Sofistike gençlerimiz

Birkaç yıl için New York'a giden ve iki çocuklarına eğitimlerinin bir kısmını orada yaptıran bir Türk ailesi...

Haberin Devamı

Birkaç yıl için New York'a giden ve iki çocuklarına eğitimlerinin bir kısmını orada yaptıran bir Türk ailesi... Büyük çocuk, lisenin üç yılını tamamlayıp yine ABD'de üniversiteye başladığı için kurtuluyor. Küçük ise lise birde aileyle birlikte Türkiye'ye dönüyor. Ve döndüğüne döneceğine pişman oluyor.

Her ne kadar giderek Batı'ya yaklaştığımızı, yaşam tarzımız, giyim kuşamımız ve hatta değişen kültürümüzle aradaki farkı kapattığımızı düşünsek de, ortada öyle büyük bir anlayış ve kültür farkı var ki...

En büyük fark onlarda taşların yerine oturmuş, bizde ise halâ oturmamış olması...

Bundan en fazla zarar gören ise 15-25 yaş kuşağı oluyor. Ve ben bu kültürler arası farkı (bundan gelenekleri kastediyorum) şu anda ingiltere'de sokakta dolaşırken, TV izlerken bile açıkça görebiliyorum.

Tanıdık ailenin küçük kızı Türkiye'nin en iyi okullarından birini kazanarak İstanbul'da bir yıl geçirdi. (Ondan size daha önce de söz ettim aslında, yazılarımı devamlı okuyanlarınız hatırlayacaklardır.) Bu bir yıl içinde ilk şoku arkadaşlan yarattılar. Hepsi yaşlarının üzerinde davranışlara sahip olan, 15 değil 25 yaşında gibi yaşayan gençler..

O yaşta bile sıcacık dostluklar kurmak, okula yeni gelen arkadaşlara yakınlık göstermek yerine dışlayan, birbirine tepeden bakan, her alanda rekabet için yaşayan, kıskanan, kıskandıran, sarkastik, alaycı gençler. Dedikoduyu, gösterişi seven, sigara, gezme tiryakisi gençler.

İkinci şok bir kısmı yabancı olan öğretmenlerden geldi. "Yabancı" olanlar dahil çoğu, lise öğrencilerine çocuk gibi davranıyor, alay ve hatta hakaret ediyor, kırmaktan çekinmiyor. "Amerikalı öğretmenler Amerika'da bu şekilde davranamazlar. Şikâyet edildiğinde başları derde girer, öğrencilere orada büyüklere olduğu kadar saygı gösterilir. Burada onlar da alışıyorlar öğrenciyi aşağılamaya" diyordu genç öğrenci.

İstanbul'a isteyerek dönmüştü ama mutsuzdu.

Nihayet geçen Mayıs ayında anne ve babasıyla birlikte on günlüğüne New York'a gitti. Eski arkadaşlarıyla buluştu ve ne oldu biliyor musunuz? Aile yalnızca kızlarının hatırı için tekrar New York'a dönmeye karar verdi.

Öylesine mutlu olmuştu yabancı arkadaşları arasında genç kız. Garip gelmiyor mu bu size de? Kendi ülkesinde, kendi insanları arasında bulamadığı, bulmak için mücadele verdiği havayı yabancılar arasında hissetmesi garip değil mi?

Tabii ki öyle. Ama bu farkın milliyetlerle ilgisi yok, sadece toplumların hayata bakışı ile ilgisi var. Biz de sınayarak, yanılarak hayatta neyin daha önemli olduğunu ve çocuklarımıza ders eğitimi kadar doğru kişilik geliştirme eğitimi vermek gerektiğini öğrendiğimizde ancak, bu fark ortadan kalkacak.

Kızlarının New York'taki arkadaşlarıyla neden daha iyi anlaştığını sordum annesine...

"Orada 15 yaşındakiler yaşlarını yaşıyorlar ve içten arkadaşlığa önem veriyorlar. Kimse gösteriş, para ve güç yarışı peşinde değil. Strese girmiyor" dedi.

Chocolate
Rite Carlton otelin yanında Chocolate isminde bir restoran var. Kendi güzel, yemekleri güzel, daha çok gençlerin gittiği şirin bir yer. Geçenlerde sinemaya gittiğimizde yemeği orada yedik. Yanımızdaki masada genç bir çift oturuyor. Erkek 20-21, kız 17-18 yaşlarında. Erkeğin elinde puro, kız sigaranın birini söndürüp birini yakıyor. Önlerinde birer viski kadehi. Giyimleri de aşırı gösterişli. Masum yüzleriyle tezat halindeki bu yaşlarından büyük, sofistike görüntü, insana rahatsız edici geliyor. Ama onlar bu özelliklerinde yalnız değiller. Şehirlerde aynı yaşlardaki birçok gencin özentisi aynı;

"Bir an önce büyümek. Anneler, babalar nasıl yaşıyorsa öyle yaşamak."

Peki bu özenti nereden geliyor ve değişmeye nereden başlayacağız?

Gençlerimizin 15-16 yaşında sigara, viski, votka içmesini nasıl önleyeceğiz?

(Yarın: Her şey olmak istiyorum)

DİĞER YENİ YAZILAR