İstanbul Belediyesi'nin 15 bin izcisinden söz ettiğim dünkü yazım üzerine İzcilik Federasyonu Başkanı Hasan Subaşı aradı ve çok önemli bilgiler verdi.
Bugünün çocuklarının üç beş yıl sonra oy verecek veya ülkenin yönünü değiştirme gücüne sahip olacak yaşa geleceğim iyi bilerek hesap yapan, genç beyinleri istediği gibi eğitmeye, yönlendirmeye önem veren siyasi partilerin ortaya çıktığı bir dönemde üzerinde daha da çok düşünülmesi gereken bilgiler...
Dün çok sayıda telefon ve mail aldım yazıyla ilgili... İzci sayısının bu kadar hızlı artırılması ve olayın belediyelerin kontrolüne girmesinin "ABD ve Fethullah Gülen" tarafından teşvik edildiğinden tutun da, bunun "yaklaşan seçimler nedeniyle aileleri etkilemek, taraftar toplamak" amacıyla yapıldığına, Mitler döneminde yetiştirilen gençler"! hatırlattığına kadar çok sayıda görüş ve endişe vardı hepsinde de...
Gerçi Milli Eğitim Bakanlığı Dış ilişkiler Genel Müdürü'nün, "bir din cemaatinin önde gelen isimlerinden" olduğu, bu konuda kitabı bulunduğu açıklanırken, siyasi parti kongresine götürülen çocukların, "kendi istekleriyle, okuldan habersiz" gittiklerini söyleyen bir bakana sahipken hangi endişenizi kime bildirecek, kimi kime şikayet edeceksiniz ama yine de "şeffaflık" adına herkes elinden geleni yapmak zorunda.
Hasan Subaşı'nın anlattıklarını kısa notlar halinde özetlemeye çalışacağım:
İzcilik okul dışı bir faaliyet... Milli Eğitim Bakanlığı okul içinde olan kısmıyla ilgili, okul dışındakini ise Federasyon yürütüyor.
Ama Federasyon'a gerekli bütçe verilmediği ve yılda 300 milyar civarında bir bütçesi olduğu için belediyeler sponsorluk yapıyor ve izcilerin "belediye spor klüpleri" nin çatısı altında yetişmesini sağlıyor.
Yalnız İstanbul Belediyesi'nin değil, şu anda 71 il ve bir çok ilçe belediyesinin izcilik faaliyeti var. (Her biri 15-20 bin izci yetiştirse ve onları istediği gibi kullansa rakamı bir düşünün.)
Belediye nasıl kullanılabilir? Yukardaki paranteze itirazı olanlar İzcilik Federasyonu Başkanı Subaşı'nın şu sözlerine kulak versinler:
"Tabii ki titizlenmekte, araştırmakta haklısınız. Daha önce bu tür olaylar cereyan etti. İki üç yıl önce 'İzciler şu kişileri karşılamaya gelsin, belediye başkanının yaptığı faaliyetlere katılsın' teklifleri yapıldı, biz karşı çıktık. Geçen sene bazı belediyeler 'gençlik kampı', 'yaz kampı' gibi 'izcilik kampı' yapmaya çalıştılar engel olduk. Belediyeler aslında izcilik faaliyeti yapamaz ancak işin içinde federasyon olunca yapabiliyor."
Dünya İzcilik Teşkilatı Amerika ve Avrupa'da örgütlüdür. Türkiye'deki faaliyetleri de onlar denetliyor.
İzcilik askeriye gibi disiplinli bir faaliyettir ve çok iyi denetlenmesi gerekir, doğru denetlediğinizde izciler "nükleer santral", denetlemediğinizde "atom bombası" olabilirler. Ama biz iyi denetlemeye çalışıyoruz. ('Nasıl?' soruma ise Subaşı, "15 bin izcinin başında üç Federasyon gözetmeni olduğu" cevabını verdi. Ne kadar "iyi denetim" olabilir siz karar verin.)
Hasan Subaşı da aslında sporcuların veya izcilerin herhangi bir siyasi organla bağlantısı bulunmamasının, sponsorların sivil kuruluşlardan olmasının ve yalnızca izci klüpleri bünyesinde izcilik yapılmasının öneminin farkında... Bunları söylüyor ama "sponsor arayışı içinde olduklarını, bir çoğundan olumlu cevap alamadıklarını"da söylüyor. Ona göre ya belediyelerin siyasi kimliği ortadan kaldırılmalı veya spor ve izci kulüplerine yeterli bütçe verilmeli.
Peki devlet, sporu ve izciliği neden bütçe vererek desteklemiyor?
Bunun cevabını da yarın verelim. Tahmin ettiğimizden çok daha ciddi bir konu bu!
Kadın katliamından farkı yok!
Bir kadın daha öldürüldü... Hem de karnındaki 7 aylık bebeğiyle. Üç gün geçmiyor ki bir veya birkaç kadının "töre cinayeti, kıskançlık cinayeti, namus cinayeti" gibi çeşitli isimler altında öldürüldüğünü veya tecavüze uğradığını duymayalım.
Ama nedense, kapı kapı dolaşarak, hediyelerle razı ederek "oy" unu kapmayı pekâlâ başaran hükümetler bu cinayetleri önleyerek Türkiye'yi medeni bir ülkeye çevirmeyi bir türlü başaramıyor.
Töre (veya namus) cinayetlerinin neden sadece Türkiye'de bu kadar çok görüldüğünün ve özellikle de Güneydoğu'da görüldüğünün üzerinde durmak, buna çözüm bulmak, televizyonlarla işbirliği yaparak ülke çapında yayınlarla önlem almak Hükümet'in işi değilse kimin işidir?
Ama onlar için daha öncelikli konular var; cumhurbaşkanlığı seçimi, yaklaşan genel seçim, basınla çekişmek vb... Bunlar varken sıra gelmiyor onlar da haklı (!)..
Ölsün kadınlar, genç kızlar arka arkaya, kimin umurunda!
Siyasi izciliğe doğru!
İstanbul Belediyesi'nin 15 bin izcisinden söz ettiğim dünkü yazım üzerine İzcilik Federasyonu Başkanı Hasan Subaşı aradı ve çok önemli bilgiler verdi
Haberin Devamı

