Açılımı destekleyen Cumhurbaşkanı Gül de, başlatan Başbakan Erdoğan da Habur sınır kapısından başlayan terörist karşılama gösterilerinin “sorumsuzluk, düşüncesizlik, kışkırtma olduğunu, milleti rencide ettiğini” aşağı yukarı söylediler. Zaten bunun saklanacak hali de kalmadı, millet ayakta...
Bu arada tabii yine anlaşılamayan çok nokta, çok çelişki var. Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın kızdığı; “Hangi yüzle birlik diyecekler” dediği bu büyük çapta, havai fişekli, davullu zurnalı karşılama şöleni nasıl oldu da organizasyon konusunda gayet hünerli olan iktidarın ve DTP’nin (ki onlar da “partimizin çağrısı olmadığı halde” diyerek sorumluluğu üstlerinden atıyorlar) kontrolünden bu kadar çıkabildi? Sorumlu kim?
Hükümet üyeleri üniversitelere gittiklerinde veya herhangi bir yerde konuşma yapacaklarında yüzlerce polisin çevreyi kuşattığı, konuşarak tepki gösterenlerin bile çenelerinden sıkıştırılıp, saçlarından çekiştirilip yerlerde sürüklenerek uzaklaştırıldığı, çoğunun resmen gözaltına alındığı bir ülkede nasıl olur da binlerce kişinin teröristlere “kahraman karşılar gibi” şölen düzmesine izin verilir?
Örneğin Başbakan’ın bu konuda şikayet etme hakkı var mıdır, yoksa “İçişleri Bakanı’nı görevden alması” mı beklenmelidir?
Bir başka soru; “Kürt açılımı bedeli ne olursa olsun yürüyecek” diyen Başbakan’ın kendisi bile “Hangi yüzle birlik diyecekler” diyorsa, sonunda Milli Birlik Projesi’ne dönüştürülen bu açılımdan nasıl sonuç beklenebilir? Sözünü tutmadığına veya kendi siyaseti uğruna düşünmeden milleti rencide ettiğine inandığınız muhataplarla bir proje yürütülebilir mi?
25 YILDIR AĞLAYAN KİM?
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş’ın, Cumhurbaşkanı ile Başbakan’a cevaben söylediklerine bakalım:
“Karşılamadaki coşkunun nedeni 25 yıldır orada ağlayan insanlar bir kere gülmek istediler... Neden? Çünkü bir umut doğdu, yani barışın elçisi olan temsilciler geldiler ve onlar da barışa olan özlemlerini doğal şekilde (DTP’nin çağrısı olmadan) kutlamak istediler. Ortada bir zafer yok, yenen-yenilen yok, tavır, slogan yok.”
Bu açıklamaya ve benzer söylemlere bakınca dersiniz ki 25 yıldır bu ülkeye yaşatılan terör acılarıyla Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i tüm toplum ağlamamış da yalnız gösteriye katılanlar; Apo’ya “sayın” diyen, “önderimiz” diyen, “muhatap alınacak” diyenler ağlamış. Dersiniz ki ortada terör değil iki devletin savaşı var da bir tarafın barış elçileri gelmiş... Dersiniz ki hepsi tarafından aynı anda zafer işaretleri yapılmamış, “devlet önderimizin taleplerini yerine getirmezse ülkede kaos olur” denmemiş. Dersiniz ki bugüne kadar Kürt kökenli vatandaşların her hakkı elinden alınıp parya muamelesi yapılmış.
Demirtaş’a “el insaf” demek lazım, demagojinin tavan noktasına ulaşmak bu olsa gerek...
Olayın PKK açısından basit bir “eyleme karışmamış olanların terörden vazgeçerek normal vatandaşlığa dönme” adımı olmadığı “TBMM’ye de götürün baskısı”ndan, getirdikleri mektupta dayatılan isteklerden ve çok şeyden belli... Ama diyelim ki bütün bu işaretlere rağmen gerçekten yararlı bir başlangıç oldu ve arkadan; 15-20 yıldır dağda olmasına rağmen her nasılsa hiçbir eyleme katılmamış 100, 200, 500 terörist daha geldi. Bu gelişler gerçekten terörü bitirebilecek mi? Yoksa “örgüt ve terör” bundan sonra da dayatmalar için şantaj malzemesi olarak mı tutulacak?
“SUS”TURULMUŞ MEDYA
Teröre karışmış olan, katliamlar yapıp mayınlar döşeyen teröristler ne yapacak bu arada?
Ahmet Altan’ın yazdığı “Bu durumda da terör sürerse halk onlara destek vermez” sözü mü doğrulanacak? “Halk” dediği ve araştırmalarda (DTP ile PKK’yı temsilcisi sayan) küçük oranlarda çıkan kesim “Aa çok ayıp ettiler şimdi” mi diyecek acaba?
Ayrıca PKK aynı zamanda “uluslararası uyuşturucu kaçakçısı” ilan edildiğine, bu konu Nato’nun takibinde olduğuna göre uyuşturucu kaçakçılığı suçu da yok mu sayılacak?
Olabilir de, hukuk yok sayılınca her şey olabilir.
Deniz Baykal “basın susturucu takılmış gibi” demiş. Çok doğru bir gözlem, büyükçe bir kısmı gönüllü “sus” vaziyetinde, geriye kalanlar ise “sus”turulmuş durumda... Çok acı tabii ama bu kez Başbakan da “teröristlerin üniformayla gelişindeki sinyalleri medya yakalamıştır” diyerek sevmediği medya kesiminin hakkını teslim etti.
Ve “Siyasi rant devşirme devam ederse bu işin başladığı noktaya dönülür” dedi... Türkiye’de atılan her adımda “siyasi rant devşirme”den hiç vazgeçilmediğine göre bakalım bu açılım nereye varacak?
Sorulmayanlar!
Haberin Devamı

