Dün sabahki duruşmada olsaydınız sivil toplum kuruluşlarımızla öyle gurur duyardınız ki... Ben gurur duymakla kalmadım, içten çabalarını gözlerim yaşararak izledim.
Hani dürüst olmak gerekirse (ki gerekir) bugüne kadar zaman zaman STK'lar yeterince çalışıyor mu, aralarında koordinasyon var mı, yeterince sesleri çıkıyor mu diye benim de tereddüde düştüğüm olmuştur. Daha dinamik, daha etkin bir çalışmaya gerek olduğunu düşünüp yazmışımdır ama bugün çok daha farklı bir noktaya gelindiğine inanıyorum.
Medeni Kanun, Türk Ceza Kanunu gibi toplum yaşamını baştan sona etkileyecek yasalarda yapılan ve yapılacak değişiklikleri, Komisyon çalışmalarını son derece iyi izleyen, yasaların reformu konusunda kusursuz raporlar hazırlayan sivil toplum örgütleri ve kadın hukukçularımız pek âlâ aralarında iletişimi de sağlıyorlar. Ve birlikte hareket edebiliyorlar.
Duruşma günü benim için bile çok ani olduysa da onlar aralarında çoktan haberleşmiş, bana okurlarımdan iki-üç günde yüzlerce mail'in yanında onlar da destek mesajlarını iletmişlerdi. Salı sabahı 9.30'a doğru Adliye'ye gittiğimde çoğu benden önce gelmiş, beklemektelerdi.
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve TÜBAKOM (Türk Baroları Kadın Hukuku Komisyonu, İstanbul Baro temsilcisi Aydeniz Alisbah TUSKAN, Türk Kadınlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Nurten Altaç, üyesi ve YTP temsilcisi Nursen Persentili. İstanbul Barosu Avukatı Ayten Ağırdemir, Mor Çatı Avukatı ve Baro Kadın Hakları Uygulama Merkezi avukatlarından Sevda Göksoy, Türkiye Kadınlar Birliği Adalar Şubesi Başkanı Begüm Yavuz, TKB Adalar Hukuk Komisyonu Bşk. Avukat Şerife Özdemir ve izleyici olarak katılan çok sayıda "kuruluş üyesi".
Kadın avukatların çoğu cüppelerini giyip duruşma salonuna girmişlerdi. Yine güzel bir tesadüf eseri Şişli 4. Asliye Hukuk'un Hakimi İpek Hanım "Ruhat Mengi'nin avukatı kim?" diye sorduğunda 5 kişi "Ben de onu temsilen katılacağım" diye öne çıktılar ki bu manzara hayatımda ilk kez bir mahkeme salonunda ifade veren (kendi isteğimle) beni ister istemez gülümsetti.
Daha kaç çocuk tecavüzü istersiniz?
Bugün Vatan'da çıkan, Bolu'da 13 yaşındaki kız çocuğuna toplu tecavüz olayı (haber dün başlamıştı) her gün duyduğumuz çocuk tecavüzlerinin sonuncusu. İş adamından Tekel Başmüdürü'ne, Asayiş Amiri'nden muhtarına, jandarmasına 49 kişinin tecavüzüne uğramış bir çocuk.
Kendi hataları vardır, yoktur o başka ama adı üstünde bunlar çocuk. Güvenliği sağlamakla görevli olanlar dahil, koca kazık gibi adamlar o kızı korumak mıydı yoksa bunu mu yapmalıydı?
İşte Türk Ceza Kanunu'nda "iki profesör"ün savunduktan maddelerden biri, "çocuğun rızasının aranması" bu olayların kim bilir nasıl artmasına ve ne de kolay sonuçlanmasına sebep olacak.
O nedenle OLAMAZ.
Tecavüzcü mağdurla evlendiğinde bütün grubun cezadan kurtulmasına gelince... Yukardaki olayda acaba damat adayını(!) nasıl seçecekler? Tecavüzcü evli olduğunda nasıl bir çözüm bulunacak? Bir zahmet onu da anlatsalar keşke!
Okusun da çalışmasın!
Gerçekten, acaba biz mi anlayamıyoruz yoksa Hükümetle ilgili muhteşem bir çelişki mi var ortada.. Bir yandan "İzin verin türbanlı kızlarımız da okusun" diye üniversitelere kurallar nedeniyle alınmayan kız öğrenciler için sürekli bir mücadele veriyorlar, öte yanda okumuş kızları işe almıyor, alınmış olanları işten çıkarıyorlar. Madem ki sonunda iş bulamayacak ve evde oturmaya mahkûm edilecekler o zaman bu üniversite kavgasının anlamı nedir? Toprak Muhsulleri Ofisi kadın muhasebeci almıyor. Devlet Su İşleri kadın inşaat mühendislerini almıyor. Orman Genel Müdürlüğü kadın orman mühendisi istemiyor.
Son olarak da ders programları ile ders müfredatını hazırlayan, ders kitaplarını onaylayan Talim Terbiye Kurulu'ndaki 4 kadın üye işten çıkarıldı. Böylece TTKB, 12 erkek üyeden ibaret kaldı. Eh Meclis Adalet Komisyonlarında bulunmayan, Bakanlar Kurulu'nda tek bir adet bulunan kadının Talim Terbiye'de işi ne? Değil mi ama?
İşte ben AKP Hükümeti'nin bu BÜYÜK çelişkisini çok merak ediyor ve bir şekilde açıklamalarını bekliyorum.
Aa... Bir de neyi merak ediyorum biliyor musunuz; AKP'li bakan ve milletvekili eşlerinden kaçının çalıştığını...
Hayır bu şartlar altında, yurt dışında üniversite okutulan kız evlâtların çalışmasına nasıl izin verilecek veya hangi iş yerinde iş bulunacak; asıl sorun orada da...
Ne bileyim ben, her şey içinden çıkılmayacak kadar komplike olmaya başladı artık!
Sivil toplum kuruluşları işbaşında!
Dün sabahki duruşmada olsaydınız sivil toplum kuruluşlarımızla öyle gurur duyardınız ki... Ben gurur duymakla kalmadım, içten çabalarını gözlerim yaşararak izledim
Haberin Devamı

