Tarihe geçmenin muhtelif metodları!

Avrupa Birliği'ne küsenler vardı aramızda... Bastan beri hiç istemeyenler, zaman zaman itiraz eden ama son günlerde de iyice vazgeçme noktasına gelenler vardı. Sayılan ve etkileri de az değildi

Haberin Devamı

Avrupa Birliği'ne küsenler vardı aramızda... Bastan beri hiç istemeyenler, zaman zaman itiraz eden ama son günlerde de iyice vazgeçme noktasına gelenler vardı. Sayılan ve etkileri de az değildi. "AB bize düşman, bizi istemiyor, bizi aşağılıyor, girmemek en iyisi" görüşünü yaymakta oldukça başarılıydılar. Ama Türk toplumu artık sağduyudan vazgeçmemeyi, inanmadan önce düşünmeyi öğrendi. Son yapılan araştırmalar halkın yüzde 70'inin "her şeye rağmen" AB'ye girmeyi istediğini gösteriyordu. Ve nihayet AB müzakerelerine başlama karan alındı...

İstemeyenlerin, küsenlerin iddialarının aksine Avusturya'yı ikna yönünde diğer Avrupa ülkesi liderlerinin, medyasının gösterdiği çaba da bu kararda önemli bir rol oynadı.

Avrupa Birliği gibi güçlü bir ortaklığın içinde yer almak bizim için, her olayda maddi, manevi sıkıntılarla tek başımıza boğuşmaktan muhakkak ki çok daha iyi olacak.

Medeniyetler buluşması!

Türkiye, yeryüzünde laik, demokratik rejime sahip tek ülke olarak meşhur "medeniyetler (veya dinler) çatışması" tezini de çürütecek tek ülke olma potansiyelini taşıyacak ve bu tezi yalanlama imkânına sahip olacak. Bundan büyük basan düşünülebilir mi?

AB ile bütünleşmekten sağlayacağımız kazanımları elimizin tersiyle itseydik ve küsseydik ne olacaktı; "Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış" misali köşemize çekilecektik. Büyük ihtimalle Avrupa'nın da kayıplan olacaktı ama bizim kaybımızın yanında sözü bile edilemez kayıplar...

Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, doğrusu bu ya 3 Ekim öncesi ve sürecinde AB'ye karşı, Türkiye'yi temsilen örnek bir duruş sergilediler. "Biz gereken her şeyi yaptık, şimdi sıra karşı tarafta...

Verebileceğimiz başka taviz yok" tavn son derece doğru idi. Bu tavır ve müzakerelerin başlama kararıyla (eğer ilerde büyük bir aksilik olmazsa) tarihe geçecekler... Bülent Ecevit ise (onca yıllık siyasi yaşama rağmen) her ne kadar "AB'ye önem veren" Mesut Yılmaz'lı ANAP ve (önem vermeyen) MHP koalisyonunda Avrupa Birliği yolunda olumlu gayret gösterdiyse de "AB'ye zamanında girme fırsatını kaçırtan lider" olarak geçecek.

Tarih bağışlamaz

Kendine "aydın" diyen bir grup akademisyen ve yazarın "kendi ülkelerine soykırımcı damgası vurulması için tarihi yanlış okuyanlar" olarak geçeceği gibi... Ödül almak uğruna bilmediği bir konuda kesin rakamlar veren edebiyatçı gibi...
Tarih hataları affetmez. Ve işte böyle, tarihe geçmenin muhtelif yollan vardır. Erdoğan ve Gül'ün bundan sonra izleyecekleri yol da bu açıdan çok önemli... "Bize verdikleri sözün arkasında dursunlar, yoksa onlara kim inanır" dedikleri AB'nin sözleşmelerine, mahkeme kararlarına ne kadar saygı gösterecekleri zamanla görülecek.

Bundan sonra "Avrupa'nın kararları, kuralları bizi bağlamaz" diyemeyeceğiz artık.

Sonuçlanması yirmi yıl da sürse hepimiz ve çocuklarımız için değerdi bu mücadele...

Ramazan arifesinde gelen güzel AB haberinin vatanımız için hayırlı olmasını diliyorum. Ve sevgili okurlarım hepinize hayırlı bir Ramazan ayı diliyorum!

DİĞER YENİ YAZILAR