Başbakan Erdoğan bir araştırmada partisinin oy oranının yüzde 48 civarında olduğunu belirterek: “AK Parti’nin halkımızın gönlündeki yeri güçlenerek devam ediyor. Kararsızlarda ciddi artış var. Muhalefet kan kaybediyor” demiş.
Oysa AKP’ye yakınlığıyla bilinen ve AKP’nin anlaşmalı olduğu ANAR ve POLLMARK’la aynı kişiye ait olan “Metropol”ün yaptığı ankette AKP’nin oyu yüzde 48 değil, yüzde 41.9... Yani “oy kaybı” var. Muhalefetin kan kaybettiği doğru ve zaten AKP’nin Mahkeme tarafından “rejim karşıtı eylemlerin odağı” olduğuna oy çokluğuyla karar verilmesine rağmen hâlâ yüzde 42 oy alabilmesini de buna borçlu.
Ana Muhalefet’in kan kaybetmesine, geriye kalan oyların bölük pörçük olmasına ve KARARSIZLARA borçlu...
Bu kararsızlardan payına düşeni ekleyip AKP’yi yüzde 47’nin üstüne çıkarabilirler, yapılan da budur. Ama acaba her zaman aynı sonucu verir mi? Cuma günü ben de anketi görünce deneyimli bir kamuoyu araştırmaları uzmanlarıyla konuştum.
“Kararsızlar”ın oyunun Metropol’ün sonucu olan yüzde 12.5’dan çok daha yüksek, AKP’nin ise daha düşük çıkması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti: “Geçen seçimde AKP’nin yüzde 47 alacağını bilen AG Araştırma Şirketi’nin 4 gün önce açıklanan anketinde AKP: yüzde 33, Kararsızlar: yüzde 29.4 çıktı. Bu sonuç Metropol’ün sonucundan çok farklıdır. Ayrıca kararsızları oran olarak diğer partilere bölüştürmek, sanki kararsız bir kitle yokmuş ve oylarını nereye verecekleri biliniyormuş hesabı yapmak son derece yanlıştır. Yüzde 29.4’ün yüzde 25’i tek bir partiye de gidebilir ve bu tüm tabloyu değiştirir. Bu anketler kamuoyunu etkilemek için yapılıyor ve çok da başarılı oluyor. ‘Yüzde 47’i yüz kez tekrarladığınızda kararsızları güçlü olana yönlendirmek oldukça kolaydır ve geçmişte örneği de görülmüştür.”
HALK MEMNUN DEĞİL
Şimdi, AKP’nin oyu AG’nin sonucu gibi yüzde 33 müdür, yoksa AKP’ye yakın Metropol’ün dediği gibi yüzde 41.9 mudur bilemeyiz. Ama aynı şekilde kararsızların ne yapacağını da Tayyip Bey dahil kimse bilemez.
Bilinen bir şey varsa o da Metropol anketinde bile, AKP’ye 41.9’u veren kesim içinde olmak üzere halkın yüzde 73’ü “AKP’nin politikalarından memnun olmadığını” bildiriyor. Aynı halk en güvendiği kurum ve şahıslarda AKP Genel Başkanı’nı “ordu, polis, yargı, Anayasa Mahkemesi”nden sonra alt sıralara koyuyor.
Aslında Erdoğan’ın da söylediği gibi kararsızlardaki ciddi artış da gösteriyor ki (o herhalde AG’deki 29.4’ü daha doğru bulmuş) bu sonuçların en somut yorumu, “toplumun çaresizlik, alternatifsizlik içinde bir tercihe zorlanması”dır.
Başbakan’ın övüneceği, özellikle “aynı yolda devam” diyebileceği bir durum hiç mevcut değildir.
Tam aksine “aynı yolda devam” hatasına düşmesi ve özeleştiri yapmaması bu tabloyu bal gibi değiştirebilir.
Tarih “tekerrür de edebilir”. Benden söylemesi...
İstenen kurum ve kişileri kolayca yıpratan senaryolar!
“At izi, it izine karışmış” sözünü tam doğrulayan bir ortama itildi Türkiye... Bundan sonra herhangi bir vukuat durumunda olayın kimin başının altından çıktığını hiçbir babayiğit anlayamaz. İsteyen beğendiği yöntemlerden birini seçerek güzelce manipülasyonunu yapar, suçu da kimi veya hangi kurumu hedeflemişse onun üstüne yıkar.
Hatta bu zahmete bile gerek yok, belli medya kuruluşları senaryoyu yazar, anlatır, inandırır.
Benim görüşüm budur. Çünkü “işte bu adamın notları, şu kurumun belgeleri” denilen bir takım not ve belgeler, o kişi veya kurumlar tarafından yalanlanıyor ama bu yalanlama gerçeği yansıtıyor mu, yansıtmıyor mu artık o bile anlaşılamıyor. Senaryo aynen devam...
Hangi dava yargıda ise, daha yargı gerçekle yalanı, düzmeceyi ortaya çıkarmadan söz konusu bilgi ve belgeler gerçeğin ta kendisiymiş gibi yerli Sherlock Holmes’lar tarafından meydana yayılıveriyor.
Dün “Ergenekon belgeleri” olarak verilen belgelerde göze kulağa daha ilk bakışta son derece anlamsız gelen cümlelerden söz etmiştim...
Söz konusu belgelerden biri ordunun üst düzey komutanlarının (aralarında Hilmi Özkök, Aytaç Yalman, Özden Örnek gibi isimlerinin bulunduğu) bir toplantıda yaptığı konuşmaları anlatıyor.
BUNA KİMSE SUSMAZ!
Düşünün şimdi, bunlar yılların generalleri, orgeneralleri, TSK’nın üst düzey askerleri... Ve şöyle konuşmalar geçiyor toplantıda:
“Başbakan ile görüşmelerde hakaret etmek lazımdır, YÖK Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü gibi laik kesimin önde gelenleri ziyaret edilmeli, medya patronları denetim altına alınmalı, basının ‘iyi olanları’ kullanılmalıdır.”
Bırakın bu komutanlar toplantısını, üç tane gazeteci veya diyelim ki muhalefet partisi milletvekili konuşurken biri “Başbakan’a hakaret etmek lazımdır” dese diğerleri anında “Bu ne saçma bir söz” diye itiraz eder veya güler.
Söylenecek söz müdür, bir komutanın -değil “üst düzey”, en düzeysiz olanı bile- bunu söylemesi mümkün müdür, akıl mantık kabul ediyor mu? Diğer vurguladıklarım da öyle...
Sonra, ABD’deki düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nün Türkiye uzmanı Zeyno Baran’la ilgili, “Özel Rapor” başlıklı belgedeki cümle var, o da dikkat çekici...
Zeyno Baran’ı bugüne kadar genellikle doğru gözlemleri, yorumlarıyla tanıdık. ABD medyasını kıskaca alarak onları da “taraflı basın” haline getirenlerin aksine daha dürüst, Türkiye’nin çıkarları yönünde samimi bir bakış açısı olduğunu düşündük...
Gönderdiği raporun “ABD’nin ılımlı İslâm projesinden ve AKP’yi desteklemekten vazgeçirilip, Kemalizme nasıl ikna edileceği sorunu üzerine” hazırlanmış olduğu ifadesi... Daha sonra “Kemalizmin anlatılması ve ılımlı İslâm modelinin taşıdığı riskler konusundaki bilgi paylaşımı ikna edici olabilir” denmesi... Hele de bunun “emekli ve muvazzaf askerlerle yapılmasının” önerilmesi, inandırıcı olmayı bırakın komik geliyor.
Onun gibi bir uzmanın sanki bir tarafta “Kemalizm ideolojisi, karşısında siyasi İslâm olduğunu” düşünme yanılgısına düşmesi, durumun bir rejim endişesi ve tehlikesi olduğunu bilmemesi, dikkati sürekli olarak iktidara yakın basının yaptığı gibi “Atatürk’ün kurduğu laik demokrasi yerine Kemalizm ideolojisine bağlaması” olacak şey değil!
Bütün bu karmaşa yerine belgelerin gerçekliğini anlama işini yargıya bırakmak neden bu kadar zor, medya yargı yerine mi geçti, ben de bunu anlamakta çok zorlanıyorum işte!

