"Tapılacak Kadın" çalışabilir mi?

Abdullah Gül başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz kızı konuştu: "Babam türban konusunu halledecek. Söz verdi..."

Haberin Devamı

Abdullah Gül başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz kızı konuştu:
"Babam türban konusunu halledecek. Söz verdi..."
Ondan önce de Bülent Arınç "Birincil meselemiz türbandır" demişti. Yine Tayyip Erdoğan'ın sözlerine karşı çıkarak. Eh, haklılar da Türkiye'de her konu halledildi, bir türban kaldı. Günlerdir el sıkışma, devir teslim töreni izlemekten, "Emirlerinizi beklerim" lâfı dinlemekten, vaad üstüne vaad duymaktan insanların içi bayıldı, tek konu türban.
Hele bir kadınlara tesettür hakkı verilsin, sonra siz görün bakın nasıl gelişecekler. Baksanıza kadınları bunca düşünen partinin 24 kişilik bakanlar kurulunda tek kadın var. Türbanlıların sayısı artınca kadın bakan sayısını da mutlaka arttıracaklardır, şüphe yok.
Evde oturan ve tek görevi yemek yapıp, çocuk bakmak olan eşlerine "Tapılacak kadın" övgüleri dizen bakanlara, örneğin bakan olduğu dakika iki ünlü yazarı aşağılamakla işe başlayan Kültür Bakanı'na "Eşinizi çalıştırır mısınız?" veya "İstese başını açabilir mi?" sorularını da sorsaydı keşke gazeteciler. Bakalım sayın bakanlar da, evde kapalı otururken pek takdir ettikleri eşlerinin çalışmasına genel başkanları kadar karşılar mı öğrenseydik.
Her ne kadar bizimkiler sadece "muhafazakâr demokrat" olsalar da ortada radikal İslam'la tanışmış ülkelerdekine benzer bir çelişki var zira... Aslında kadının çalışmasına karşı olan kafalar, kadına çalışma hakkı verilmesi için uğraşıyorlar gibi... Devlet daireleri ve eğitim durumu mazeret değil, çalışmak istedikten sonra özel sektörde, böyle güçlü isimlerin eşlerine iş mi yok?

İktidar böceği bir sanatçı
Türban nasıl olsa, öyle ya da böyle devlet protokolüne de girdi, bu sorunu "ilgili olanlar" halletsin benim bugün asıl konum başka. Ama ona geçmeden önce; şu iktidar böceği, reklam için "tesettürlü sahneye çıkan" sanatçıya ne demeli? Biri beline kadar açık, şişme göğüs sergiliyor, diğeri Pakistan modeli tesettür. Afferin valla, böyle sanatçılar varken bu ülkenin sırtı yere gelmez.
Gelelim AKP iktidarının kadına verdiği öneme. Türkiye'de çok önemli bir bakanlık var;
15 yıldan beri faaliyet gösteren, büyük zorluklar, mücadelelerle kurulmuş, kurulma aşamasında Meclis'in iki ay kilitlenmesine neden olmuş bir bakanlık...
Kadın ve aileden sorumlu bu bakanlığın Sosyal Hizmetler, Kadın Genel Müdürlüğü, Aile Kurumu gibi bölümlerinden oluşuyor. Kadın Genel Müdürlüğü 1990 yılında Çalışma Bakanı İmren Aykut tarafından kurulmuş, daha sonra Başbakanlığa bağlanmıştı. Dünyadaki örnekleri incelenerek kurulan Genel Müdürlüğün amacı uluslararası "kadın hakları" toplantılarına katılmak, uluslararası anlaşmalarda Türkiye'yi temsil etmek, şiddete, tecavüze uğrayan, sokağa atılan kadınları korumak, bilinçlendirmek, onlara haklarını öğretmek...
Türk kadınının yasal haklarını savunmak.
Önceleri 34 uzman kadrosu varken bu rakamın 8'e düşürülmesi, ilgili kanunun iptal edilmesi sonunda hukuken yok, fiilen var halde bırakılan bu genel müdürlük şimdi ne olacak?
"Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan" olarak bu işlerle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir Devlet Bakanı mı görevlendirilecek, yoksa buna bile mi gerek görülmeyecek?
Yoksa sadece "vitrin" olarak mı korunacak? AKP, kadın haklarını sadece 'türban'a indirgeyen bir parti değilse eğer -ki böyle olmadığının işaretini Medeni Kanun konusunda vermiş ve Mal Rejimi, Yürürlük Maddesi'ne muhalefet şerhi koydurmuştu- açıklama bekliyoruz.

Yaşam ve Ölüm Kentleri

Atilla Dorsay'ın son kitabı (bugüne kadar 29 kitabı yayınlanmış) 'Yaşam ve Ölüm Kentleri' ne onbeş gündür başucu kitabı olarak kütüphanemde üst düzey bir görev verilmiş durumda...
Avrupa, Asya, Afrika, kuzey ve güney Amerika ülkelerini sanatıyla, kültürüyle, tarihiyle, eğlencesi, insanı ve tüm özellikleriyle bu kadar inceden inceye anlatan bir kitabı tek nefeste okumak mümkün değil. Dorsay, elbette kendi tarih, sanat ve kültür birikimini de fazlasıyla aktardığı kitapta sizi bulunduğunuz yerden alıyor ve dünyanın öbür ucuna taşıyor.
Sayfayı açtığınız anda... Birkaç dakika içinde hoop İspanya'da 'flamenco' izliyor, İspanyolların ve İspanya'nın özelliklerini öğreniyorsunuz. Oradan hoop Kahire'ye... Bangkok... Singapur... Venedik'e, Hawai'ye... Las Vegas'a, merak ettiğimiz tüm ülkelere ve şehirlere...
Bugüne kadar çok gezi kitabı okudum ama böyle güzeline, böylesi gerçekçi olanına ilk kez rastlıyorum. Kızılderililerin tarihi ve yaşamından, Oscar Ödülleri'nin perde arkasına, Tunus mutfağından, Havana'nın kedi-köpeklerine kadar tüm bilgi ve detaylarla anlatıyor ülkeleri...
Ben henüz bitirmedim kitabı ama sonlarına yaklaştım. Bundan sonra yapacağım seyahatlerde bir 'rehber' olarak da yararlanacağım. 'Yaşam ve Ölüm Kentleri' ni size de öneriyorum. Beğeneceğinize eminim.

DİĞER YENİ YAZILAR