Biliyorsunuz Başbakan için slogan atan liseli öğrencilere 11’er ay hapis cezası verildi. Slogan nedeniyle, vurgulayalım... Anasını da alıp gitmesi istenen çiftçi ise “protesto yapmasın, konuşmasın” diye gözaltına alındı.
Ama “Bir şeytana, bir de nefsime kızgınım” diyerek suçunu itiraf eden, çocuğun annesinin de -mağdur çocuktan ve diğer çocuklarından ayrı kalma pahasına- olayı anlatmasına rağmen (bundan sonra belki de ifadesini geri aldıracaklardır, sıra ona geldi) Hüseyin Üzmez denilen çocuk tecavüzcüsü dışarda...
Geçenlerde Zaman yazarı Hüseyin Gülerce Mine Şenocaklı’ya verdiği röportajda “Üzmez’in yaptığı insan olarak kabul edilmez. Bu olayda bizim de sesimiz daha gür çıkmalıydı, bu çok ahlaksızca ve insanlık dışı bir olay” diyordu ki olayın başka bir açıklaması da olamaz.
Peki o zaman bu nasıl adalettir ki çocuk tecavüzcüleri ve cinayet işleyenler dışarda, slogan atan öğrenciler, hem de 11 ay içerde?..
Nasıl insaf, nasıl “insan hakları”dır ki slogan atan, pankart taşıyan öğrencinin 16-17 yaşında cezaeviyle tanışmasına ve hayatının geri kalanında sabıkalı olmasına göz yumulabilir?
Bu toplum “adaletsizliğe karşı çıkmadığı” her eylemin sorumluluğunu paylaşıyor ve “her gün benzer haberleri görerek, şok olarak, üzülerek” vurdumduymazlığı kendisine ceza olarak geri dönüyor.
Sokağa çıkmaya korkar, gölgesinden korkar hale geliyor. Cezamız bu işte!
AVUKAT’TAN MEKTUP
Bu arada Bursa Barosu tarafından mağdur çocuğu savunması için görevlendirilen Avukat Nevin Cambaz’dan bana gelen mektubu yazamadım. Bana şöyle diyor: “Mağdure için atanmış olsam da bir hukukçu olarak henüz suçluluğu kesin bir yargı kararı ile kanıtlanmamış bir kimse için (peşin hükümlü) bu şekilde aslı astarı olmayan bir iddia ile tarafınızın yanıltılması ve kamuoyunu yanıltmanıza sessiz kalamamış bulunmaktayım.
Yukarda belirttiğim gibi iş bu yargılama dosyasında cinsel istismar mevcut ise de tecavüz iddiası mevcut değildir. Bunu kimse iddia etmemiştir ve böyle bir bulgu da mevcut değildir... İnanın bu dosya çocuğun istismarının söz konusu olduğu birçok dosyadan daha az vahimdir (...)
Bence bu yanlış haberinizle asıl siz mağdureyi mağdur etmiş oldunuz çünkü yargılama konusunu o kadar yanlış ifade ettiniz ki mağdureye H. Üzmez tecavüz etmediği halde gazetedeki yanlış haberle tecavüze uğramış oldu.”
Bilmem ki önce bütün hukukçular, sonra sizler de bu mektubu okuyunca benim gibi;
“Bu avukat derhal değiştirilmeli ve mağdur çocuğu kadın kuruluşlarından bağımsız bir avukatın temsil etmesi mutlaka sağlanmalı” diye düşündünüz mü?
Bir kere özellikle bir kadın avukatın “bir kız çocukla yaşlı bir adamın söz konusu olduğu bir cinsel istismar” davasında kendi müvekkili olan mağdur çocuk yerine suçlunun yanında yer alıyor olması ve onu neredeyse koruyor havasına girmesi son derece üzücüdür.
Bunun dışında “aslı astarı olmayan bir iddia” sözleriyle, henüz devam eden bir davada önyargılı kararı şimdiden vermiş olduğu açıkça bellidir.
TECAVÜZCÜLER CENNETİ
Eğer bu doğru olsaydı Adli Tıp kararları beklenmez, Adli Tıp’ta Üzmez’i suçlu çıkaran ifadeler veren doktorlar görevinden alınmaz ve dava bu kadar uzun sürmez, şimdiye kadar çoktan biterdi.
Tecavüz iddiası mevcut değilse kızın annesinin beddualarının, Üzmez’in karısının yanında sırıtarak “Bir nefsime, bir de şeytana kızgınım” sözlerinin anlamı neydi?
Şimdi artık birçok olayda tecavüzcüleri kurtarmak için “cinsel istismar var, tecavüz belli değil” gibi ifadeler kullanılıyor. Üzmez çocuğa tecavüz etmediyse ne yaptı?
Bu kadar kıyamet neden koptu, Ali Bulaç Hüseyin Gülerce ve birçok yazar neden “Böyle ciddi bir suçta o camia, bu camia diye bir şey yoktur” diyorlar?
Hüseyin Üzmez ise hâlâ dışarda geziyor belki de “bu kadar kolay kurtuluyorsam neden tekrar yapmayayım” diye düşünüyordur.
O arada çocuğun yaşı 17-18’e gelecek, Adli Tıp ve yargının kararları etkilenecek, toplum tepkisi azalacak ve bingo!
El birliğiyle Türkiye’yi bir “çocuk ve kadın tecavüzcüleri cenneti” yapmak için daha uygun nasıl bir ortam olabilir ki?
Tecavüzcü suçsuz protestocu suçlu ve bu da adalet!
Haberin Devamı

