Demek ki Türkiye'ye bir tek parti iktidarının gelmesi yönetimi bir hükümdarlık haline getirmeye yetebilirmiş.
Bana kalırsa şu anda ülkemizde açıktan açığa bir baskı rejimi uygulanmakta... Şeffaflık, demokrasi filân tümüyle hayal olmuş durumda. Aksini düşünen kesinlikle YA-NI-LI-YOR.
Örnek mi, çook. Alın binlerce kilometrelik duble yol projesini. Duyulur duyulmaz tartışılmaya başlandı. Tartışılacak elbette, çünkü 70 milyonluk bir ülkeyi birkaç milyar dolar için dilenci gibi kapı kapı dolaştırıp, bir de üstüne para karşılığı siyasi anlaşmalar yaparak dünyaya rezil ederken bir yandan da iktidar partisi reklâmı olarak "duble yol" lüksünü inatla uygulayamazsınız. Duble yolunuz olmadığı için trafik sıkıntısı oluyorsa her gün trafiğe on binlerce yeni araç çıkarmaktan vazgeçmek gibi başka çözümler ararsınız. En azından içecek ayranınız olacağı güne kadar... Onun için proje bol miktarda tepki aldı. Aldı da ne oldu; Başbakan Tayyip Erdoğan geçenlerde yolların bir kısmının tamamlandığını söyledi, ihaleleri filân duyan var mı? (Devam Edecek...)
Sıra erkek haklarında... Güldürmeyin bizi!(3)
Dünkü yazımız şöyle bitmişti: İş iznini verecek olan erkek (baba veya koca), çalışmak isteyen ve izni olan kadına iş verecek olan yine erkek. Kentlerde medya başta olmak üzere iş alanlarının yönetim kadrolarına, Meclis'e bakın. Lütfen rakamların oranını bana da bildirin.
Ağlıyorum yine!
Daha sonra Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu'na gelelim. Mal Rejimine, gizli kamera olaylarında mağdur olan tarafa, tecavüz olaylarının mağdurlarına ve verilen cezalara, töre cinayetlerinin mağdurlarına ve verilen cezalara.
Ay sinirim bozuldu, biraz ara verip güleceğim. Gülerken ağlamaya başladım, gördünüz mü şimdi? N'oldu bana acaba?
Toparla kendini Ruhat ve anlatmaya devam et neden "erkek hakları" yerine kadın hakları savunuluyor bu ülkede... Kadınların erkeklere değil, erkeklerin kadınlara tecavüz ettiğini ve edenlerin anında serbest bırakıldığını anlat.
Türkiye'nin birçok bölgesinde hâlâ kızların sinemaya gittiği veya bir erkekle konuştuğu için ailesi tarafından öldürüldüğünü, adına "töre cinayeti" dendiğini, bu cinayetlere-cezaların hafifletici nedenlerle verilmediğini, AKP milletvekillerinin hafifletici nedenlerin kaldırılması gerektiğini söyleyenlere "Ama töreler?" diyebildiğini anlat.
1926'da çıkarılan ve 76 yıl kullanılan Medeni Kanun'da "mal rejimi"nin tamamen ve sadece erkekleri koruyacak, kadına ise hiçbir yasal hak vermeyecek şekilde düzenlendiğini ve 2002 yılına kadar tüm evliliklerde sadece erkeklerin kazançlı çıktığını, kadınların ise erkek istediğinde sokağa atıldığını hatırlat. 2002'de Medenî Kanun değişikliği ancak, zorla kabul ettirildiğinde bile halen evli olan kadınların büyük çoğunluğunun getirilen haklardan yararlandırılmadığını anlat.
Ve sonra de ki 'Erkek haklarına sıra gelmemiştir, sizin için Erkek Sorunları ve Statüsü Genel Müdürlüğü' kurulamaz. Ancak ne zaman kurulur biliyor musunuz; Meclis'te, medya ve diğer iş alanlarının tümünün yönetim kadrolarında, büyükelçilik ve konsolosluklarda kadın sayısı erkek sayısının en az üç katı olduğunda (yine de bugünkü haksızlığa eşit olmuyor)... Ve, ve, ve 'Erkek Sığınma Evleri'ne de ihtiyaç hissedildiğinde. Yasalar, cinayetler, tecavüzler, gizli kamera olayları vs.vs. tersine döndüğünde.
Yani, ne zaman? Çıkmaz ayın son Çarşamba'sında... Veya kırmızı kar yağdığı zaman!
Tartışmaya gerek yok, oldu-bitti sistemi!
Demek ki Türkiye'ye bir tek parti iktidarının gelmesi yönetimi bir hükümdarlık haline getirmeye yetebilirmiş. Bana kalırsa şu anda ülkemizde açıktan açığa bir baskı rejimi uygulanmakta...
Haberin Devamı

