cuma akşamı yapıldı.
Ben beklenmedik bir engel nedeniyle ancak telefondan dinleyebildim. Evet, kızım Nazlı'nın cep telefonundan... Ve şu kadarını söyleyeyim ki telefonda bile muhteşemdi.
Başta Nazlı olmak üzere görenler ise tam anlamıyla büyülenmişler. Yeni albümü Festival'in sarkılan (hele olağanüstü bir dans grubunun gösterisi eşliğinde iki kez söylediği şarkı), Kenan ve Ozan Doğulu kardeşlerin esprileriyle, karşılıklı diyaloglarıyla yaptıkları şov, sahnenin ışıklandırılması, KEN kıyafetleri için "Tek kelimeyle harikaydı" diyorlar. Zaten neredeyse nefes almayı bile imkânsız kılacak kadar kalabalık izleyici topluluğu da konser süresince bir an bile yerlerinde duramamış.
Bunları neden anlatıyorum; çünkü Türk pop müziğini Bati müziğiyle yarışacak düzeye getiren onlar... Saygılarıyla, kaliteleriyle gençlere iyi örnek olan onlar. Ve biz bu değerli sanatçılarımızı izleme, gurur duyma, mutlu olma fırsatını kaçırmamalıyız. Bundan sonraki ilk konserinde oradayım.
Bravo Kenan Doğulu! Teşekkürler BKM!
Sahte müzeler
Sualtı Araştırmaları Teknolojisi Derneği (SUTA) Başkanı Erkan Ayral Bodrum Kalesi Sualti Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen eserlerin çoğunun sahte olduğunu söylemiş. Konuyu MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'a bildiren sualtı arkeologu Harun Özdaş "Ona doğruyu söylemek zorundaydım" demiş.
Erkan Ayral'ı tanırım, bu konularda müthiş bir bilgiye sahiptir ve eski Müze Müdürü Oğuz Alpözen'le de sualtından çıkarılan çok sayıda eser konusunda yıllar süren tartışmaları olduğunu, bunları yazdığımı hatırlıyorum.
Ayral o dönemde çıkarılan çok sayıda eserin Amerikalılar tarafından yurtdışına kaçırıldığını ve buna göz yumulduğunu da anlatırdı.
Ama ne o, ne de onun gibi dürüst insanlar ne yazık ki uyarılarıyla önlem alınmasını sağlayamıyorlar. Aksine müzelerin başına müdür diye konulan insanlar gelen müfettişleri de ağırlayarak, onlara hediyeler sunarak olayları örtbas edip gidiyorlar.
Olan sonunda hep millete oluyor. Kuşaktan kuşağa aktarılacak, ancak Anadolu topraklarında bulunan ve her yıl on binlerce turisti de buralara çekecek olan eski medeniyetlere ait eserler müzelerden beşer onar kaçırılıyor.
Göz kulak olması gerekenler bu arada ne mi yapıyor? Onlar meşgul; uyuyorlar.
Bari müzelerin isimlerinin başına "Sahte" kelimesini de ekleyelim.
öyle ya, örneğin Bodrum sokaklarında benzeri satılan imitasyonları "tarihî eser" diye müzeye koymanın ne anlamı var? Yazıklar olsun!
Tan Sağtürk jüriliği sevmiş
Ses ve dans yarışmalarında jüri üyelerinin katılan gençleri azarlaması, hakarete varan sözlerle aşağılaması da biliyorsunuz bizde normal sayılıyor.
Ve hatta reyting açısından çok önemseniyor ve bunu yapmaları isteniyor. Gençlerin ne hissettiği önemli değil (!).. Örneğin uygun ayakkabısı olmayan, belki de arkadaşından aldığı ödünç ayakkabılarla yarışmaya katılan 16-17 yaşında bir genç bu nedenle milyonlarca izleyici önünde paylanabiliyor.
Balet Tan Sağtürk' ün İzmir'deki bale okuluna kayıtlı öğrenci velilerinden gelen mektuplarda Sağtürk'ün bütün dönem okula uğramadığı gibi
final gecesinde çocukların gururunu kıracak davranışlarda bulunduğu, kuliste onlara kızıp bağırarak ağlattığı anlatılıyor. Bazı veliler çocuklarının bu nedenle baleden de tümüyle soğuduğunu söylüyorlar.
Tan Bey okulu TV hazırlık sınıfı gösterisini de dans yarışması sanmış anlaşılan. Birdenbire "Ne oldum" diyenler kısa sürede başladıkları noktaya dönerler.
Biraz daha dikkatli ve saygılı olması, adına önem vererek oraya gelen çocukları ve ailelerini kırmaması gerektiğini kendisine hatırlatmak istiyorum.
Ne de olsa hayatin kendisi, her rezalete susulan Türk ekranlarından farklıdır.
Telefonda Kenan Doğulu!
O kadar çok olumsuzlukla karşılaşıyoruz ki bizi ancak müzik gibi ruhumuzu doyuran güzelliklerin kurtarabileceğine inanıyorum...
Haberin Devamı

