TCK'nın tümü ertelenmesin!

Birol Bayram'ın karikatürleri gerçekten müthiş. Çarşamba günü yine "basına hapis cezası getiren" yeni TCK'yı tek karede özetlemişti

Haberin Devamı

Birol Bayram'ın karikatürleri gerçekten müthiş. Çarşamba günü yine "basına hapis cezası getiren" yeni TCK'yı tek karede özetlemişti.

Bilgisayarda demir parmaklıklar arasından görünen mavi gökyüzü... Önünde bir gazeteci, ekrana bakıyor... Ve yazı: "Yeni Ceza Yasası'na medyanın bakışı"...

Aynen öyle, daha yasa yürürlüğe girmeden gazetecilerin eline kelepçe takılmış oldu. Gözlerimizin önünde demir parmaklıklar uçuşuyor. Her cümle hatta her kelimede durup bir süre düşüneceksin; acaba bu kelimeyi mi kullansam yoksa sözlük başına geçip beyleri rahatsız etmeyecek başka bir kelime mi arasam...

Hani para cezası olsa sonunda, yine yazarsın... Çoğu kez "feda olsun, birkaç yıl para almadan çalışırım" diyor insan... Ama, evinden, ailenden kopup cezaevlerine düşmek var.

İşin en kötü yanı; ne yaparsan "düşeceğini" de bilmiyorsun. Her cümleden başka bir anlam çıkarmak mümkün, örneğin; "yabancı devlet adamlarını hasmâne harekete tahrik" anlamı her cümleden çıkabilir. Birol Bayram'ın dünkü karikatürü veya Musa Kart'ın "Kedi karikatürü" hapis cezasına yeterli olabilir.

Gazeteci nasıl çalışacak o zaman?

Dünya Basın Kuruluşları zaten Türkiye'de halihazırdaki baskıyı, ağır para cezalarını şiddetle eleştiriyorlar, gazeteciyi hapisle cezalandıracak bir yasaya medeni ülkelerin hepsinin karşı çıkacağına ve bütün suçlamayı da Hükümet'e yönelteceklerine hiç şüphe yok.

Daha 2004'ün Haziran ayında "basın yoluyla işlenen suçlar için hapis cezası verilmeyeceğini" bildiren Basın Yasası'nı yürürlüğe koyduktan sonra, birkaç ay içinde "hapis cezası" getiren Ceza Kanunu çıkartmanın mantığı nedir, bunu millete açıklamaları lâzım.

Alışma(!!) yürüyüşü
Dün tüm basın örgütleri ile gazeteciler Cağaloğlu'ndan Adliye Sarayı'na yürüdüler. Cemiyet'in önünden başlayan bu yürüyüş "gazetecileri adliye yollarına alıştırma" ironisini simgeliyordu.

Bir halkın haber alma özgürlüğünü en ağır şekilde kısıtlayan, medyasını baskı altına alan böylesi bir yasanın tartışılmadan, cezanın muhatabı olan basını Komisyon toplantılarına çağırmadan, haberdar etmeden sessizce, gizlice Meclis'ten geçirilmesi hiçbir demokratik ülkede kabul edilemez.

Kaldı ki, katilleri, hırsızları, tecavüzcüleri aflarla serbest bırakmak için yarışan, kalanları ise daha TCK yürürlüğe girmeden "ceza indirimi" nden yararlandıran hükümetler için hiç kabul edilemez.

Bu kanunun durdurulması gerekiyor. Öte yanda çocukları tecavüze uğrayarak öldürülen, trafik suçlularının kurbanı olan veya namus cinayetleriyle hayat sönmüş ana-babaları bir 6 ay daha görmek istemiyoruz. Bu tür suçlara ağır cezalar getiren yeni TCK uygulamasının tümüyle ertelenmesi sucun devamını sağlayacaktır. O ceza maddelerinin 1 Nisan'da yürürlüğe girmesi, basınla ilgili olanların ise tartışılarak düzeltilmesi için zaman tanınması gerekmektedir.

Umalım da Hükümet, son aylardaki hatalarına yeni ve başına büyük dertler açacak birini daha eklemesin!

"Benim memurum..."
Başbakan Tayyip Erdoğan "Benim memurum işini bilir" sözünün kalktığını söylemiş. Yerine "benim milletvekilim işini bilir" sözünün gelmesini istemiyorsa dokunulmazlıkları sınırlandıracak yasayı derhal çıkarması gerekiyor.

Basına hapis cezası verecek kanun şıpın işi kabul ediliverdi, oysa diğerini duymamakta israrlılar. "Benim memurum işini bilir" sözünün kalktığını söylemekle "temiz topluma ulaşıldığını" kastediyorsa, kendisinin de bildiği gibi durum hiç de öyle değil.

Toplum ve siyaset ancak siyasetçinin dokunulmazlık kalkanı ortadan kaldırılırsa temizlenir.

Ne demişler; Balık baştan kokar! Haydi sayın Başbakan; sıra sözünüzü kanıtlamaya geldi, dokunulmazlıklara...

Sesim duyuluyor mu?

DİĞER YENİ YAZILAR