Haftalardır, hatta aylardır seçmen kütüklerindeki fahiş hatalarla, hile yapılması ihtimali olan bilgisayarlı (SEÇSİS) oy toplamayla, parmak boyası kaldırılırken cep telefonunun sandıkta izin verilmesi ile ilgili yazıyorum, TV’de soruyorum ama Yüksek Seçim Kurulu’ndan hiç ses çıkmıyor.
Nihayet geçen hafta YSK Başkanı Muammer Aydın’ın yardımcısı programdan sonra telefonla arayarak “Başkan’ın programın yarısını izleyebildiğini, diğer yarısının bandını göndermemizi istediğini” söyledi. Demek ki üzerinde ısrarla durduğumuz konuları Aydın biliyor.
Adana’ya gittiğimde vatandaşların “İnsanların bir cep telefonu faaliyeti var, seçim öncesi ‘yardım’ alanların ve bazı kuruluşlarda çalışanların verdiği oyun fotoğrafını telefonla çekmesi isteniyor. Telefonu olmayanlara telefon veriliyor” dendiğini de yazdım. Ama olayın 22 Temmuz seçiminde de yaşandığını defalarca yazdık.
Ve sonunda dün YSK “Sandıkta cep telefonu veya fotoğraf makinesi ile gidip oyunu görüntülemeye çalışanlara uyarı yapılmasını, uyarıya uymayanların sandıktan çıkarılarak hakkında suç duyurusunda bulunulmasını” isteyen kararı açıkladı.
BİTMEYEN KOMEDİ
Açıklamada; Anayasa’nın 79. maddesi gereğince seçimin başlamasından bitimine kadar seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili işlemler yapma ve yaptırma görevinin YSK’ya verildiği hatırlatılarak “vatandaşın üstünün aranmasına ve kameralı cep telefonunun alıkonmasına yasal olarak bulunmadığı” vurgulanıyordu.
Vatandaşların kendilerine yapılan baskıları açıkça belirttiği bir durumda oy vermeye gidenlerin telefonlarını odadaki masaya bırakması ve oy kullandıktan sonra geri alması için neden yasal imkân hazırlanamaz anlamak mümkün değil.
Çok enteresan bir nokta daha var: Aynı yasanın 92. maddesinde “bir seçmen oy verme yerinden çıkmadıkça hiç kimsenin oraya giremeyeceği” de hükme bağlanmış. Peki bu durumda sandık kurulu başkanlarının “fotoğraf çekme anını” görebilmeleri nasıl bekleniyordu? Çok merak ediyorum.
Ayrıca seçimden bir gün önce bile vatandaşların “Bana seçmen kartı gelmedi, sonra adım Boğaz’ın karşı tarafında bir sitede çıktı” veya “Ben 20 yıldır bu muhtarlığa kayıtlıyım, oyumu aynı yerde kullanırım, bu yıl kart gelmedi. Muhtara gittim, kütüklere bakıp incelemediğim için kullanamayacağımı söyledi. Ben kütükler askıdayken şehir dışındaydım, nasıl haksızlık bu” benzeri tepkiler gösterdiklerini kendim duydum.
Kısacası bu önemli seçime de akıl almaz bir karmaşa ile, kim bilir kaç bin kişi oyunu kullanamayarak ve kim bilir kaç bin kişi gösterilen adreslerde kayıtlı olmadığı halde oy kullanarak gidildi. Çünkü bu sorunların hiçbiri halledilmeden seçimin yapılmasına göz yumuldu.
Aynen 22 Temmuz’da yapıldığı gibi... Ben maalesef artık Türkiye’de ne seçim öncesi çarşaf çarşaf verilen ve sonra tıpatıp tutan anketlere ne de dürüst, hilesiz bir seçim yapılacağına inanıyorum.
Ama tabii vatandaşlık görevimden kaçmıyorum. Sadece mecburen, mecburiyetten.
Son dakikada cep telefonu kararı!
Haberin Devamı

