Cuma günkü haberdi; “Defne Samyeli AKP’ye üye oldu. Gelecek seçimde milletvekili olabilir”... Samyeli sonradan haberi yalanlamış, “Bana teklif gelmedi” demiş ama olsaydı da şaşırmazdı kimse. Artık bu tür haberlere alışıldı. Türkiye’de artık ülke yönetmek veya belediye başkanı, meclis üyesi olmak için hiçbir deneyime, birikime, ekstra özelliğe gerek kalmamıştır. Başbakan’ın ya da eşinin yakınında olmak, diz dize görünmek onları övüp göklere çıkarmak yeter de artar bile...
Hele bir de bilindik bir isminiz varsa ve topluma karşı “Bakın biz cumhuriyete, Atatürk’e, laik rejime karşı değiliz. İşte cumhuriyetçi denecek isimlerden bizde de var” mesajının verilmesinde “kullanılabilecek”seniz, o arada sizin, eşinizin, dostunuzun işi de yürüyecek, sorunları halledilecekse olay bitmiştir.
Bir dediğiniz iki olmaz, aday da olursunuz vezir de... “Vezir olanın adam olması” da şart değil nasılsa, reklam olsun, vitrin olsun, işler yürüsün yeter. Değil mi efendim? Önemli olan bu...
22 Temmuz’da da aynı şekilde vitrin kadınlar-erkekler kullanılmadı mı? Demokrasiye, cumhuriyet rejimine bağlı kesimler bile bu masalı yutup “yüzde 47”ye katkıda bulunmadı mı? Hem de tıpış, tıpış... “Yürrü” dediler, onlar da yürrüdü. Yine yürürler.
AKP bildiğiniz gibi bu seçimde de (genel seçimden bile önemli olduğunu, maddi/manevi kazancının partiyi şaha kaldıracağını biliyorlar) eski ANAP’lı isimleri aynı nedenle vitrinine koyma yarışına girdi. Ve nerede bir ikbal bekleyen ve yıldızı sönmüş, bir şey olabilmek için çırpınan, her kapıya koşan ama “cumhuriyetçi kesimleri de yanıltıp oy koparabilecek” eski ANAP’lı varsa onlar belediye başkan adaylıklarında veya meclis üyeliklerinde salkım salkım dizilmiş haldeler.
ASLINDA NEYMİŞ, NEYMİŞ?
İstanbul Beşiktaş’ta sevilen bir başkan olan İsmail Ünal’ın karşısına ANAP’ta il başkanlığı, genel başkan yardımcılığı yapmış, nerede iş, güç, isim açısından ikbal ışığı görse oraya koşan sosyetik bir ismi Sibel Çarmıklı’yı çıkardılar.
Sibel Hanım’ın Kadıköy’ün CHP’li Belediye Başkanı Selami Öztürk’e giderek CHP’den meclis üyesi olmak istediğini, bunun için Kalamış Marina’da konuştuklarını (Başkan Öztürk kendisi anlatıyor), bunu alamayınca CHP İl Başkanı Gürsel Tekin’e yaklaşıp “belediye başkan adayı” olmak istediği, Beykoz ve Üsküdar adaylığı olmayınca bu kez AKP’li Vakko Bayii ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın yakını bir hanımın yardımıyla AKP Beşiktaş Belediye Başkan Adayı olduğu ise yakınındaki isimler tarafından anlatılıyor.
Şimdilerde Egemen Bağış’la omuz omuza İsmail Ünal’a gol atmaya çalışırken bir yandan da arkadaşları AKP’li olmayan ama oy koparabilecekleri kişileri arayarak toplantılara davet ediyor ve iyi dinleyin şimdi, şöyle diyorlar (birinci ağızdan haberdir): “Ama o aslında AKP zihniyetinde değil ki... Oradan aday ama görüşü farklı, onu AKP’li gibi görmeyin”...
Ne hoş, ne dürüst bir durum değil mi? Çıkar uğruna yaptıklarından utanıyorlar mı yoksa? Peki AKP zihniyetini beğenmiyorlarsa neden o zihniyete hizmet için yola çıkıyorlar?.. Halkın bunları sorması lazım!
Ortaköy Princess Hotel’de yaptıkları Sibel Çarmıklı’ya destek toplantısına da milleti “ANAP toplantısı” diye aldatarak çağırmışlar. ANAP’tan 2 dönem Beşiktaş Belediye Başkanı olan Yusuf Namoğlu ile eski ANAP yönetiminden birçok isim de oradaymış. Malûm işin ucunda “belediye meclis üyeliği” de var. (Namoğlu ekibi listedeymiş.) Durumu görenlerin ağzı bir karış açık kalmış.
Sonra... Eski ANAP Ordu Belediye Başkan Yardımcısı Bahar Çebi şimdi AKP Ordu Bel. Bşk. adayı.
Eski ANAP Bakanı Bülent Akarcalı şimdi Ankara Çankaya’da AKP’nin vitrini. Bakanlığı döneminde tek bir Alevi’yi görevlendirmediği halde şimdi Alevileri fark ediverdiği, eski partisi CHP’ye ise “bölücü, faşist” gibi suçlamalarla saldırarak yeni partisine oy koparmaya çalıştığı anlatılıyor.
BİLİCİ BALONU VE IŞIKARA
Eski ANAP milletvekili olan ve sevgili hemşehrilerim Adanalıların (ki gözlerinden hiçbir şey kaçmaz): “3 dönem milletvekilliği yaptı, Adana’ya bir çivi çaktı mı, sadece kendi çıkarı için çalıştı” dedikleri Mehmet Ali Bilici de şimdi AKP’nin Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı. Ve Adalet Bakanı Şahin’le Devlet Bakanı Başesgioğlu’nu örnek alarak Adanalı seçmeni “İktidar adayına oy verin, yoksa hizmet alamazsınız” diye tehdit etmekle meşgul.
Eh, tabloya bakıp “Nedir bu AKP’nin eski ANAP’lı merakı, kendi partisinde adam mı yok” demez misiniz?
Tabii parti teşkilatı da diyormuş, bu nedenle kopmalar olmuş ama “teşkilatları küstürme pahasına vitrin” projesi buna rağmen yürüyor.
Bir kişi daha var; ünlü deprem kâhinimiz Prof. Ahmet Mete Işıkara... O da Bakırköy’de AKP’den belediye meclis üyesi adayı olmuş. Nedenini soranlara ise “Uğur Satıcı’nın Han İnşaat’ta danışmanlığını yaptım. Beni çağırdı, kabul etmesem ayıp olurdu” diyormuş. İnşaat firmalarına “belediye meclis üyesi olarak danışmanlık” bulunmaz bir iştir, herhalde ondan depreme dayanıklı yapı bekleyeceklerdir.
Hepsine aferin, hayırlı işler, hayırlı kazançlar efendim. Seçmenlere de bu ikiyüzlülüğü yutmamaları için “akıl fikir ve dikkat” mi dilemek lazım acaba?
Şan, şöhret, çıkar uğruna ilkesizlik cezalandırılmalı mı yoksa...
Süslü vitrin takiyyeleri
Haberin Devamı

