Söz konusu vatan ise...

Haberin Devamı

Orgeneral Yaşar Büyükanıt Harp Akademilerinin açılış töreninde konuşmuş. Bu törenlerde Genelkurmay başkanlarının yaptığı konuşmalarda genellikle benzer vurgular vardır, toplum ve tabii ki medya her zaman bu vurguları yorumlar.

Büyükanıt’ın rejimle, PKK ve DTP ile ilgili açıklamaları son derece haklı... Görevi icabı gerekenleri söylüyor. Özellikle onlarca şehidi arka arkaya verdiğimiz günlerde bu terörist cinayetlerini Türkiye’nin bir siyasi partisi olarak DTP’nin algılayışı, onlara hâlâ “gerilla” demesi, şehitlerimizi, askerlerimizi kanlı cinayetler, kalleş saldırılar planlayan ve uygulayan teröristlerle eşdeğer gördüğünü söylemesi yenir yutulur gibi değil...

Ama bunlar dışında, sivil toplumun ve medyanın duyduğu endişelere, Richard Holbrooke’un Türkiye’yi Malezya’ya benzetmesi üzerine yaptığı tartışmalara Org. Büyükanıt’ın gösterdiği tepki bence abartılıdır.

Genelkurmay Başkanı, “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır anlayışı bizde var” dedikten sonra “Türkiye Cumhuriyeti ve bu Cumhuriyetin kuruluş felsefesini” gözetmeden yapılan Malezya tartışmalarının nefretle kınanacak bir durum olduğunu söylüyor.

Oysa bence “Söz konusu vatan ise” bu tartışmalar yapılmalıdır ve yapılacaktır. Hatalar görüldüğünde sivil toplum bunların üzerinde duracak, irdeleyecek, açıklayacak, önlemeye çalışacaktır.

Nitekim Holbrooke basının bu tepkileri üzerine hata yaptığını, daha doğrusu (bizi pek saf zannediyor olmalı) yanlış anladığımızı, Türkiye’nin rejimini örnek göstermek istediğini söyleyerek sözünü geri aldı.

Biz de toplum olarak bu arada Malezya, Endonezya gibi ülkelerdeki değişimi incelemiş, “ılımlı”dan radikale geçişin ne kadar kolay olduğunu görmüş olduk.

Büyükanıt “ders çıkarma”nın temel yaklaşım olması gerektiğini söylüyor. “Ders çıkarma”yı sağlamak için insanlar konular hakkında bilgilenmek zorundadır. Yapılan da budur.

Demokrasilerde, rejimin kendi kendini, sivil toplum eliyle, onun tarafından koruması için bu tartışmalar yapılmalı ve hiç kimse kızmamalıdır.

“Söz konusu vatan” olduğu için her zaman da yapılacaktır.

Sadece bu noktaya biraz değinmek istedim.

*****

Köpeklerin cinayeti

Birkaç gün geçti üstünden ama olay unutulur gibi değil. Henüz 15 yaşında, hayatının ilkbaharında, ailesinin de tek çocuğu bir öğrenci üzerine saldıran köpeklerden kaçmak isterken arabanın altında kalarak yaşamını yitirdi.

Hem de anacığının gözleri önünde... O ananın yüreği bu acıya nasıl dayansın?

Türbandan başka konu konuşulmaz olduğu için bu hayati sorunlara kimse değinmiyor ama hangi medeni ülkede sokaklardaki binlerce köpekten biri, ikisi insanlara saldırarak ölümüne neden olmuştur?

Sokak köpeklerini Fransa’da, İngiltere’de, Almanya’da veya Bulgaristan’da görebilir misiniz?

Gerçi acısını asla hafifletmez ama o annenin vatandaşının güvenliğini düşünmeyen devlete en büyük tazminat davasını açma ve bunu alma hakkı vardır.

Kendi içlerinden çıkan, aynı siyasi kökenden gelen Abdüllatif Şener de Hükümetin 2,5 aydır hiçbir icraat da bulunmadığını açıkça anlatıyor. Bizi yönetenler yabancı ülkelere, daha önce hiçbir yönetimde bu kadar görülmemiş şekilde aile boyu, çoluk çocuk seyahatleri özel uçaklarla yaparken PKK gençlerimizi katletmeyi sürdürüyor. Öğrenciler başıboşluk yüzünden ölüyor.

Ama yeter artık... Bu memlekette çatlamamak için sabır taşı olmak lâzım!

DİĞER YENİ YAZILAR