Olayları gerçek haliyle izlemek istersiniz şüphesiz ama böyle bir şansınız yok. Moral bozmak istemiyorum aslında, benim moralim de bozuk olmasa sizinkini bozmayacağım. Gelin görün ki yazar, kendi ruh halinden etkilenir yazarken...
Sinirlerin çelikten olması gerekiyor Türkiye'de, aksi takdirde seneler geçse de kafaların ve olayların hiç değişmediğini görünce sarsılıyorsunuz... Her olay adeta bir tiyatro sahnesi gibi kurgulanıyor, size belli hikâyeler anlatılıyor ve bunları yutmanız isteniyor.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Filistin'in tapusu bizde... Bütün bölgenin tapu ve arşivleri benim elimde, ben ilgilenmeyeceğim de kim ilgilenecek" sözü örneğin...
Hamas'ı Türkiye'ye davet ederek Amerika ve Avrupa'nın "Her ne kadar Filistin Meclisi'ne girmişse de terörü bırakmamış, halen terör örgütü konumunda bir grupla masaya oturma" konusunda tepkisini çektiler, Türkiye'nin "hiçbir terör örgütünü muhatap kabul etmeme" ilkesini bozdular. Bunu "Ortadoğu barışına hizmette bulunacağız, Hamas'a demokrasi dersi veriyoruz" açıklamalarıyla topluma kabul ettirmeye çalıştılar.
Hamas ise Türkiye dönüşünde hâlâ, silâh bırakmayacağını, İsrail'i tanımayacağını, kısacası durumlarında bir değişiklik olmayacağını ısrarla söylemeye devam ediyor. Aynı anda Abdullah Gül "Filistin'in anahtarının kendisinde olduğunu" iddiaya devam ediyor. Kime inanmak lâzım?
Hükümet, her ne kadar Amerika ve Avrupa'dan gelecek tepkileri, bu arada onlara da PKK'yla veya bir başka terör örgütüyle masaya oturma hakkı tanıdığını baştan biliyorsa da iyi niyetle bu görüşmeyi yapmayı düşünmüş olabilir. Ama iyi niyet her zaman (hele siyasette) yeterli olmadığı gibi iyi sonuç vermeyebilir de ve zaten şu anda sonuç vermediğini görmüş durumda. Peki o zaman dürüst davranarak, "Tapusu bizde" şovları yerine "hata yaptıklarını, girişimin işe yaramadığını ve böyle devam edeceklerse Hamas'ı bir daha muhatap kabul etmeyeceklerini" açıklaması gerekmez mi?
Ortadoğu'da söz sahibi olmak iyi, hoş da "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak" pek hoş değil. Türkiye'nin geleceğini etkileyecek adımlan dikkatli atmak hükümetlerin birinci vazifesidir. Konu "gelecek" ise, Türk'ün Türk'e propagandası (veya seçim propagandası) için gerçeği saklamak tehlikeli oluyor.
Yasak aldatmacası
Bir diğer saptırma Başbakan'ın "İktidarın Allah'tan başka kimseden korkmadığı"
ile başlayarak "Yasakların belini kırdık ama öyle yerler var ki dozer açamıyor" sözü... Yine "türban" dan söz etmekte ve yine Allah'ın adıyla inanç sömürüsü yaparak toplumu bölmekte...
Bu toplumun çoğu Allah'a inanıyor, çoğunun Allah'tan başka kimseden korkusu yok... Ama Türkiye, çalıp çırpıp "Hesabımı Allah'a veririm" diyenleri de gördü... Burası bir hukuk devleti, insanlar Allah'tan sonra yasalardan da korkmak, kanuna, adalete de inanmak zorunda.
Başbakan söz ettiği ve "belini kırdık" dediği yasakların da (başka insanlardan veya partilerden değil) hukuktan geldiğini biliyor. Demokrasilerde düzeni korumak üzere konmuş yasaklar vardır ve devleti temsil eden, Anayasa üzerine söz vererek, yemin ederek Meclis'e girmiş insanlar hukuku yok farzederek vatandaşları kışkırtamaz, toplumu bölecek lâf oyunları yapamaz.
Suudi Arabistan gibi şeriatla yönetilen bir ülkenin Ankara Büyükelçisi'nin eşi İman Atallah türban takmıyor. Yakında Türkiye'ye gelecek olan Ürdün Kralı'nın eşi Kraliçe Rania türban takmıyor. Müslüman ülke lider eşlerinin çoğu takmıyor. Tayyip Erdoğan ve arkadaşları, sanki "türban kadınların Müslüman sayılması için tek şartmış gibi" sürekli türban üzerinde duracaklarına biraz da "Kur'anda saçı, başı örtme" gibi bir ifadenin geçmediğini anlatsınlar...
Erdoğan, Diyanet İşleri profesörlerinin "Kur'anda geçen örtünme boyun ve göğsün kapatılmasıdır" açıklamasını duymuştur herhalde... Kısacası, seçilen yol hep bölme, hep kışkırtma... Ülkenin yolsuzluk, şiddet, yoksulluk gibi çözüm bekleyen çok ciddi sorunları varken çıkar için bunu ne zamana kadar sürdürecekler? (Not: Bu soruyu soranlar çıkıyor, söyleyelim; evet Kur'an'ı defalarca okudum ve çeşitli din uzmanlarından birçok kez bilgi aldım. Hâlâ da istediğim zaman tekrar tekrar okuyorum çok şükür.)
Tapu, Hamas ve dozer!
Olayları gerçek haliyle izlemek istersiniz şüphesiz ama böyle bir şansınız yok. Moral bozmak istemiyorum aslında, benim moralim de bozuk olmasa sizinkini bozmayacağım. Gelin görün ki yazar, kendi ruh halinden etkilenir yazarken...
Haberin Devamı

