Kenan Evren yine konuşmuş ve “Güneydoğu bölge valiliklerini eyalet olur diye düşünmüştük. Türkiye ilerde eyalet sistemine geçebilir” demiş.
Bunun yanında “Zana’yla görüşürüm, kimseden çekinmem”den başlayarak birçok şey daha söylemiş.
Özetine baktığınızda “Ben hâlâ buradayım, isteyen olursa parlamentoya bile girerim” mesajı çıkıyor. Bir de emekli bir asker olarak hâlâ sivil hükümetlere akıl verme, etkileme, müdahale isteği... Hızını, hevesini hâlâ alamamış anlaşılan...
“İlerde” neler olacağına ancak bu ülkeyi yöneten siviller karar verebilir... Eyalet sistemi çok gerekliyse “ilerde” onlar düşünür, ülkenin siyasetçisi, bilim adamı, medyası, sivil toplumu her yönüyle tartışır, çok gerekliyse olur. Değilse olmaz... Şimdiden, bunca sorunun arasında medyumluk yapmaya hiç gerek yok.
Türkiye’de Türklerle Kürtlere farklı muamele yapılmadığını, onların bakanlıklara, Meclis başkanlığına veya cumhurbaşkanlığına gelebileceğini, geldiğini çocuklar bile biliyor. Malûmun onun tarafından ilânına da gerek yok.
Ama aynen “tadı damağında kalan ve asla geri dönme hevesinden vazgeçmeyen” siyasetçiler gibi, Hazret de vazgeçmiyor. Gündemde olmamak rahatsız ediyor onları... Hollywood’un gözden düşen yıldızları gibiler aynen...
Peki kaç yaşında Evren?
Tam 89 yaşında... Bazı istisnai beyinler dışında bu yaştaki konuşmaların sağlıklı kafayla söylenmiş olduğunun kabul edilmesi için doktor raporu istiyorlar.
Sukût etme erdemini, bunun zamanının geldiğini öğrenebilmeleri için 100 yaşına gelmeleri mi gerekiyor acaba?
Ve ayrıca... Acaba nü resim yapmaktan sıkılmışmıdır ki Anayasa’yı yok farzederek ulu orta konuşmaktadır?
Hangisi doğru?
Bu yazının konusu “örtünmek ya da örtünmemek” tartışması değildir, peşinen söyleyeyim... Çünkü söylemediğim zaman hemen Nur ve Ahzab surelerini paketleyip, sanki ben onlar kadar bilmiyormuşum gibi gönderiveriyorlar.
Oysa gayet iyi biliyorum, defalarca kelime kelime inceledim ve tekrarlayayım; benim anladığıma göre Kur’an’da “saçların örtülmesi” veya “tesettür”le ilgili bir emir yok. Birçok din adamı da aynı şeyi söylüyorlar.
Bu konuyu daha önce köşemde de yazdım, programımda da tartıştım. Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu’na da sordum. İzleyenler bilirler... Onun için şu andaki tartışmanın “Örtünmek emir midir” veya “Örtünen kadınlar daha mı makbul Müslüman’dır” olmadığını önceden bildirmek istiyorum.
Konu Suudi Arabistan’da, konuklara böyle bir mecburiyet getirilmemiş olmasına rağmen Arapların karaçarşafı ile ortaya çıkan Emine Erdoğan’ın “Kendi isteğimle örtündüm” şeklindeki açıklamasıdır.
Başbakan Erdoğan’ın da “Eşim Arap’tır” dediği Emine Erdoğan kendi ağzıyla “Nasıl örtündüler” isimli kitapta ağabeyinin zoruyla örtündüğünü ve bunu önceleri ağlayarak yaptığını anlatmıştı.
Zaten şu anda da “ağabeyim örtünmemi istediğinde...” diyor. Peki sonra neden “daha önceki mülakatta sözlerinin yanlış anlaşıldığını” söylüyor? Yanlış ne?
Niçin şimdi farklı bir açıklama yapma gereği duyuyor, ben onu merak ettim. Acaba bunu da açıklar mı bilemem ama sormuş olayım!
Zorunlu yayın
Sobadan sızan gaz Bayburt’ta 5 kişilik aileyi yok etmiş. Korkunç bir haber... Benzer korkunç haberleri banyolarda “şofbenden sızan gaz” sonucu olarak da her yıl kış aylarında duyarız.
Aynen yaz aylarında uyurken “damdan düşüp ölenleri” duyduğumuz gibi...
Sadece korkunç değil, daha çok utanç verici...
Sayısız televizyon kanalına sahip bir ülkede yapılacak anonslarla insanlara pekalâ bu tehlike “ölüm haberlerini tekrar tekrar vererek” anlatılabilecekken bu yapılmıyor.
Neden? Çünkü hiçbir TV kanalı dakikalarını kendisine para getirmeyecek bir programa, kısa da olsa, ayırmak istemiyor.
İşte burada tüm kanallara bir şekilde “zorunlu yayın” şartı konması lâzım, başka çözüm yok.
Bunu görene kadar bakalım daha kaç ailenin yok olması gerekecek!

