Suç duyurusunda bulunuyorum!

Her türlü rezaleti görmeye, duymaya "uyuşturucu gibi" alıştırıldık ya artık tepki vermiyoruz. Ama bu rezalet de yenir yutulur gibi değil, hiç kimse böylesi çağdışı bir şiddet gösterisine susamaz

Haberin Devamı

Her türlü rezaleti görmeye, duymaya "uyuşturucu gibi" alıştırıldık ya artık tepki vermiyoruz. Ama bu rezalet de yenir yutulur gibi değil, hiç kimse böylesi çağdışı bir şiddet gösterisine susamaz.

Erzurum Nene Hatun Kız Yetiştirme Yurdu'nda yaşları 13-16 arasında değişen 6 genç kıza yurt yönetimi ile Vali'nin işbirliği sonucu yapılan baskıdan söz ediyorum. Haberi duymayanlar için kısaca anlatayım: Bu çocuk yaştaki kızlar intihara teşebbüs ediyorlar. Kurtarıldıktan sonra "neden" olarak kendilerine yurt yönetimi tarafından uygulanan aşırı baskıyı gösteriyorlar. Yönetim buna fena halde içerliyor, işin içine Vali de giriyor ve kızları zorla medyanın önüne çıkararak, teşhir ederek onlara "nedenin bu olmadığını, dikkat çekebilmek veya yurttan ayrılmamak için intihar ettiklerini" söyletiyorlar.

Kızlar teşhir edilmek istemiyor, basına ve bu insanlara "lütfen yapmayın, tanınmak istemiyoruz" diye yalvarıyorlar ama kâr etmiyor. Köleler gibi itelene kakalana medyanın önüne sürülüyorlar. Çocuğa şiddet, insana şiddet, kişilik haklarına saldırı değilse nedir bu yapılanın adı?

Yargı gerekeni yapmalı!
Burada bir suç işlenmiştir ve ben bir vatandaş olarak duyuru yapıyorum. Bununla da kalmıyor şikayetçi oluyorum. Yapılan önce "insan haklarına" sonra da yetiştirme yurtlan, sığınma evleri gibi; adı üstünde 'koruma kurumları'nın yönetmeliklerine, kurallarına aykırıdır. Bu gibi yerlerde bulunan kız ve kadınlar "gizlilik" kuralına tâbidir, devletin koruması altına alınmışlardır. Onların kimliklerini ve ilgili bilgilerini teşhir etme hakkına kimse sahip değildir. Orman kanunları ve kurallarıyla, valiler dahil hiç kimse bu genç kızların kişiliğine saldırıda bulanamaz.

Vali Bey "Bunda bir mahzur yok. Biz bir aile sayılırız" buyurmuşlar. Hangi aile çocuğuna böyle bir davranışı reva görür? Yaşadıkları bu zorbalığın onların psikolojisini, yaşamını, sosyal ilişkilerini altüst edeceğini, belki de yeni bir intihar girişiminin nedeni olabileceğini düşünemeyecek aile var mıdır?

Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Güldal Akşit'i, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'i ve yargıyı göreve davet ediyorum. Yurt yönetimi ile Erzurum Valisi'ne bu sorumsuz davranışlarının hesabı mutlaka sorulmalıdır!

Ermeni iddiası ilerliyor..
Ermeni soykırım iddiası Avrupa'da -yıllardır yarıp durduğumuz gibi- hızla yol almaya başladı. Son olarak Hollanda Meclisi'nden geçti ve kabul edildi, üstelik kabul ederken "dansı diğer ülkelerin başına" temennisinde bulunmayı da ihmal etmediler. Ermeniler ise bu durumdan cesaret alarak 2005'te konuyu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gündemine sokmayı planlıyorlar.

Başta Ermeni iddiası olmak üzere bize sıkıntı veren konulan aşmak için Türkiye'nin gerçekten acil ve çok ciddi bir çalışmaya, bu arada olumlu reklâma ihtiyacı var. Bu ülkeyi anlatan, Kıbrıs savaşının nasıl başladığını, gazetelerimizde çıkan ve Rumlar'ın kendi ağızlarıyla anlattıkları pişmanlıkları, Ermeni isyanlarının başlangıcını, gelişmeleri, her iki tarafın da kayıplar verdiğini gösteren belgeseller, filmler hazırlanmalı. Türkiye'nin otelleri, modern okulları, hastaneleri, AB'ye aday ülke olmanın geri kalmış bölgelerimizdeki gelişmeyi nasıl hızlandıracağı en uygun görüntü ve anlatımlarla sunulmak.

Önemli ülkelerin TV'lerinde izlenen saatler "satın alınarak" gösterilmeli.

Bir kez daha sorayım, halâ ne bekliyoruz?

DİĞER YENİ YAZILAR