Suçlu “mesleğine göre” mi işlem görür?

Haberin Devamı

Ertuğrul Özkök dün bir avukat okurunun İzmir’de “alkollü araç kullanan genci vuran polis”le ilgili mektubunu yayımlamıştı.

Avukat Hakan Hanlı -çok ilginç şekilde- İstanbul’da polisin tekmesiyle ölen gencin bile “kendi patolojik durumu yüzünden hayatını kaybetmiş olabileceğini” öne sürerken İzmir’deki polise linç kampanyası yapıldığını söylüyor.

Daha önce alkollü araç kullanarak kaza yapan ve ölüme sebep olan sürücü örnekleri vermiş.

Bu arabada patlayıcı taşıyan teröristler olabileceğini söylemiş.

“İzmir polisi günde kaç ihbar alır biliyor musunuz” diye sormuş. (Bunu her hukukçu bilir mi?)

Hukukçu değilim ama yazdığı ihtimal ve soruların hiçbirinin polisin “dur ihtarına uymayan her sürücüyü beyninden vurma” veya “istediğini yapmayanı tekmeyle öldürme” hakkını ona vermeyeceğini biliyorum.

O arabanın sürücüsü korktuğu için durmamış; ya uyarıyı duymadığı, görmediği için durmayan bir genç veya gençler olsaydı arabada?

Hukuk bir kazada veya cinayette suçlu polis ise onun günde kaç ihbar aldığıyla ilgilenmez, o anda ne yaptığına bakarak karar verir.

Diğer zor mesleklerde olduğu gibi polisler de kendi çalışma koşullarına göre eğitim almışlardır ve bunun gereğini yapmaları, her şarta uymaları beklenecektir.

Yine avukat Hanlı’nın mektubundaki; merhum Prof. Sulhi Dönmezer’in verdiği “maktulün elini silah çıkaracak gibi cebine sokması, böylece olayın meşru müdafaaya girmesi” örneği ise bence ancak Türkiye’de kabul edilecek bir durumdur.

Cinayetten kurtulmak bu kadar kolay olduğu, yasalar hep suçludan yana çalıştığı içindir ki bu ülkede hiçbir katil hak ettiği cezayı almıyor.

“Beni aldatmaya gidiyordu”...

“Bir erkekle cilveli konuştu”...

“Erkekliğime laf etti”...

“Cep telefonunda mesaj gördüm” dediler mi tahrik indiriminden veya bir başka nedenle kurtuluveriyorlar.

Bu son olaylarda polise linç kampanyası filan söz konusu değildir. Sadece eğer ortada bir suç varsa, suçlunun mesleği ne olursa olsun adaletin yerini bulması, suçluların korunmaması istenmektedir.

Her olayı bin türlü duygusal numarayla ters yüz ederek asla bir yere varamayız.

İçişleri Bakanlığı “polisin itibarını düşürenlere göz yumulmayacağını” anlatan bir genelge yayınlamış. Umarız sözlerinde dururlar.

*****

Bir risotto lütfen!

Muğla’da İtalyan yemeği risotto isteyip, içine şarap konduğunu öğrenince sinirlenen ve şefi işinden attıran Kayseri Valisi Osman Güneş terfi ederek İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı’na getirilmiş.

Bundan sonra terfi bekleyen valiler ne yapacaklarını biliyorlar demek ki.

Önce bir İtalyan restoranına (menüdeki tarifiyle ilgilenmeden) risotto isteyeceksin, sonra da bağırıp çağırıp lokantayı terk edeceksin.

Bir de gazeteci varsa etrafta, terfiyi cepte say...

Devlette “başarı kıstasları” değişince bazıları için hayat ne kadar kolaylaştı değil mi?


DİĞER YENİ YAZILAR