Tek bir saldırı olursa??

Haberin Devamı

Çok başarılı ve gerekli bir operasyon başlama tarihinin “zamanlaması” kadar bitiş tarihinin zamanlamasıyla da şaşırtarak sona erdi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın “Kısa süre izafidir. Bir yıl da olabilir” sözlerinin hemen arkasından ordunun operasyona son vermesinin, her ne kadar “Biz görevimizi yaptık, harekat başarılıydı, dönüş tarihini güvenlik nedeniyle gizli tutmak zorundaydık” sözleri doğru geliyorsa da toplumda büyük bir hayal kırıklığı, güvensizlik duygusu yarattığı da doğrudur.

Yabancı gazetelerin ve Bush’un “operasyon birkaç güne kadar bitecek” açıklamalarından ve Amerika Savunma Bakanı Gates’in görüşmelerinden çok kısa süre sonra bitmesi bile bu hayal kırıklığı ve güvensizliğin haklılığını göstermeye yeter.

Amerika’yı karşımıza almadan, ipleri koparıp düşman durumuna gelmeden böyle bir operasyonun tamamlanmış olmasını anlayışla karşılamak mümkündür ama o “çık” dediği anda sonuç alınmadan çıkmışsak Türk halkı bunu anlayışla karşılamak zorunda değildir.

Düşünelim, koskoca 10 bin kişilik ordu kalkıyor, -30/-15 derecelerde dağlar tepeler aşarak karadan, havadan saldırıya geçiyor ve bunu “Teröristleri etkisiz kılmak” adına yapıyor... Peki sonra?

Teröristler etkisiz kılındı mı? Eğer bütün mesele kampları bombalamak idiyse binlerce askerimiz karlar içinde dağ tepe neden yollara döküldü?

240 terörist için mi? Küçümsemek değil bu ama merak ediyor insan; bir daha böyle bir fırsat kolay kolay ele geçmeyeceğine göre istenen sonuç tam olarak alındı mı, alınmadı mı?

Kuzey Irak’la Türkiye sınırı arasında bir tampon bölge oluşturmadan güvenlik sağlanabilir mi, sağlanamaz mı?

Zap Kampı ortadan kaldırıldı mı, kaldırılmadı mı?

O bölgedeki terörist sayısının verilen 240 rakamından kat kat fazla olduğu ortada, evet terör örgütüne ve Barzani’ye gerekirse “tepelerine inileceği”nin gösterilmesi iyi olmuştur ama hâlâ bir misilleme yapmaları imkânsız hale getirilmiş midir?

Yakınlarda eğer tek bir kez daha Kuzey Irak sınırından geçenler tarafından bir terör saldırısı olsa TSK için nasıl bir durum ortaya çıkacağını iyi düşünmek gerekir.

Bırakın diğer ülkeleri bunu Türk halkına anlatmaları ve anlayış beklemeleri bile imkansız olur.

En iyisi böyle bir ihtimali akla getirmemek galiba...

Bence TSK “en güvenilir kurum” olarak kalmak istiyorsa bu soruların cevabını net şekilde açıklamak zorundadır!

*****

Kolay başarı!

Recep İvedik’in oynadığı tüm sinemalar, tüm seanslarda dolu. “Kapalı gişe oynamak” diye buna denir. Özellikle gençler oluk oluk Recep İvedik’i görmeye akıyorlar.

Ben de onlardan olduğum için üçüncü gününde koştum görmeye... Tabii bir nedeni de Şahan Gökbakar’ı sevmem, onun beni güldürebilen sanatçılardan olması...

Çok üzülerek söylüyorum ama ciddi bir hayal kırıklığı yaşadım. İnanın bana TV’de tiplemelerini izlediğimde katıla katıla güldüğüm sanatçının Recep İvedik’inin tamamında birkaç kez gülümsedim sadece. Ve nedense hemen rahmetli Kemal Sunal’ın filmlerini, bin kez izlesem her seferinde aynı şekilde güldüğüm Hababam Sınıfı’nın (başta Şener Şen) oyuncularını, Gırgıriye’lerdeki Müjdat Gezen, Adile Naşit, Perran Kutman’lı sahneleri, yine tekrarlarına da aynı şekilde güldüğüm Cennet Mahallesi’nin (ve Romantika’nın) süper sanatçılarını, Metin Akpınar, Zeki Alasya, Oya Başar, Ayşen Gruda gibi her tiplemesine güldüğüm başarılı sanatçıları düşündüm.

Biz bugüne kadar çok güzel komedi filmleri, dizileri izledik. Sanatçının yeteneği, oyunuyla birlikte kaliteli esprilere güldüğümüz film ve diziler.

Oysa son zamanlarda bu konuda en çok isim yapan genç kuşak sanatçıların maalesef işi kendilerinden öncekiler kadar ciddiye almadıklarını, daha doğrusu Türk izleyicisinin zekasını ve espri algılama düzeyini küçümsemeye, kolaya kaçmaya başladıklarını görüyoruz.

Bol miktarda cinsellik, dekolte, argonun en çirkini, üç dakikada bir edilen küfürlerin, yapılan el hareketlerinin en abartılısı güldürmeye yeter sanıyorlar. Tipleri de iyice abarttın, reklamı iyi yaptın mı mesele tamamdır. İşin üzücü tarafı 20 yaş altı gençlerin bu tür filmlerle yetişiyor ve bu esprileri beğenebiliyor olması.

En azından Digitürk’te gösterilen yabancı komedilerle bir karşılaştırma yapsalar keşke. Yüz ifadeleri bile değişmeden her cümlede güldürenlerle.

Güldürüyü de bırakın ben “Yaprak Dökümü” kalitesinde kusursuz dizilerin yapılabildiği bir ülkede kusursuz filmlerin de yapılacağına inanıyorum.

Kolaycılığa sapmadan, seyirciyi küçümsemeden çalışıldığı zaman...

Milli Eğitim Bakanı Çelik’le nihayet sonunda tek bir görüşte hemfikir sayılırız!



DİĞER YENİ YAZILAR