Şu Pentagon meselesi

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan’ın Oxford Üniversitesi’nde yaptığı konuşmadan sonra bir subay kızının “Bizim subaylarımız şehit olurken neden biz hiçbir şey yapamıyoruz, terörle uğraşan diğer ülkelerden ne farkımız var” sorusuna verdiği cevap ilginç...

Adeta “Amerika bile savunmasız, biz ne yapabiliriz ki” anlamına gelecek şekilde:

“ABD de terörü halledebilmiş değil. Pentagon terörden, teröristten korunabildi mi? Terör Pentagon’u da, İkiz Kuleleri de vurdu. Şu anda ABD’ye girerken elinizi kolunuzu sallaya sallaya giremiyorsunuz. Ayakkabınız mayakkabınız her şeyinizi çıkartıyorlar, her şeyinizi” demiş.

Oysa öncelikle 11 Eylül ile PKK terörü arasında hiçbir benzerlik yok. O olay ABD’nin hazırlıksız yakalandığı, daha önce dünyada benzeri yaşanmamış, bu nedenle de önlemi alınmamış bir olaydı. Hatta daha sonra ABD’nin “11 Eylül’den yola çıkarak ve İslâmi terörü bahane ederek istediği ülkeye istediği müdahaleyi yapabilmesi için bu olayı kendi içinde düzenlediği” dahil birçok teori de ortaya atıldı.

PKK terörünü ise Türkiye yıllardır yaşıyor, on binlerce kayıp verdi ve vermeye devam ediyor.

Aslında subay kızı Lale Can’ın sorusunun asıl cevabı Erdoğan’ın son cümlelerinde gizli. 11 Eylül’den sonra ABD’ye (ve tabii AB ülkelerine) girerken elinizi, kolunuzu sallayarak giremiyor, ayakkabınıza kadar aranıyorsunuz da PKK sınırdan kolayca 100’er 100’er geçip nasıl elini, kolunu sallaya sallaya askerlerimizi öldürüyor, karakollara saldırıyor, yollara mayın döşüyor?

Ve bunca yıldır, örneğin iktidarda olduğunuz ve PKK terörünün hortladığı son 5 yıldır çözüm için sizin hükümet ne yaptı?

Konuşmasının ardından Başbakan’a bu sorular sorulabilirdi. Ama tabii Lale Can henüz 22 yaşında ve uzaktan her şeyi göremiyor. Kim bilir belki de bilse bile yabancı bir ülkede Başbakan’ı zor duruma düşürmek istememiştir.

*****

Uyaracaksanız yabancı medyayı uyarın!

İki gün önce Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın 21 Ekim PKK saldırılarından sonra “Şimdi milletin birlik olma zamanıdır” açıklamalarını da aldığım bir yazı yazmıştım.

Bu yazıda Başbakan’ın “medya da kışkırtıcı, suçlayıcı üslubundan vazgeçmeli” sözüne de; “daha yeni bir terör saldırısı duyulur duyulmaz bunun altında PKK’dan başka neden arayan” gazetecileri örnek göstererek hak vermiştim.

RTÜK’ün 23 Ekim’de (dün) yayınladığı, “terörist saldırılarla ilgili radyo ve televizyon yasağı” bildirisi bu düşüncemden vazgeçmeme neden oldu. Ortada Hükümet’ten kaynaklanan yepyeni bir baskı var.

Evet Türk televizyonlarında konuyla ilgili yayın yapacak hiçbir deneyimi olmayan; eğlence, kadın, magazin programlarının bile en ciddi, en fazla sorumluluk gerektiren, en hassas konulara reyting uğruna atlaması, örneğin terör konusunda şehit cenazelerini, şehit ailelerini döne dolaşa göstermesi, olayların, konuların abartılarak özensiz yayın yapılması görülen durumlardır.

Ama bunu genele yaymak ve bütün radyo/televizyonlara yasak getirmek olacak şey değildir. Olmadığı gibi bir numaralı görevi (ve demokrasilerin de gereği) haber vermek olan basının evrensel özgürlük hakkına aykırıdır.

Bu durumda haber kanalları, haber programları ne yapmalı RTÜK bir de onu açıklasın. Kapatalım mı bu kanal ve programları?

Türkiye içinde bu yapılırken, Avrupa ve Amerika’da birçok TV kanalı (BBC, CNN International başta olmak üzere) ve gazete (Independent’tan NY Times’a, The Times’a kadar sayısız gazete) PKK teröristlerine asi veya gerilla demeyi sürdürüyor.

Son olarak The Times Kandil Dağı’ndaki kadın PKK’lıları “Dişi Rambolar” diye yazınca kendi okurları “Biraz sorumluluk, sağduyu gösterin. Bu kadarı da olmaz” diye uyarmış.

Biz ise şimdiye kadar yabancı medyayı uyarma becerisini gösteremedik. Dışişleri Bakanlığı, büyükelçiler, Kültür Bakanlığı için bunlar önemsiz olaylar herhalde.

Hükümet Türk medyasına sansür koymakla uğraşacağına PKK’nın kendini dünyanın gözünde gerilla göstermesine engel olsun!

*****

Kenan birinciliği hak ediyor!

Haklı olarak çok kötü bir psikoloji içindeyken iyi bir haber geldi. Kenan Doğulu MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde aday gösterilmiş.

Onun bu kez kesinlikle birinci seçilmesi lâzım, çünkü bunu yıllardır sürdürdüğü ciddi çalışmaları, harika müziği ve sahne performansıyla gerçekten hak ediyor.

Bunu Eurovision Şarkı Yarışması’nda da gördük zaten, gurur duyulacak bir başarı sergiledi.

Türkiye’yi temsil etmek için teklif geldiği anda da zirvede bir şöhret olmasına rağmen risklerini düşünmeden seve seve kabul etti.

Şimdi sıra bizde... Haydi pamuk ellerinizi telefonlarınıza atın, elimizden geleni yapalım. (Aslında ben çoktan yaptım da...)

Mesaj kısmına MTV02 yazıp 1004’e göndermeniz gerekiyor.

Unutmayın.



DİĞER YENİ YAZILAR