TCK yeni tasarısının Adalet Komisyonu'ndaki görüşmeleri sürüyor. Dün CHP'lilerin namus cinayetlerinin de "töre cinayetleri" ile birlikte "Nitelikli insan Öldürme" maddesi kapsamına alınması ve en ağır şekilde cezalandırılması için verdikleri önerge: "Ne gerek var, töre cinayetleri kondu ya" denerek rededilmiş.
Aynı, aynı komedi. Medeni Kanun'da oynanan oyun aynısıyla tekrar ediliyor. Kanun yine yarım yamalak çıkacak, karar kesin. Bugüne kadar yapılanların hepsi bir oyalamaca, yutturmaca mıydı acaba?
TCK değişikliğinin ana felsefesi; cinsel suçların kadınların hayatlarına karşı, bireye karşı işlenmiş suçlar olarak kabul edilmesiydi. Eski kanunlarda bu suçlar "topluma, ahlaka, (neredeyse) töreye karşı işlenmiş suç" olarak yer alıyordu. Kadınların bedenleri ve hayatları hakkında tüm kararı erkekler veya aile fertleri veriyordu.
Baba, erkek kardeş, eş, sevgili, nişanlı, töre kısacası herkes, her şey söz ve hak sahibiydi. Kadının kendinden başka herkes! Namus erkeklerin namusuydu, yaşama hakkı onların kararına bağlıydı.
Bugün de öyle. Ana mantıkta hiçbir şey değişmedi.
Prof. Sulhi Dönmezer'in "Türk erkeği karısını yolda bir erkekle konuşurken görürse tokat atmaz, BAŞKA ŞEY yapar" sözü ve anlayışı Komisyon'un bugünkü tutumuyla, anlayışıyla birebir örtüşmektedir:
* Namus cinayetlerine "anlayış" gösterilmelidir.
* 15-18 yaş arası gençlerin kendi istekleriyle "karşı cinsle" kuracakları arkadaşlık, flört hapis cezası görmelidir.
* Bekaret kontrolü yasaklanmamalıdır (böylece baba, kardeş, okul müdürü, herkes kadının, genç kızın bedeni üzerinde söz sahibi olmaya kolayca devam edecektir).
Sistemin aynen sürdürüleceği, toplumsal acının bitirilmeyeceği, Türkiye'nin kanunlarıyla çağdaş bir ülke düzeyine çıkarılmayacağı açıkça görülüyor (hatırlatıyorum; bir ülkenin demokrasi, insan hakları konusunda gelişimini önce ceza kanunlan gösterir). Bu arada namus cinayetleri de doğal olarak artan bir hızla sürüyor.
Adalet Komisyonu, Medeni Kanun da olduğu gibi TCK'yı da siyasi malzeme yapar, namus üzerinden oy kazanmaya öncelik tanırsa bunu 21. yüzyılın çağdaş dünyasına anlatamaz.
Bu büyük hatanın hesabını kendi vatandaşlarına da, bundan sonraki kuşaklara da veremez.
Çok, çok iyi düşünmeleri gerekiyor. En kritik noktadalar!
Gazetecenin tatili
Birkaç gün için Bodrum'a geldim, sizden habersiz gelmiş olmayayım, bilesiniz diye yazıyorum.
Tatil yok, malûm bizim için "deniz kıyısına gelme" söz konusu. Gazetecinin tatili bile başka olur. Sahile geleceksin, denizine girip güneşleneceksin ama çalışmaya ara vermeyeceksin.
İstersen sahilde oku ama oku. istersen sahilde seyret ama "haberler"ini izle. istersen denizde yaz ama yazını yaz. Okurun bekler.
Sen güneşlenirken yanıbaşında o da güneşlenir ama gazetesini, köşe yazarını, belki o anda "seni" okur. Göremezse bozulur. Onun için yazacaksın.
Pazartesi günü, sadece bir gün, yazım 19. sayfada çıktı. Önce 'mail'ler geldi "yazınız nerede" diye soran. Sonra telefonlar. Ve sonra Bodrum'da kime rastlasam aynı soru...
Bunu, mutluluğumu belirtmek ve teşekkür etmek için yazıyorum; yazarınızı onurlandırıyorsunuz efendim, sevgili okurlarım, sağolun, varolun. (Bu arada, ayıptır sorması, çoğunuz belli sayfaları mı okuyor?)
Ama arada bir, hiç değilse yaz aylarında olabilir de yani... Hafiften tüyebilirim birkaç gün, onu da söylemiş olayım. Bizde pek görülmemiştir ama gazetesiz, TV'siz ve aile boyu bir tatil fena olmaz diye düşünüyorum.
Bu arada iki not: Birincisi şu THY uçaklarında verilen küçük sandviçler. Aç olarak binmişsen yandın, dişinin kovuğunu doldurmuyor.
Çok mu fakirleşti THY acaba, yoksa müşterilerine önem mi vermiyor?
İkincisi; Dün Vural Gökçaylı ile ilgili yazımda (taşra baskılarında) drape kelimesi brode olarak yazılmış. "Brode" de kumaşla ilgili bir kelime, yabancı sayılmaz ama doğrusu drape olacaktı. Nedense benim beynim ne zaman kullanmak istesem "drape" yerine diğer kelimeyi çağırıyor, anlamadım gitti.
Düzeltiyorum sevgili okurlarım!
"Tasarı"yı "komedi"ye çevirmeyin!
TCK yeni tasarısının Adalet Komisyonu'ndaki görüşmeleri sürüyor. Dün CHP'lilerin namus cinayetlerinin de "töre cinayetleri" ile birlikte "Nitelikli insan Öldürme" maddesi kapsamına alınması ve en ağır şekilde cezalandırılması için verdikleri önerge: "Ne gerek var, töre cinayetleri kondu ya" denerek rededilmiş.
Haberin Devamı

