Ekrandaki boynu bükük genç kızın gözlerinden yaşlar sicim gibi akıyordu. Kısık sesiyle kurduğu kısa cümleler hıçkırıklarla kesiliyor, devam edecek gücü toplayabilmek için sık sık konuşmasına ara vermek zorunda kalıyordu.
Yüzünü -tanınmasın diye- biraz kapatmışlardı ama görebiliyorduk... Uzun süren hastane tedavisini izlettiler önce. Her yeri yara bere içindeydi, ayaklarının üstüne basamıyordu. Saçları kökünden kesilmiş, kafasındaki geniş yarıklara özensizce dikiş atılmıştı.
"Aynı apartmanda oturuyorduk, önce beni annemden istedi, vermeyince çalıştığım kuaföre gelerek kaçırdı" diye başladı söze. Sonra, yüzünü saklamak ister gibi kafasını iyice öne eğerek devam etti: "Beni arkadaşlarıyla birlikte zorla arabaya bindirip kaçırdılar. Üç ay tecavüz etti. Ağaca bağlayıp copla dövdü. Kerpetenle dişimi ve tırnaklarımı söktü. 'Yapma' diye yalvardım ama dinletemedim."
O ağlayarak anlattıkça yanında duran annesi daha da çok ağlıyordu. Birkaç ay önce oğlunu da kaybeden zavallı kadının: "Çocuğumu böyle görmeye yüreğim dayanmıyor artık" diyerek akıttığı gözyaşlarına izleyenlerin yüreğinin dayanması da imkânsızdı.
"Deşifre" programında bir haftada birkaç kez gösterilen, 15-16 yaşlarındaki F.G.'ye tecavüz eden kişi yakalanmıştı. Tutuklandığında, kendisine soru soranlara tehditler yağdırmakla meşguldü...
F.G. uzun süren tedaviden sonra yürüyecek hale gelip hastaneden taburcu edilmişti ama ya derin yaralar açılmış kafasından da beter durumdaki ruhu... Ya hayalleri, ümitleri? Onları kim tedavi edebilecek, geri verebilecekti ona?
Önce bunu duyduk. Sonra da Urla'daki Barbaros Çocuk Köyü'nde çoğu kız 16 çocuğun taciz ve tecavüze uğraması nedeniyle açılan davada 20 sanık için 15 yıla kadar hapis cezası istendiğini... Savcının hazırladığı fezlekede, yaşları 4 ile 18 arasında değişen kız ve erkek çocukların dışardan veya Çocuk Köyü içinden gelenlerle rızaen veya rızadışı ilişki kurdukları belirtilmiş.
"Zorla ırza geçme" yani tecavüzden 10 yıl hapsi istenenler arasında Köy Müdürü'nün oğlu da var. Ama Müdür'ün kendisi, koruma görevinden asıl sorumlu şahıs için sadece "görevi ihmal' den 2 yıl hapis cezası istenmiş.
Yargıtay böyle derse...
Şimdi, sadece bu iki örneğin ışığında, aynı sıralarda bir başka çocuk tecavüzü ile ilgili olarak Yargıtay'dan çıkan akıl almaz karara bakalım:
"Tecavüze uğrayan çocuk bağırmaz ve yaşadıklarını anlatmazsa, tecavüze rıza göstermiş demektir." Yargıtay bu nedenle "bağırmayan çocuğa tecavüz eden sanık için ceza indirimi" istemiş. Ve de, ve de Bursa Ağır Ceza Mahkemesi tecavüz edene "iyi hal indirimi" de yaparak cezasını iyice hafifletmiş. Sanık bir sürü indirimden sonra tahliye edilmiş.
Bizden de bu olaylara bakmamız ve Türkiye'de adalet olduğuna inanmamız isteniyor. Çocuk yaştaki kızları kaçırıp üç ay tecavüz eden, en insanlık dışı işkenceleri yapan, 4 yaşındaki çocuklara bile acımayan sapıkların olaylarını izleyeceğiz ve sonra da "bağırmayan çocuk tecavüze rıza göstermiştir" takdirine mi inanacak, anlayış göstereceğiz?
O zaman milletçe yeni TCK için ayağa kalkmamızın, kanunlara "çocukta rıza aranmayacağı" maddesinin eklenmesinin, bırakın çocukları yetişkinlere tecavüz suçuna 20-25 yıl ceza getirilmesinin ne anlamı kalıyor?
Ben size bir şey söyleyeyim mi; bu korkunç tecavüz olayları Türkiye'nin yüz karasıdır ve toplum olarak ele alınıp devletten kesin çözüm istenmedikçe de asla durdurulamayacaktır.
Devlet, kendisine emanet edilen çocukları koruyamadığı gibi suçluları da hak ettikleri şekilde cezalandırmıyor. Cezalandırmadığı gibi çoğu kez teşvik eder şekilde bir görevden alıp diğerine aktarıyor.
Yargı "tecavüze uğrayan çocuğun rızası"ndan söz ediyor.
Mağdurlar insanlık dışı olayları yaşadıkları gibi bir de teşhir olduğuyla kalıyor.
Buna adalet denebilir mi?
Denebilirse, o zaman tecavüzlerin neden hızla arttığını ve şiddetini de arttırdığını hiç merak etmeyelim!
Tecavüz suçları neden artıyor dersiniz?
Ekrandaki boynu bükük genç kızın gözlerinden yaşlar sicim gibi akıyordu. Kısık sesiyle kurduğu kısa cümleler hıçkırıklarla kesiliyor, devam edecek gücü toplayabilmek için sık sık konuşmasına ara vermek zorunda kalıyordu
Haberin Devamı

