Süreyya, madalya, hastalık!

Gazetedeki kat komşum Deniz Arman dikkatimi konuya çekmeseydi yazmayacaktım. Sabah gazetede okuyunca da aynı şeyleri düşünmüştüm ama yazmak aklıma gelmemişti

Haberin Devamı

Gazetedeki kat komşum Deniz Arman dikkatimi konuya çekmeseydi yazmayacaktım. Sabah gazetede okuyunca da aynı şeyleri düşünmüştüm ama yazmak aklıma gelmemişti.

Önce ben de tekrarlayayım ki Süreyya'nın dünya ikincisi olması da bizim için yeterli bir gurur. Altın olmasın da gümüş olsun, öyle değerli bir madalyayı kazanmak için aylar, yıllar süren düzenli bir çaba, çalışma az şey mi? Hayır. Biz bu madalyaları atletizmde daha önce kazanabildik mi? Hayır.

Ne bizim ona kusur bulacak, ne de onun özür diler bir havaya girecek hali yok. Ama Süreyya biraz bu psikolojideydi. Kazanmaya alıştığı ve koca Türkiye'nin beklentisini de bildiği için tamamen haksız sayılmaz yine de...

Bence bu olayda rahatsız edici olan kaybetmemiz değil, Süreyya'nın hastalığının açıklanması. Ortadaki ihmale bakın ki giden ekipte bu konuların çözümünü bilen ve hemen harekete geçerek yarışmacıya yardımcı olacak, onun sıkıntısını hafifletecek doktorlar, uzmanlar yok. Doping kabul edilebileceğinden hormon haplarıyla adetin geciktirilmesini sağlayamadığı söyleniyor. Oysa bu uluslararası yarışlara katılan sporcular muhakkak ki benzer önlemleri alıyorlardır. Muhakkak ki kadın sporcular için çareler, çözümler mevcuttur. Diyelim ki stres nedeniyle aniden oldu ve önlem alınamadı. Daha önce aynı şart altında vücudun alıştırılmış olması çalışma programına dahil değil midir?

Biz bu konulan iyi bilmiyoruz ama mantık yürüterek bir sporcunun her şarta alıştırılması gerektiği tahmin edilebilir.

Kısacası, acımasız ve katı görünmek istemem tabiî ama doğrusu dünya şampiyonluğuna oynayan bir profesyonelin mazeret olarak "hastalığı" ileri sürmesi bana fazla amatörce geldi. Aynı durumda bir Rus atlet olsa örneğin, ne yapılırdı, sonuç ne olurdu merak ediyorum. Öğrenmemiz hiç fena olmaz değil mi?

Yine de... Atletimizi ben de gönülden kutluyorum. Kısa bir süre sonra bize altın madalyalar da getireceğine hepiniz gibi ben de eminim.



Gazi maaşları!
Her fırsatta yazacağım, konu halledilinceye kadar... Yunanlı gaziler 2.5 milyar, bizim Kurtuluş Savaşı gazilerimiz 135 milyon alıyorlar. Gelip geçen ve her birinin döneminde (bir kısmı da kendilerine ait olmak üzere) yolsuzluğun bin çeşidi duyulan hükümetlerin hiçbiri bu ayıbı ortadan kaldırmamışlar. Eğer AKP Hükümeti de düzeltmezse en az 4 yıl daha aynı parayı almaya devam edecekler.

Anlayacağımız şu ki, Türkiye'nin dibi israfla, yolsuzlukla delinmiş Hazinesi'nde her şeye para var (giden paraların da hesabı sorulmaz, geriye alınmaz) ama savaş gazilerimize yok... Hesaplasalar keşke; 135 milyon ile bir ayda (ekmek, peynir dışında) hangi ihtiyaçlar karşılanabiliyor... Anlatsalar keşke; bir dönem milletvekilliği yapanlar, memleketi ekonomik krizlere sürükleyenler dahil ömür boyu milyonlarca TL'yi almalarını sağlayacak yasaları gizlice çıkarıveriyorlar da onlara o Meclis'i hediye edenleri hangi yüzle unutuyorlar...

Gazilerden, şehit ailelerinden gelen mektuplarla birlikte Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği İstanbul Şubesi Başkanı'ndan da bir faks aldım. Şehit pilot eşi Başkan Gönül Apaydın "Duyarlılığınız için gazilerimiz adına sizi candan kutlarız. Eğer bize bir randevu verebilirseniz, sizce eksik olan bilgileri sunabilmek, sizleri bu konuda aydınlatmak ve 1915 tarihinden beri faaliyet gösteren Derneğimizi tanıtmak isteriz" diyor.

Kapımız onlara sonuna kadar açık. İstedikleri herhangi bir gün saat 12 ile 15 arasında gelebilirler. Bir faks yeter.

Bakalım AKP Hükümeti ve Meclis de gazilerimize aynı saygı ve sevgiyi gösterecek mi?



Promosyon
Gazetemizde yayınlanan promosyon kuponlanyla ilgili olarak Pazar günü yazdığım yazıya gelen ve çoğunluğu teşekkür niteliğinde olan mail'ler arasında "promosyonsuz gazete" isteyenler de var. Vatan'ı sadece okumak için aldıklarını ve bütün gazetelerdeki promosyonlara kızdıklarını belirten okurlar.

Tamamen katılıyorum. Ama gördüğünüz gibi bunlar kap kaçak, cep telefonu vs. kampanyaları değil, Atlas, sözlük, ansiklopedi kampanyaları. Eğitim araçları konusunda eksiği olanlara yardım, kolaylık amacı taşıyor. Arada büyük fark var.

Genelleme yapmamak ve o farkı görmek lâzım. Ne dersiniz?

DİĞER YENİ YAZILAR