Tacizcilere ne ceza verilecek?

Gün geçmiyor ki bir veya birkaç taciz, tecavüz, töre cinayeti haberi görmeyelim. Gördüklerimiz dışında kimbilir nerelerde, kaç tane şiddet olayı gerçekleşiyor Türkiye'de. Çocuk yuvalarında o küçücük kimsesiz yavruları taciz eden müdürleri bile duyuyoruz

Haberin Devamı

Gün geçmiyor ki bir veya birkaç taciz, tecavüz, töre cinayeti haberi görmeyelim. Gördüklerimiz dışında kimbilir nerelerde, kaç tane şiddet olayı gerçekleşiyor Türkiye'de. Çocuk yuvalarında o küçücük kimsesiz yavruları taciz eden müdürleri bile duyuyoruz.

Dünkü Vatan'ın üçüncü sayfasında iki taciz haberi vardı. Birincisi, Diyarbakır Askeri Hastanesi'nde (üstelik) bölüm başkanı bir binbaşının üniversite son sınıftaki nişanlısına yaptığı taciz ve şiddet olayları. Tekme tokat dövme, şantaj ne ararsanız var. Tacizci binbaşıyı karakola çağırmışlar ama Merkez Komutanlığı'ndaki görevliler "ifadeyi kendilerinin alacağını" söylemiş.

Nasıl oluyor bu? Hani kanunlar karşısında her vatandaşa eşit muamele yapılırdı. Diğer mesleklerde olanlar adaletin karşısına tıpış tıpış çıkıyor, hesabını veriyor, haksız bile olsa cezalara katlanıyor da binbaşıya neden ayrı uygulama?

İkinci olayda ise Afyon İl Sağlık Müdürü'nün kendisini söz ve elle taciz ettiğini anlatan ve şikayetçi olan bir kadın doktor var. Kadın söylenen sözleri, yapılan hareketleri anlatmış. Müdür ise cevap olarak şikayetçi doktorun "depresyon geçirdiğini" söylüyor. Eh yapılan o kadar yanlıştan sonra depresyon geçirmesinde şaşılacak bir şey yok tabii.

Bu iki olayda da açıkça görüldüğü gibi kadın eğitimli de olsa, doktor da olsa yalnız ve çaresiz. Varın siz taciz edilen küçük çocukları düşünün. Tacizci veya tecavüzcü güçlü biriyse korunuyor, onun sözüne inanılıyor ve şikayet eden ettiğiyle kalıyor. Onun için de kanunları hazırlayanlar "Bu yasalar 70 yıldır Türkiye'de başarıyla uygulandı, ne olmuş?" diyebiliyorlar. Başarıyla uygulandı, çünkü mağdurlar hep kadın ve çocuk. Zayıf, çaresiz, korunmasızlar ve gidecek kapıları, dert anlatacak kimseleri yok. Mağdurlar da erkek olsaydı "başarıyla" uygulanamazdı o kanunlar.

Sözkonusu binbaşı ile il müdürünün derhal sorgulanması ve cezalandırılması gerekirdi. Bu olayların arkasını kesmek istiyorsanız yapılması gereken budur. Yapılmadığı için Türkiye tacizci, tecavüzcü cenneti olmuştur.

Bu suçlara hak ettiği cezaların verilmesi, kanunların tümüyle kadın ve çocuklara güvence sağlayacak şekilde değişmesi için sonuna kadar çalışacağız. Vazgeçmek yok! Bunca gereksiz sözün söylendiği belediye seçimi propagandaları arasında neden acaba bu konuya hiç değinmediler, merak etmiyor musunuz?

Beşiktaş'taki panolar
Yusuf Namoğlu'na teşekkür etmek lâzım, Beşiktaş'ı şenlendirmiş. Çırağan Otel'den Ortaköy'e kadar yol boyu asılmış olan Atatürk fotoğraflı panolara bakarken trafik sıkışıklığını filân unutuyor insan... Dün dişçimden dönerken yazıya yetişme telaşı içindeydim ve Ortaköy yolunda da istanbul'un diğer köşeleri gibi hiç ilerlemeyen bir trafik yoğunluğu vardı. 'Geç kaldım, geç kaldım' diye söylenirken gözüm sol taraftaki duvarda bulunan panolara ilişti. Atatürk cephede, Atatürk benzersiz şıklıktaki kıyafetleri içinde arkadaşlarıyla, Atatürk dua ederken, annesi Zübeyde Hanım'ın elini öperken, doğduğu ev ve daha boy boy, sıra sıra birçok fotoğrafı. Bunları dikkatle incelerken trafiği, geç kalmayı, her şeyi unutmuşum, kendimi Ortaköy'de buldum.

Yusuf Namoğlu tekrar seçilecek mi bilmiyorum ama kendi adaylarını seçtirmek için "AKP'ye oy vermeyen illerin, ilçelerin parasız bırakılacağı"nı açıkça söyleyen, kapı kapı dolaşıp hediye paketleriyle seçmen toplamaya çalışan parti yöneticilerini gördüğümüze göre biz de oyumuzu kime vereceğimizi söyleyebiliriz. Tekrar ediyorum, benim oyum Beşiktaş'taki başkanlığını başarıyla tamamlayan Namoğlu'na.

Sahil yolu üzerine astırdığı bu panolar kararımı daha da kesinleştirdi. Böylece hiç olmazsa onların indirilmemesi konusunda da bir katkıda bulunmuş olurum. Yeni gelecek olanların benim kadar etkilenmeyecekleri büyük ihtimal çünkü!

DİĞER YENİ YAZILAR