Son Umut son uyarı!

Beni “2027’de dünyanın ne hale geleceğini” gösteren Son Umut kadar allak bullak eden bir filmle hiç karşılaşmadım diyebilirim. Etiler D- Point Cinecity’de ilk gösteriminde seyrettiğim filmden çıkarken içim ciddi bir gelecek korkusuyla doluydu

Haberin Devamı

Beni “2027’de dünyanın ne hale geleceğini” gösteren Son Umut kadar allak bullak eden bir filmle hiç karşılaşmadım diyebilirim. Etiler D- Point Cinecity’de ilk gösteriminde seyrettiğim filmden çıkarken içim ciddi bir gelecek korkusuyla doluydu.

Çevrenin insanlık tarafından kötü kullanılması sonucunda dönüştüğü felâket durum, yerden fışkıran çamurlar, havanın ve çevrenin kirliliği nedeniyle son 18 yılda hiçbir kadının hamile kalmaması, yaşayabilmek için geri kalmış ülkelerden İngiltere’ye kaçan mültecilere yapılanlar ve göreceğiniz her şey...

Bugününüze şükretmenizi ve farketmediğiniz ne kadar çok mutluluk nedeniniz olduğunu anlamanızı sağlıyor. Her ne kadar özensiz ve bencil kullanımla çevreyi yok etme konusunda bugün bile epeyce yol alınmışsa da henüz sona gelinmiş değil. Aklımızı başımıza toplamak, belki Son Umut’taki duruma gelmemek için az da olsa bir zaman var.

Tabii bu yapılmazsa ilk etapta ve çok daha yakın bir tarihte kuraklıktan öleceğimiz kesin gibi görünüyor.

2027’deki durumu, insanlığın son günlerini görünce “Kudurmayalım, birbirimize saldırmayalım, çözüm üretmeyen sadece günü kurtaran politikalarla, ihmallerle hepimiz tükeniriz, aynı gemideyiz, başka gemi yok” diyor insan.

Malın mülkün, paranın pulun, rütbenin makamın hiçbir önemi kalmayacağını görüyor.

Clive Owen’la Michael Caine’in başrollerini oynadığı Son Umut’u mutlaka izlemelisiniz.

Bu adamların oyun gücüne de her filmde hayran olmamak elde değil.

*****

Ağzımızla kuş tutarsak...
Okurlarım sık sık neden bizim yazılarımızın da birinci sayfadan anons edilmediğini soruyorlar ve Cuma günü de soranlar çıktı.

Hemen açıklayayım; öncelikle ben yazılarımı çok geç yazarım. Sanıyorum bu konuda bir tek Selâhattin Duman’la yarışabiliriz. Herkes işini bitirmiş giderken biz masaya otururuz. Sıkışmadan yazamıyoruz, yapacak bir şey yok... Ne yazacağım kafamda şekillenmiştir, notlarımı alırım ama son 1 saat içinde yazarım.

İkinci neden sanıyorum her meslekte olduğu gibi gazetecilikte de erkek yazarlara öncelik tanınması. Onlar mutlaka “daha iyi” biliyorlardır! Onun için erken de yazsak, yıllardır uzmanlaştığımız konular da olsa ancak kendi köşemizde kalırlar.

Belki ağzınızla kuş tutarsanız birinci sayfaya geçebilirsiniz.

Bence mahzuru yok. Genel olarak bu ayrımcılığa kızmakla birlikte gerek olduğunu da düşünmüyorum, nasılsa birgün değişecekler. Yine de ilginize teşekkürler.

*****

Başbakan ne demek istedi?
Dün VATAN’da “Günün tartışması” başlığıyla sürmanşet verilmişti Başbakan Erdoğan’ın eşinin türbanı ve cumhurbaşkanlığı için söyledikleri...

Birçoğumuz yazdık, Türkiye’nin her köşesinde konuşuldu. Pazar günü Star TV’de öğlen 12’de yayınlanacak HER AÇIDAN’da bu konuşmayı, Türkiye’de son yıllardaki harem selâmlık görüntüyü ve cinsiyet ayrımcılığını, Atatürk’e yapılan çirkin saldırıların nedenini tartışacağız.

İkinci bölüme ise Hayatımın Kadınısın filmiyle bir kez daha gündemde olan Türkân Şoray ve Uğur Yücel katılıyorlar.

Kaçırmak istemeyenleri bekliyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR