Ekranlarda göz yaşları sel oldu, akıyor. Gelen ağlıyor, giden ağlıyor. Sadece Popstar yarışmasından söz etmiyorum, ağlama öyle moda oldu ki son aylarda hangi programa baksanız koca adamların höngürt, höngürt (hüngür hüngür hafif kalıyor), katıla kaıla ağladığını görüyorsunuz.
Sinirleri fena halde bozulmuş bir toplum olduğumuzun farkındayım ama yine de biraz abartmadık mı diyorum yani.
Burada hemen şu açıklamayı ekleyeyim; örneğin Seda Sayan'ın programında Yılmaz Morgül haklı bir nedenle ağlamıştı. Yaptığı bir anlaşma nedeniyle evine haciz geldiğini, bununla da yetinmeyip ailesinin diğer fertlerinin de haciz, taciz hayatlarından bezdirildiğini anlatıyordu. Bunu anlatırken de, uzun süredir sinirleri yıprandığı için göz yaşlarını tutamamıştı. Eh, Yasemin Bozkurt'un programına veya "Film Gibi" ye katılanların ağlaması da anlaşılabilir.
Ama kardeşim, arkadaşlar el insaf... Halk ağlayana sempati duyuyor diye en kabadayı, "vurdum mu oturturum" tipi sanatçılar bile kamera görünce ağlamaya başladılar.
Ne yapsın bu millet şimdi? Zaten ağlayacak yeterince nedene sahip insanlar TV'lerini her açışta ağlasın mı? Zira bakıyorum konuşmacıların ağlamaya niyetli olduğunu anlar anlamaz stüdyo konukları onlardan önce başlıyor. Ekran başındakiler de daha farklı değil.
Popstarda ilk ağlayan Armağan Çağlayan oldu. Beğendiği aday elenince öyle ağladı, öyle ağladı ki şöhreti sınırları aştı. Sonra Deniz Seki ağladı (arabada ama olsun, hepimiz gördük). Ve arkadan, daha programa geldiği akşam Zerrin. O ağlıyor, biz ağlıyoruz, o ağlıyor, biz ağlıyoruz. Birkaç damla değil, sular seller gibi. Ben Zerrin'i severim, müziğini de. Ama açık konuşmak gerekirse o gece adaylara verdiği morali, güzel sözlerini beğenmeme rağmen ağlamasını beğenmedim.
Sömürü aleti!
Seçilecek popstar topluma, gençlere "örnek figür" olacağı için, cezaevine girmiş bir adayın tartışması yapılırken, örnek figür olmuş, başarılı sanatçıların göz yaşlarını bir duygu sömürüsü, bir takiyye aleti gibi kullanmaları ve böyle kullanılmasının doğal olduğu mesajı vermeleri kesinlikle yanlış geliyor bana.
Birçok toplumda daha çocuk yaşta kalabalık içinde ağlamanın yanlış olduğu öğretilir. Hele bir yetişkinin ağlaması tümüyle zayıflık belirtisidir. Dediğim gibi, biz bu kadar kendini sıkan bir toplum değiliz, ayrıca sanatçıların diğer insanlardan daha duygusal olabileceklerini de kabul ediyoruz ama bunu da fazla abartmamak lâzım. Duygular, göz yaşlan olmadan da anlatılabilir.
Nitekim, Ercan Saatçi ve Ahmet San'ın duygularını da, ağlamadıkları halde gayet iyi anladık.
Sonuç olarak, bence "Popstar" da artık ağlamalar sıkmaya başladı. Bir son verilse iyi olur.
Sırası gelmişken; 'zaten katılanların çoğunun sesi ve yeteneği star olmaya yeterli değil' demiştim. Son programda bazıları çok daha iyi performans gösterdi; Eser, Firdevs, Abidin sıkı çalışırlar ve şansları da yaver giderse başarılı pop sanatçıları olabilirler gibi görünüyor.
Bu benim fikrim tabii. Sonucu zaman gösterecek. Biz de çoğunluğun ne karar vereceği önceden hiiç belli olmaz!
Şşşt... Artık ağlamayın!
Ekranlarda göz yaşları sel oldu, akıyor. Gelen ağlıyor, giden ağlıyor. Sadece Popstar yarışmasından söz etmiyorum, ağlama öyle moda oldu ki son aylarda hangi programa baksanız koca adamların höngürt, höngürt (hüngür hüngür hafif kalıyor), katıla kaıla ağladığını görüyorsunuz
Haberin Devamı

