Bu madde tasarıda değişti diye biliyordum ben ve üstelik değişmesi için yazdığım yazılardan dolayı hâlâ mahkemedeyim.
Hatırlayacaksınız TCK tasarısını hazırlayan meşhur Prof.’lardan biri; mahkeme dosyasına “Adalet Bakanlığı Müşaviri” yazan Doğan Soyaslan “çekilin kadınların önünden, tecavüzcüleriyle evlensinler” demişti de ben de ‘Ne diyorsunuz siz ya’ diye sormuştum.
Evet öfkeyle sormuştum ama daha sonra Hasan Pulur hakkında açılmış olan bir davada mahkemeden “gazetecilerin bu tepkiye hakkı olduğu ve eleştiri sınırları içinde kabul edileceği” kararı çıktı. AİHM kararları da bu yönde... Ama benim 8 milyarlık davayı kaybettiğime karar verildi.
Hem de iki kadın hakimin bulunduğu bir mahkemede, kadınları korumak için yazılmış bir yazıya onlar değil bir erkek hakim tarafından “eleştiri sınırları içindedir” diye aykırı oy verilerek!
Dava şimdi temyizde... Kaybedersem faiziyle birlikte 25 milyar TL ödemem isteniyor.
Helâl olsun, Türkiye’nin kadınlarının, genç kızlarının namusunu koruyacak, güvenliğini sağlayacak, vahşi yaratıkları biraz korkutacak yasalar için ne gerekiyorsa yaparım. İyi ki de yapmışım.
Ama... Ama ben bu maddenin yasadan çıkarıldığını, tecavüzcü evlense bile cezasını çekeceğini sanıyordum (kaldı ki o tasarıda toplu tecavüz olaylarında tecavüz edenlerden biri evleniyorsa hepsi hapisten kurtuluyorlardı, buna itiraz etmez misiniz?)
Ve dün bir haber çıktı; Samsun’da 15 yaşındaki kızı uyku ilacıyla uyutup tecavüz eden adam, sanki yaşı büyük olsa yaptığı kabul edilebilirmiş gibi “yaşının küçük olduğunu bilmiyordum” diyerek ve kıza evlenme teklif ederek cezadan kurtulmuş.
İşte bu kararı vermeye hiç kimsenin hakkı yok. Tecavüzcüleri cezalandırmadığınız takdirde, en azından göz koydukları ama evlenemeyeceklerini, tekliflerinin kabul edilmeyeceğini bildikleri kızlara tecavüz etmelerini nasıl önleyebilirsiniz?
Bu ülkede kadınların, genç kızların güvenliği hiç mi anlam taşımıyor? Yasalar ne zamana kadar tecavüzcüden, katilden yana olacak?
Durum böyle olunca, magandalar tarafından vurularak felç olan 5 çocuk annesi Şehriban Yaradılmış’ın iki oğlunun “sanıkların tahliye edilmesi üzerine” kontrollerini kaybedip bağırmaları cezalandırılabilir mi?
Neymiş efendim; hakimlere öfkelenerek bağırmışlar, “Adalet bu mu? Dağa çıkıp PKK’lı mı olalım” demişler. Hemen “Türkiye’yi, adaleti, güvenlik güçlerini aşağılamak”tan 3 yıl hapis istemiyle yargılanmalarına karar verilmiş.
O kararı verenler 5 çocuk annesi, üstelik henüz genç yaşta bir kadının boynundan aşağısının felç olmasının kendisi ve çocukları için ne büyük bir acı olduğunu, nasıl “her gün ölmek” anlamına geldiğini biliyorlar mı, hiç düşündüler mi acaba?
Anasının neler çektiğini, ailesinin nasıl mutsuz olduğunu gören, yaşayan genç insanların, bunun sebebi olanlara tahliye kararı verildiğini duyunca ne hissettiklerini hiç düşünüyorlar mı?
Ben ve milyonlarca kişi “bu nasıl hakimlik, bu nasıl adalet” diye her gün soruyoruz. Suçsa bu bütün toplumu mahkûm etmeleri gerekecek!
Cem Yılmaz yazmış diyorlar
Bana gönderilen ve Cem Yılmaz’ın yazdığı söylenen İstikbal Marşı’nı okuyunca o kadar güldüm ki tekrar tekrar okumak istedim. Gerçekten o mu yazdı bilmiyorum ama değilse de takdir edilecek zeka ve yeteneğe sahip birinin yazdığı kesin... Bakalım siz de benim kadar beğenecek misiniz?
İSTİKBAL MARŞI
Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika’da, arlanmaksızın yaşayacak!
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!
Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal!
Hakkını vermezsen buradaki ortaklarının behemehal!
Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış, şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım(...)
Arkadaş, Meclise namusuyla çalışanları uğratma sakın!
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!
(Devamı yarına)

