Taktık Zekeriya Beyaz'a!

Son kurban o! Asıl kendini savunması, asıl soru sorulması, asıl cevap vermesi gerekenlerin hepsi ya susar, ya çocukların yutmayacağı mazeretlerle milleti uyutur, ya birileri tarafından savunulur veya medyanın "yargısız infaz" yaptığı söylenirken Zekeriya Beyaz davalı koltuğuna oturtuluyor... Ve bu yalnız şimdi değil her fırsatta yapılıyor

Haberin Devamı

Son kurban o! Asıl kendini savunması, asıl soru sorulması, asıl cevap vermesi gerekenlerin hepsi ya susar, ya çocukların yutmayacağı mazeretlerle milleti uyutur, ya birileri tarafından savunulur veya medyanın "yargısız infaz" yaptığı söylenirken Zekeriya Beyaz davalı koltuğuna oturtuluyor... Ve bu yalnız şimdi değil her fırsatta yapılıyor.

Otel odasında film izledi, yargılanıyor. Bir filmde konuştu, yargılanıyor. Israrla kendisine yöneltilen sorulan cevapladı, yargılanıyor.

Neden bu kadar kolay oluyor onu yargılamak, çekiştirmek; çünkü o kendi halinde, nazik, güleryüzlü bir insan... Açıkçası ben en çok Yaşar Nuri Öztürk'ün (ki kendisini çok takdir ederim), bazı soruları cevapladığı için ona yönelttiği "Sadece soranı değil cevaplayanı da ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde muayene ettirmek lâzım" sözlerine şaşırdım (artık hiçbir şeye yeterince şaşırmıyorum hatırlayacaksınız, onun için 'anlayamıyorum' diyelim)...

Diğer konuşanların kendilerine göre türlü çeşitli nedenleri var. Her konuyu magazinleştirmek için aralara seks malzemesi sıkıştırmak, "dinin doğru yorumlanmasından, insanların saplantılarından kurtulmasından, Müslümanlığın baskı değil hoşgörü dini olduğunun anlatılmasından, böylece dinin, inancın istismarının önlenmesinden" rahatsız olmak gibi çeşitli nedenler... Ama Yaşar Nuri Hoca gibi akıllı bir insan bunu nasıl söyler, asıl merakım bu!

Zekeriya Beyaz'la, malûm "Oruç seksle açılırsa ne olur?" sorusuna verdiği cevabın saptırılması, röportajda aradan sorular çıkarılıp, cevaplarının da istenen bölümleri alınarak anlamın değiştirilmesi konusunda 10 gün kadar önce konuşmuş ve bunlardan ne büyük üzüntü duyduğunu görmüştüm. Araya çok önemli olaylar girdiği için bir türlü yazamadım.

Şimdi söyleyebilirim; Zekeriya Beyaz kendisine sorular sorulduğunda bütün ciddiyetiyle cevapladığını ama bu cevaplar yayınlanırken yanına getirilen sanatçı fotoğrafları ve gösterilen özel çabalar sonucunda kendi konuşmalarını kendisinin bile tanıyamadığını söylüyor.

İftarda seks!

Söz konusu soru da "Ramazan'da cinsellik nasıl yaşanmalı" ile başlamış ama sonra İsrarla "Eğer biri iftarını seksle açmak isterse ne olur"a getirilmiş. Verilen cevap; "İftar elbette sofrada açılır, doğrusu budur ama oruç süresi bittikten sonra cinsellik yaşansa da sorun teşkil etmez"...

"Nasıl yayınladıklarını görünce şok oldum" demişti Beyaz Hoca: "Sanki ben iftarı seksle açmanın bir mahzuru yok demiş ve bunu onaylamışım gibi yazmışlar. İyi niyetli davranmanın ve güvenmenin karşılığı bu mudur?"

Onun bu sorusunu da ben cevaplayayım; Evet, herşeyin reyting, herşeyin tiraj olduğu, herkesin kendini akıllı karşısındakini aptal sandığı yerde budur. Allah sabır versin Hocam!

İpekçi mi, değil mi?

Bizde görülen ama "Biz de sizin gibiyiz, Türkiye'yi aranıza alın" diye çırpındığımız çağdaş, medeniyeti sindirmiş ülkelerde asla benzeri görülmeyen olayları yazmaya devam ediyoruz. (Onlara da hataları için kızıyoruz ama bu tür hatalar da oralarda yok işte.)

Günlerdir gazetelerde "Cemil İpekçi aslında İpekçi midir, değil midir" tartışmaları çentik çentik ve her çentikte muhatabını inciterek sürdürülüyor. 'Canım bu tür haberlerin hepsini görmeye mecbur musun' diyorum kendime ama bakıyorum ertesi gün aynı haber farklı bir tepsi içinde yine önümüze sürülmüş. Cemil İpekçi gibi bir gerçek sanatçı, Türkiye'de yıllardır modanın duayeni bir ismin ismi tartışılıyor... Tam "40 yıllık Kani, olur mu Yani" şeklinde bir tartışma. Olur mu, olur yani... Artık moda abukluk değil mi?

40 yıldır başarısıyla kendinden söz ettiren, adını her zaman zirvede tutmuş birinin soyadına takmış birileri...

"İpekçi'dir"...

"Yok, değildir'.. "Babası evlatlık..mış, hayır değil..mis"... Size ne? Bize ne? Öyle, ya da değil, bu saatten sonra Cemil İpekçi adını mı değiştirecek?

Onu incitmek, üzmek kime ne kazandıracak? Ayrıca sadece "Cemil" olsa bile o Türkiye'nin gururu bir sanatçı; kimliği farkeder mi?

Kafalarımız gerçekten de saksı değil, biraz yoralım onları ne dersiniz?

Bir soru daha sorayım; Madonna gerçek Madonna mı?

DİĞER YENİ YAZILAR