Yazıyoruz, televizyonda sık sık söylüyoruz faydası yok, içerden ve dışardan Anayasa Mahkemesini abluka altına almaya kesin kararlılar.
Onlar kararlı da ana muhalefet çok mu saygılı; hayır. O da üstüne düşeni (!) fazlasıyla yapıyor.
Bakın şimdi; CHP Genel Başkanı Baykal kurmaylarına “Kesin erken seçim var, Ekim’de seçim olacak” demiş. Kurmaylarına istediğini söyler de bunu biz nasıl duyuyoruz?
Muhabirler nasıl kolayca haber alıyor?
Yaptığına, Anayasa Mahkemesi kararını şimdiden biliyormuş gibi davranmasına ne anlam vermeliyiz?
Nereden biliyor?
Bilmiyorsa neden bu şekilde konuşuyor, bu da mahkemeye baskı yaratmaz mı?
Aynı şekilde TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın “herkese oh dedirtecek bir karar”, “herkesi rahatlatacak bir üçüncü yol” açıklamaları, “Anayasa Mahkemesi böyle bir yol bulabilir” baskıları bir Meclis Başkanı’nın işi midir?
Ona yakışır mı?
Bugüne kadar Cumhuriyet tarihinde böyle bir şeyin yapıldığı görülmüş müdür?
Aynı şekilde; “Reuters’e konuşan ve isminin yazılmamasını isteyen bir bakan”ın Anayasa Mahkemesi kararını biliyormuş gibi “Partiyi Temmuz’da kapatacaklar, Erdoğan’a yasak gelecek” açıklaması, bir diğerinin “Gül’e de yasak geleceğini” söylemesi en büyük sorumsuzluk ve saygısızlık değil midir?
Bu konuşmaları özellikle yaptıklarını, böylece bir yandan mahkemenin kendini daha da, daha da çok baskı altında hissetmesini sağlarken bir yandan da eğer “kapatma kararı” çıkarsa kendilerinin olan medya kesimine “Önceden biliniyordu, bu karar için zaten iddianameye bile gerek yoktu, kapatmak üzere dava açıldı” deme fırsatı sağladıklarını düşünüyorum ben...
Elele vererek ortada kalmış tek demokratik denetim mekanizması olan Anayasa Mahkemesi ve tabii kararlarını toptan yıptaracaklar.
Böylece, 22 Temmuz seçimleri öncesinde “e-muhtıra”nın durup dururken neden olduğu mağduriyet görüntüsü ile yeni bir seçim zaferini bu kez mahkeme sağlamış olacak.
Bütün bu “şeytana külâhını ters giydirtecek” planlar bir zafer daha sağlayabilir ama ya sonra?
Sonra iktidarların demokrasiyi kullanarak “laik demokratik rejimin altını oyma” eylemlerine kim ve nasıl dur diyebilecek?
Bu gevezeliklere prim vermemek gerekiyor.
Siyasetçi sorumluluğu diye bir şey kalmadı çünkü!
“Bir televizyon kanalı” değil.. “STAR”!
Ne güzel, gazeteler kolayını buldu işin; haber ve tartışma programlarına katılan önemli konukların konuşmalarını alıp nereden aldığını belirtmeden “sorulara verdiği cevapta” diye yazarsın, olur biter.
Son olarak “gazetecilik ilkelerini, saygısını” filan toptan dışlayarak rakip gazetelere hakaretler yağdıran SABAH, Pazar günü “Her Açıdan” da Turhan Çömez’in yaptığı açıklamaları aynen almış, “bir televizyon kanalında” ve “soralara verdiği cevapta” gibi girişlerle, birinci sayfasından “Kilit adam Çömez” diye vermiş... Ne kolay habercilik bu böyle?
“Bir televizyon kanalı” değil “STAR TV’nin Her Açıdan programı”, “sorulara” değil “Ruhat Mengi’nin sorularına verdiği cevap” olacak.
Gazetecilik bir emek işidir, o programlar kolay hazırlanmadığı gibi “Her Açıdan” belki de bugüne kadar hiçbir tartışma programının ulaşamadığı izlenirliği elde eden bir program... O nedenle “meslekî saygı” beklemek hakkıdır. Bunu yapamayanların programdan alıntı da yapmamalarını rica ediyorum.
TURHAN ÇÖMEZ ne diyor?
Benim sorularıma verdiği cevaba “Kilit adam Çömez” başlığının atılmasıyla ilgili olarak Sayın Çömez’i aradım ve kilit olma konusunda ne düşündüğünü sordum. Şunları söyledi: “Türkiye’ye haksızlık ediyorlar. Ben hayatını mütevazı şekilde sürdüren bir kişiyim. Türkiye’de ’kilit’ arayacaklarsa başka derinliklerde arasınlar. Veya sahip oldukları zengin kasalardaki kilitlerle meşgul olsunlar.
Aylar önce yeniden ‘doktor’ olarak eski görevime devam etmek üzere müracaat ettim, ne yazık ki bu dilekçeme cevap bile verilmedi. Kendilerini ‘demokrasi yıldızı’ ilân edenler zulüm krallıkları kurmuşlar, etrafa da kötülük bulaştırmaya çalışıyorlar. Ama Türk milletinin hafıza kayıtlarına bu kötülükleri bulaştırmaya güçleri yetmeyecek.”
Turhan Çömez bir başka soruma verdiği cevapta Abdüllâtif Şener’e karşı da AKP içinde tepki varmış gibi bir hava yaratıldığını, oysa AKP milletvekillerinin Şener’i her gördüklerinde büyük bir saygı gösterdiklerini ve partiyle ilgili endişelerini, sorularını onunla paylaştıklarını açıkladı.
Diğer sorularımı ve geçen programda zaman nedeniyle eksik kalan konuları konuşmak üzere Turhan Çömez’i 25 Mart’ta tekrar Her Açıdan’a davet ettim.
Daha konuşulacak çok şey var, devam edeceğiz.

