Kemal Derviş'i yakalayan CHP Genel Başkanlığı'nı düşünüp düşünmediğini soruyor. O da düşünmediğine inandırmak için neredeyse, öğretmeni tarafından 'aynı cümleyi yüzlerce kez yazmakla' cezalandırılan öğrenciler gibi bütün duvarları; "Benden lider olmaz, istemiyorum" sözleriy le dolduracak.
Sizi bilmem ama ben duymaktan bıktım. Gerçi ne kadar çok dinlesek de inanmak biraz zor oluyor "Bana göre değil" açıklamalarına. Malum bana yaptığı "Siyaset bana göre değil" açıklamasından bir yıl kadar sonra YTP'yi kurmak için ortaya çıkmış, insanlar partiye akın ederken fikir değiştirerek CHP'ye geçmiş ve milletvekili olmuştu. Partiyi kurmak için DSP'den ayrılanları yüz üstü bırakarak.
Ben bu "verilen sözü tutma" konusunda biraz takıntılıyımdır. Bana "takıntılı" diyenleri de mahkemeye vermem üstelik. Neyse boşverelim verilen söz konusunu ve "söylenen söz"e gelelim. "Siyaset bana göre değil" ve sonra "şak" milletvekilliği. Peki şimdi "Liderlik bana göre değil"den sonra da "tak" liderlik gelirse??
Bence artık bu konuyu unutmak lâzım, üstüne gitmeyin. İstemiyormuş işte, zaten istese de koltuğu veren yok. "Yürümekle yol aşınmaz" sözü gibi, konuşmakla da dil aşınmaz. Herkes bol bol konuşuyor ama Baykal "Biz bu muhalefetleri çok gördük" diyor. Gidici değil yani...
Ama eğer gidecek olursa, gerçekten oraya Mustafa Sarıgül yakışabilir diye düşünüyorum. Halka yakın, sevilen, genç bir lider CHP'ye iyi gelir. Tabii şimdi yıllarını CHP'ye vermiş siyasetçiler, partiye kısa süre önce girmiş olan Sarıgül için "Yok canım, biz ne güne duruyoruz" diyeceklerdir.
Bence bu iş sadece sırayla değil, biraz da karizmayla. Lider karizması olmayınca olmuyor. Unutmadan söyleyeyim, kadın lider olarak da o partide çok uygun isimler var; örneğin Güldal Okuducu. Deneyimli, iyi bir siyasetçi ve hatip.
Hele bir liderlik koltuğu boşalsın isim bulunur zaten. Durun bir dakika: Derviş Avrupa ülkesi olmanın öneminden söz ederken "Bizim için en önemli şey Türkiye'nin ekonomik gücü, yatırımların gelmesi ve istihdamdır. Benim bu konuda birikimim var; kim olursa olsun buna gerçekten inananlarla çalışmak istiyorum" demiş. Şimdi fark ediyorum, AKP'yle çalışmayı kastediyor olabilir mi? Bence olabilir. Ve olsa da beni hiç şaşırtmaz artık!
VATAN'lı olmak!
Dünkü Vatan'da bir "Basın Ödülü" haberi vardı. Tuncay Azaphan İletişim Meslek Lisesi ve Bil Dershaneleri'nin ortaklaşa düzenledikleri Yılın İletişim Ödülleri töreninde "VATAN" 600 öğrencinin oylarıyla yılın en iyi gazetesi seçilmiş.
Bu haber bana gayet doğal geldi çünkü AB grubunda "en çok okunan gazete" olması dışında her gün -Maşallah-20'şer, 30'ar adet artarak gelen mail ve fakslarda, telefonlarda, gazetemizin sevgi ve ilgi grafiğinin nasıl hızla yükseldiği açıkça görülüyor.
Aralarında VATAN'ı ve Haftalık dergisini günün erken saatlerinde bile bulamadıklarından yakınan ve buna çare bulunmasını isteyenlerin sayısı da oldukça fazla. Her kesimden (ve ağırlık olarak üniversite öğrencilerinden) gelen mektuplar özellikle VATAN'ın -kuruluş amacı olan- bağımsız, çıkar gözetmeyen ve "halkın doğru haber alma hakkına saygılı" bir gazete oluşuna takdir ve teşekkür içeriyor. Haber ve yazılarımızdaki dürüst, içten, bağımsız çizginin televizyon programlarındaki konuşmalarımızda da değişmediğini, haklarını hiçbir güçten çekinmeden savunan ve gerçekleri "olduğu gibi, saptırmadan" dile getiren gazetecilerin olmasının onlara biraz olsun huzur ve güven verdiğini söylüyorlar.
5 Nisan 2004 tarihinde Oğuz Alper isimli okurumdan gelen bir 'mail' de diğerleri gibi, üniversitelerin genel görüşünü biraz yansıtıyor. İçeriğini aynen veriyorum;
"Merhaba Ruhat Hanım, Ben üniversite son sınıf öğrencisiyim. Dün sabah ders başlamadan önce arkadaşlarla aramızda basının nasıl yanlı olduğunu, özellikle nasıl iktidar yanlısı olduğunu konuşuyorduk. Bunun sebebi olarak da basın patronlarının Uzanlar'ı gördükten sonra "yola geldiklerine" karar verdik. Tartışmamıza hocamız da katıldı ve bize destek verdi. Bir tek gazeteyi diğerlerinden ayırdık: VATAN. Bu nedenle sizlere çok teşekkür ederim."
Aynı olumlu tepkilerle gittiğim her yerde, katıldığım her toplantıda karşılaşıyorum. Kuaförde bile okurlarımız yanıma gelip takdirlerini bildiriyor, adeta kendi düşüncelerini okuduğumuzu söylüyorlar. Bir gazeteci için mutlulukların en büyüğüdür bu. Hele o gazetenin kuruluşunda yer almış, ilk günden başlayarak terinizi, emeğinizi, göz nurunuzu katmışsanız.
VATAN'lı olmaktan gurur duyuyorum.
Sırayla değil karizmayla!
Kemal Derviş'i yakalayan CHP Genel Başkanlığı'nı düşünüp düşünmediğini soruyor. O da düşünmediğine inandırmak için neredeyse, öğretmeni tarafından 'aynı cümleyi yüzlerce kez yazmakla' cezalandırılan öğrenciler gibi bütün duvarları; "Benden lider olmaz, istemiyorum" sözleriy le dolduracak
Haberin Devamı

