Tatlıses'le Erdoğan'ın benzer tepkileri!

İbrahim Tatlıses namlı "son imparator" iki gün önce canlı yayında esmiş savurmuş yine... Yazı tura atmakla ilgili bir uyandan sonra medyayı kastederek yaptığı "Ulan şerefsizler, utanmazlar siz mi bana Atatürkçülüğü öğreteceksiniz. Yuh be size yuh. Ulan oğlum adam olun adam..." mealindeki bağırmalara milyonlarca izleyici şahit olmuş

Haberin Devamı

İbrahim Tatlıses namlı "son imparator" iki gün önce canlı yayında esmiş savurmuş yine... Yazı tura atmakla ilgili bir uyandan sonra medyayı kastederek yaptığı "Ulan şerefsizler, utanmazlar siz mi bana Atatürkçülüğü öğreteceksiniz. Yuh be size yuh. Ulan oğlum adam olun adam..." mealindeki bağırmalara milyonlarca izleyici şahit olmuş.

Okuyunca "Eh, ne de olsa ibrahim Tatiıses. O bir kabadayı. O bir maço. Üstelik dokunulmazlığı var, bugüne kadar hangi yaptığının hesabı soruldu ki bunun sorulsun... Aynı sözleri bir basın mensubu ona söylese hakkında derhal 'ağır hakaretten' ceza ve tazminat davası açılırdı, ama ibrahim Bey'e yoo... Olur mu hiç" düşünceleri geçti aklımdan.

Sonra şunları düşündüm; bir başka ülkede de sanatçılar buna benzer şeyler yapar mı, yapmış mıdır acaba?.. Aklımdan bati, doğu hatırlayabildiğim bütün ülke isimleri bir bir geçti, hiç birinde olabileceğine ihtimal veremedim. Yine bana kompleks, yine bana ümitsizlik kaldı...

Gençleri, toplumu olumsuz etkilemesin diye programlar kaldınlıyordu bir yanda ama öte yanda sınırsız özgürlüğe sahip bir sanatçı ağzının doluşunca küfürler, hakaretler yağdırabiliyor ve kimsenin gıkı çıkmıyordu. Pavarotti bile olsa bu kadar sorumsuzluğa sessiz kalınamaz oysa, sanatçı olmak böylesi şiddet gösterilerine hak kazandırmaz...

İki gündür bu düşüncelerin etkisi altındayken dün baktim Başbakan Tayyip Erdoğan Tatiıses'inkine oldukça benzer bir üslûpla Deniz Baykal'a çatiyor. Saykal'in "yabancı sermaye geliyor" maskesi altında devlete ait alanların Meclis'te tartışılmadan, ihale açılmadan istenen yabancılara keyfi şekilde verilmesine yaptığı itiraza karşı "bunlar sermaye ırkçısı, bazılarının deyimine göre 'eski komünist kafa', 'istemezükcü zihniyetine sahip "korku anaforcuları sözlerini hışımla söylüyor. Baykal ise Erdoğan'ı "kendini şeyh sanmakla, devlete ait kararları tek başına vermekle" suçluyor.

Kısacası zirvede mükellef bir şiddet görüntüsü...

Başbakan'a kim öğretecek?
Türkiye bu bakımdan ne yazık ki çok şanssız bir ülke... Şimdi böyle davranılmayacağını Başbakan'a öğretmek de "milletin sesi olarak" basına mı düşecek? Basın susarsa bu saygısız ortam sonsuza kadar mı sürecek?

Açın bakın, Ata isimli gencin ölümünden sonra hâlâ devam ermekte olan gelinli kaynanalı programlarda üç kişi, üç dakika yanyana duramıyor, koskoca insanlar birbirlerinin neredeyse gözünü oyacak noktaya gelip sinir krizleri geçiriyorlar... Bu görüntüler toplumumuzun durumu hakkında yeterli ipucu veriyor aslında, düşünmek lâzım.

Asıl düşünmesi gerekenler de toplumun örnek modelleridir. Ünlüleri, mesleklerin önde gelen isimleri, siyasetçileridir.

Baykal'a gelince... CHP'nin ve Deniz Baykal'in (AB'ye itirazdan başlayarak) hatalı tepkileri oldu, ara sıra oluyor ama AKP'nin iktidar partisi olarak yasa, kural dinlemeden yaptığı hatalar kabul edilebilirse onlar da edilebilir. Devlet alanlarını yabancılara keyfi tahsis, özelleştirme gibi konulardaki tepkiler ise her ülkede aynen görülebilecek tepkilerdir.

Başbakan Erdoğan'ın görevi ana muhalefet partisini bu tepkilerden dolayı aşağılamak, çaktırmadan halka şikayet etmek, hakaret etmek değil onlara gereken açıklamaları zamanında ve demokrasi kurallan içinde yapmaktır.

Dürüst siyaset bunu gerektirir.
Not: Sakal-ı Şerif konusunda kendisi sorumlu tutulmasına ve bu da parti genelbaşkanları ve köşe yazarları tarafından ifade edilmesine rağmen Başbakan açıklama yapmamakta İsrar ediyor. Hz. Peygamberin kutsal emaneti için biraz vakit ayırmasını rica ediyoruz, soranların sayısı oldukça fazla!

DİĞER YENİ YAZILAR