Şura bitti, tartışması sürecek!

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç Milli Eğitim Şurası’nda alınan ‘meslek liselerine katsayı kolaylığı’ kararının bağlayıcı olmadığını ve öğrencilerde beklenti yaratmaması gerektiğini söylemiş

Haberin Devamı

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç Milli Eğitim Şurası’nda alınan ‘meslek liselerine katsayı kolaylığı’ kararının bağlayıcı olmadığını ve öğrencilerde beklenti yaratmaması gerektiğini söylemiş.

2007 ÖSS’de katsayı ile ilgili değişiklik yapılmayacağının altını çizmiş.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı’nın Çorum’da yapılan “AB ve Türkiye Ekonomi Programı” konulu toplantıda yaptığı konuşma YÖK Başkanı’nın açıklamasının nedenini ortaya koyuyor. Sabancı demiş ki: “İlâve birkaç oy getireceği düşüncesiyle üniversitelere girişte meslek liselerine katsayı uygulamasını kaldırmayı tavsiye etme girişimi şuranın siyasete alet edildiği izlenimi doğuruyor ve rahatsızlık yaratıyor. Hiçbir Milli Eğitim Şurası, hiçbir milli eğitim konusu laiklikten taviz verilecek konu değildir.”

Şimdi de “Züğürt ABO” kod adıyla yazan okurumun söylediklerine bakalım:

“Şimdiki sorun eğitim sorunu. Üniversiteye hazırlanan bir genç olarak son milli eğitim şurasında alınan kararla sanki düz liselilerin üniversiteye girişleri daha da zorlaştırıldı. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi duymak ve onca gencin hayalleriyle nasıl oynandığı konusuna değinmenizi isterim. İyi çalışmalar.”

Gördüğünüz gibi düz liseye giden (züğürt) öğrenciler de kendi açılarından endişe içindeler ve Milli Eğitim Şurası’nın kararını bir sonuç zannediyorlar. Onların korkusunu YÖK Başkanı’nın açıklaması sanıyorum gidermiş oluyor.

TÜSİAD Başkanı’nın söylediği ise şura kararının “M.E. Şurası’nın siyasete alet edildiği” anlamına geliyor olması.

Bu konuda haklı çünkü Anayasa üniversiteye giriş konusundaki kararları YÖK’e veriyor. Şura sadece bir danışma kurulu ve öneride bulunabilir. AKP ve Şura da bunu gayet iyi biliyor.

YÖK tarafından kabul edilmeyeceği baştan kesin şekilde bilinen bir kararın Şura’dan çıkması ancak AKP’nin başta (yine gerçekleşmeyeceği belli olduğu halde) verdiği söze seçim öncesi bir dayanak bulma çabasından başka bir şey değildir, yani siyasidir.

Böylelikle parti tabanına karşı “Biz elimizden geleni yaptık ama olmadı” görüntüsü yaratırken bir yandan da “dine dayalı eğitimi yaygınlaştırmaya yönelik çabaları rejimi korumak adına önlemeye çalışan” YÖK’e düşmanlık yaratmaktadır.

Bir taşla iki kuş!

Ülke için çok tehlikeli oyunlar bunlar. Kitleleri “iyi niyetle yapıldığına inandırmanın” kolay olduğu ama sonucunda iyi niyet olmayan oyunlar.

Oynamaya devam ettikleri sürece bu millet huzur bulamayacak!

*****

İçki içenler, içmeyenler!
Üsküdar Belediyesi’nin “parklarda içki yasağı” kararı ve bunun üzerine Üsküdar’a gidip inadına içki içen ve laiklik sloganı atanlar konusu epeyce soruya neden oldu.

O “içki içme gösterisi” aslında Belediye’nin yine dinle bağlantılı olarak verdiği ve güvenliği sağlamaktan çok semt halkına yaranma anlamı taşıyan karara karşı çıkmak üzere yapılmıştı. Buna rağmen o da yanlıştı, Salı günü yazdık.

Zekeriya Soydaş isimli bir okurumuz soruyor: “Çevrenizde içki içenlerin kaçı laik, kaçı ben laik değilim diyor (...) Fazla laik olup da içki içmeyen yok gibi. Hatta toplantılarda içki içmeyenleri irticai olmakla suçlayacak kadar da üzerine gidiyorlar (...) Toplumun tamamı aptal mı ki laikleri hep içki içen kişiler olarak görüyorlar.”

Bakalım daha neler duyacağız? Allah aşkına içki içmekle laik olmak veya olmamak arasında nasıl ilişki kurulabilir? Laik olup da ağzına hayatında içki koymamış milyonlarca insan yaşıyor bu ülkede. Ayrıca ben hayatımda içki içmeyeni irticai olmakla suçlayan hiç kimseye rastlamadım.

Laiktir ağzına içki koymaz, laik değildir her gün içer, bunların hepsi mümkündür. (Önce laikliğin tanımını dünkü yazımdan tekrar hatırlayın lütfen.)

Bugün İran, Suudi Arabistan gibi din adına “içkiyi kesinlikle yasaklayan, içeni cezalandıran” ülkelerde bile insanların evlerinde şarap yaparak bol miktarda içtiğini, gidip görenlerden, orada yaşayanlardan sık sık duyuyoruz. Suudi Arabistan Kraliyet ailesinde de içildiği kitaplarda anlatıldı.

Yani en radikal İslâm ülkelerinde bile önleyemiyorlar. Onun için kavram kargaşalarını boş verin.

Taşları doğru yerine oturtmaya bakın siz!

DİĞER YENİ YAZILAR