‘Soykırım’ın kabulünde sıra İngiltere’ye mi geldi?

Murat Belge bir süredir köşesinde Mavi Kitap’a takmış durumda...

Haberin Devamı

Murat Belge bir süredir köşesinde Mavi Kitap’a takmış durumda... Hatırlayacaksınız kendisi Minnesota Üniversitesi’nde bir toplantıda konuşmasına “Ben tarihçi değilim, bu konuda net bir açıklama yapamam ama” benzeri bir açılışla başlamış ve aynı konuşmayı “1915 olayları Birleşmiş Milletler’in soykırım tanımına kesinlikle uyuyor” diyerek bitirmişti.

Bizde artık tarihçi olmayanların veya tarih bilmeyenlerin yabancıların önünde (özellikle de onların önünde) çıkıp “Türkler Ermeni soykırımı yapmıştır, bilmem kaç kişiyi kesmiştir” demeleri adet haline geldiği için bunu da fazla yadırgamadık. İşin ilginç tarafı soykırımın olduğunu iddia eden Türkler, Ermenilerden bile daha yüksek rakamlar telaffûz ederken kendi aralarında da çelişkiye düşüyorlar. ‘Cesur Türk entelektüeller’den Orhan Pamuk 1 milyon diyor, Taner Akçam 800 bin örneğin... Halil Berktay “Tehcir kararı bile soykırımdır” buyuruyor.

Bir tek şeyi öğrenemiyorsunuz; bu rakamları hangi belgelere dayanarak hesapladıklarını. Orhan Pamuk, Murat Belge gibi bazıları “herhalde, tahminen” bile diyebiliyorlar. Fatma Müge Göçek gibi bazıları ise yabancı gazeteciler kendisine “Birbuçuk milyon rakamını nereden buldunuz” diye sorunca “Hrant Dink’e sorun, ondan duydum” diyebiliyor.

Ama Ermeni iddiası savunucularının (örneğin Aris Babikian) “Cesur ve şerefli Türk entelektüelleri” olarak adlandırdığı grubun ortak noktalarından biri, ne hikmetse “hepsinin olayların BM’in soykırım tarifine uyduğu”na yüzde yüz emin olmalarıdır.

Yıllarca bu konuda araştırma yapmış, olayları tüm belgeleriyle bilen Bernard Lewis, Andrew Mango, Gunther Lewy, Justin Mc Carty gibi dünya tarihçileri, 354 deneyimli Türk tarihçi “asla uymadığını” söyler ama bu grup (çoğunlukla edebiyatçı, sosyolog, köşe yazarı ve “profesyonel konferansçı”) hepsinden iyi bilir, onları yalanlar.

SESSİZ MİLLETVEKİLLERİ!
Şimdi Murat Belge TBMM’den “Mavi Kitap’ın yazarı Toynbee tarafından yalanlanması” üzerine İngiltere Parlamentosu’na yazılan ve bunun Parlamento tarafından resmen yalanlanmasını isteyen mektuptan ve mektuba gelen cevaptan söz ediyor.

Birleşik Krallık Parlamentosu’ndan Lord Avebury bu mektup üzerine bir basın açıklaması yaptıktan sonra TBMM milletvekillerine ayrı ayrı birer yazı göndererek “Britanya ve Türkiye parlamento üyelerinin, aralarına akademik uzmanlar da alarak olayları, kanıtları ile birlikte tartışmalarını” istediklerini ama Türkiye’den tek bir cevap alamayışlarına şaşırdıklarını bildirmiş.

Avebury’nin mektubunda “Birbuçuk milyon insanın hayatını kaybettiği” veya “TBMM’den gelen ilk mektubun Türk inkârcılığı cephesini genişletmek amacı güttüğüne inandığı” gibi oldukça saygısız ve yanlış noktalar var. Öte yanda Murat Belge herhalde bu mektuptan da cesaret almış olmalı ki Şükrü Elekdağ ve Onur Öymen gibi iki değerli diplomatımızı aşağılayan bir ifade kullanmış. Meclis’e ve medyaya verip veriştirmiş.

14 Kasım’da yazdığı bir yazıda ise TBMM’nin böyle bir mektup göndermekle gülünç duruma düştüğünü yazmış.

Yani kendilerinin tarih bilmeden tarihçiden çok tarih uzmanı kesilmeleri ve ülkelerini yabancılardan önce soykırımcı ilân etmeleri gülünç değil, ama TBMM’nin “Aman sıraya İngiltere’yi de koymasınlar” endişesine düşmesi gülünç.

Onlar “gülünç”ün tarifini şaşırdılar bence!

(Devam edecek)

*****

Kazaymış... Neden hep bizde?
İlkellikten, yaşamın her alanındaki ilkellik ve cehaletten bıktık usandık artık. Cinayette, tecavüzde, sapıklıkta olaylar zirve yaptı, trafik cinayetleri deseniz onlarda da zirvedeyiz.

Peki ama neden bu kötülüklerin, vahşetin en uç noktaları hep bizde, bunu neden sadece ben merak ediyorum?

Benim görevim mi bu, yoksa vatandaşların can ve mal güvenliğini “her açıdan” korumak yöneticilerin görevi mi?

Son olarak TEM’de TIR, yolcu otobüsü ve otomobilin çarpıştığı bir kazada 3 kişi öldü, 10 kişi yaralandı. Burdur’da yolcu otobüsü ile iki kamyonun çarpışmasında 10 kişi öldü, 8’i ağır 26 kişi yaralandı.

Ortalık kan gölü durumunda ve bu ne trafiğin, ne hükümetin ne de başka birinin sorunu, böyle rezalet görülmüş müdür?

Medeni ülkelerde, bizim “Neden almıyorlar” diye çırpınıp “bize düşmanlıklarından dolayı” olduğunu iddia ettiğimiz AB’de bütün bu ilkel olayların böyle bir boyuta geldiğine hiç şahit olmuyoruz.

Zira onlar önce eğitiyor; taksi şoförü olmak için bile İngiltere’de olduğu gibi 5 yıl eğitim almak zorunda bırakıyor, sonra da hatası görülenin elinden ehliyetini anında alıp cezasını da çektiriyor.

Bizde ise ölenler suçlu, öldürenler en fazla üç ay, bilemedin üç yıl sonra serbest.

Hükümet, Emniyet, Yargı ve daha her kim ise yeter artık! YETER! Görevlerini doğru yapmayacaklarsa o koltukları neden işgal ediyorlar?

Toplumun isyanını görmeleri için daha kaç canın yanması gerekiyor?

DİĞER YENİ YAZILAR