Başbakan Erdoğan, AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez’e “Kız yurtlarında araştırma yaptığı için” kızmış ve:
“Bir erkek olarak o saatte kız yurdunu nasıl basarsın” demiş. Sonra da “Bakan Nimet Hanım’la niye uğraşıyorsun” diye sormuş. Meclis’i okulla, kendisini de “başöğretmen”le karıştırmış olmalı.
Çünkü sorduğu iki soru da çok şaşırtıcı... O yurtlarda ve hatta yuvalarda erkekler de çalışıyor (ki zaman zaman bunlar arasından bazı hasta ruhluların çocukları taciz ettiği de bugüne kadar sıkça duyulmuş olmasına rağmen çalışıyor), o zaman bir doktor milletvekilinin gerçekleri araştırmak üzere haber vermeden gitmesinde ne mahzur olabilir?
Turhan Çömez Bakan olsaydı gitmeyecek miydi?
Gitmesi gerekmez miydi?
Sonra, böyle ciddi bir soruna eğilen ve olayları araştıran, duyuran, böylece çözümü hızlandırabilecek bir milletvekiline teşekkür etmek gerekirken “Nimet Hanım’la niye uğraşıyorsun” diye sormak Başbakan’ın nereden aklına geldi acaba? Yoksa Nimet Çubukçu’nun bakan olur olmaz ilk iş olarak kadın sivil toplum örgütleriyle kavga etmekten başlayarak her konuşana, gerçekleri anlatana şiddetle karşı çıkması, öfke duyması, şikayet etmesi bunun nedeni olabilir mi?
Turhan Çömez, Emniyet’in verdiği rakamları açıkladığını söylüyor; sadece Ankara’da 80’i kız 206 çocuğun kayıp olması ve nerede olduklarının bilinmemesi susulacak ve üstü “hatır için” örtülecek bir durum mudur?
Bakan Çubukçu’nun kendisi de “Türkiye’de 900’e yakın çocuğun kayıp olduğunu ancak net rakam veremeyeceğini” söylemedi mi (arşivlerde mevcut bir haber...)
Hemen savunmaya geçip sanki ortada ciddi bir sorun yokmuş ve abartılıyormuş gibi tavır alınacağına, yardımlara teşekkür ederek ortak çözüm aranması gerekirken bu yapılan yanlıştır.
İnkâr çözüm getirmez, açıklamak ve olayların peşine düşmek gerekir.
Turhan Çömez bugüne kadar alışılmamış, sorumlu, ciddi bir milletvekili gayreti gösteriyor, karşılığı “teşekkür” olmalıyken haksızlıkla karşılaşması çok üzücü bir durum (ama yine “şaşırtıcı” değil.)
Bence Başbakan Erdoğan ona “Neden habersiz kontrole gidiyorsunuz” diye soracağına Bakan Çubukçu’ya “Bu sizin göreviniz, siz neden kontrole gitmiyorsunuz” demeliydi.
Soru da yanlış, adres de!
(Not: Ayrıca... Biz de merak ettik Seyran Yurdu neden kapatılmış, açıklasalar da öğrensek.)
Kenan Doğulu başarır!
Onun müziği; sözüyle, bestesiyle şarkıları, gitarı, sesi, şıklığı, süper dans gösterileriyle süslü şovları kadar sorumluluğunu beğenirim ben... Sıra işine, mesleğine gelince gösterdiği ciddiyeti, sansasyona asla gerek duymamasını müziği kadar takdir ederim.
Çok daha genç yaşlarından beri böyleydi, hiç değişmedi. Aynı sorumluluğu gösteren, yalnızca yeteneğiyle başarı kazanan ve başarılarıyla hiç şımarmayan az sanatçımız var ve onların “beğeni listemde” yerleri farklıdır.
Henüz “dün bir, bugün iki” ortaya çıkmış yeni yetme sanatçıların kendini bir şey sanmasını, menajerlerinin aklına uyarak süper star havasına girmesini gördükçe o “birkaç ismi” ve onların danışmanlarını daha da çok takdir ediyorum.
Kenan Doğulu’nun Park Orman’daki Sevgililer Günü konserini, o akşam için çok önceden plânlanmış bir başka program nedeniyle ben izleyemedim ama izleyenler anlata anlata bitiremediler.
Yine muhteşem bir performans sergilemiş. Onu sahnede defalarca görmüş biri olarak hiçbir yeni performansı beni şaşırtmaz, bu nedenle Eurovision’da çok başarılı olacağına onu bu konserde de izleyenler kadar gönülden inanıyorum. Kardeşi Ozan Doğulu’yla omuz omuza bu işten de yüzlerinin akıyla çıkacaklardır.
Fazla strese girmelerine de hiç gerek kalmadan... Onlar bu işi iyi biliyorlar! Ayrıca yarışmada çıkacak beklenmedik bir sonuç da ülkesini temsil için her riski göze alan bir gerçek sanatçıyı etkilemez. Yıllar süren çalışmalar sonucu kazanılmış sevgi ve takdiri değiştirmez.
Öte yanda “Türkçe-İngilizce şarkı” tartışmalarını sürdürenler var. Garo Mafyan’ın dediği gibi Eurovision “Dil yarışması değil, şarkı yarışması”dır. TDK ve herkes artık Sertap Erener’in, Athena’nın İngilizce parçalarla elde ettiği başarıları da hatırlayarak bu tartışmayı kesmeli ve Kenan Doğulu’ya fazlasıyla hakettiği desteği vermelidir. Yine iyi niyetin ödülü yıpratılmak olmasın!

