Takıntılı profesör

Bu yazıdan sonra ne olacağını tahmin edebiliyorum; sözü geçen profesör büyük ihtimalle telefona sarılacak ve bunları neden yazdığımı soracak.

Haberin Devamı

Bu yazıdan sonra ne olacağını tahmin edebiliyorum; sözü geçen profesör büyük ihtimalle telefona sarılacak ve bunları neden yazdığımı soracak. Bana değil, gazeteden bir erkek yazar veya yöneticiye. Geçen sefer böyle yapmıştı. Kadın gazetecilerle konuşmayı sevmiyor herhalde.

Zaten kadın ve çocuklara karşı her türlü suçu plânlı olarak işleyen ve hatta onları elleriyle öldürenlerin cezasının da hafifletilmesi gerektiğine inanıyor.

Tecavüz, şiddet ve cinayetin bir sürü "hafifletici neden" i olmalı, bu nedenler varsa cezalar 10-15 yıl inmeli. Çocuklara tecavüz edenler örneğin; "Ama o küçük kız da bunu istedi" derse hafif bir cezayla kurtulmalı. Kurtulmalı ki biz bu haberlerden, olaylardan kurtulamayalım.

İki gün önce "Meclisteki kadınlar hayatta mı?" başlığıyla yazdığım ve "devam edecek" no-tuyla bitirdiğim yazıda yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısı'ndaki haksız, adaletsiz ve çağdışı maddelere itiraz etmiş, halihazırda mevcut yasalardaki bu indirimler nedeniyle genç kız ve kadınların ardarda acımasızca öldürüldüğünü belirtmiştim.

Yazının devamı ilanlardan dolayı küçülen köşeme sığmadığı için (bu gidişle yakında yeni bir kodlama sistemi geliştirip edip birkaç cümleyi tek kelimede anlamanızı sağlamam gerekecek) gecikti. Bir bakıma 'Her işte bir hayır vardır, iyi ki gecikti' diyebiliriz. Ben 'neden bu tasarıya AKP milletvekili Nimet Çubukçu'dan başka -hiç değilse- kadın milletvekili itiraz etmedi acaba' diye soruyordum ki daha bu yayınlanmadan CHP Adana Milletvekili Gaye Erbatur arayarak yoğun bir çalışma içinde olduklarını söyledi.

TCK konusunda iktidar ve muhalefet partilerindeki kadın milletvekillerinin birlikte hareket edeceklerini belirtti. İşte gurur duyulacak bir dayanışma!

Prof. Sulhi Dönmezer'in kadın ve çocuklarla ilgili ceza maddelerinde neden bu kadar ayırımcı ve takıntılı davrandığını anlamak zor. Medeni Kanun değişirken de aynı tutumu gözlemiştik.

Bence Adalet Komisyonlarında eski hukukçular yerine genç, dünyayı daha iyi izleyen, ayırımcı anlayışın tarihe karıştığını da bilenler çalışmalı artık. Prof. Sulhi Dönmezer 80'li yaşların bakış açısıyla yalnız kalıyor.

Nitekim Adalet Alt Komisyonu'nda da ısrar edince milletvekilleriyle tartışma çıkmış ve salonu terketmiş.

Oysa teşekkür etmeliydi. Bu tasarı o haliyle kabul edilirse kimbilir kaç kuşağın çocukları, onların aileleri, kadınlar onu anacaklar.

Nasıl anacaklar, onu da kendisi tahmin etsin.

Sonuç olarak... TCK Tasarısı'nı Avrupa Birliği, bir ayıp olarak tartışmadan önce bizde yeniden tartışılacak olması büyük bir şans diyorum!

DİĞER YENİ YAZILAR