Dünkü yazı şöyle bitmişti: Sinan Akyüz sosyal bir misyon(!) üstlenmiş ve kadınlar tarafından mağdur edilen erkeklerin haklarını savunmaya karar vermiş.
"Erkekliğin kitabını yeniden yazmak gerekiyor" dediği konuşmasındaki çelişkileri mi yazayım, yoksa "Erkeğin Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü" kurulması isteğine mi güleyim bilemedim.
Bir yandan erkekliğin kitabının yeniden yazılması gerektiğini söylerken kendi deyimiyle "geleneksel kültürün geleneksel erkek kalıbı" ile konuşmasını sürdürüyor.
"Hesaplarını ödediğimiz kadınlarla eşit olamayız" diyor meselâ, önce hesaplan neden erkeklerin ödediğini iyice bir düşünmesi lâzım. Soruna sadece kendi çevresi, kent (özellikle de İstanbul) gözüyle bakıyor. Aynen feminizme "İstanbul sosyetesi kadınlarının ekstra hakları" olarak baktığı gibi. Oysa olay kuşaklar öncesine ve Anadolu'nun her köşesinde gelenek haline getirilmiş "kadın ezikliği" ne dayanıyor.
Kadın daha çocuk yaşta para ile satışa çıkarılan bir aksesuardır. Başlık parası. 13-17 yaşında kız çocuklarına göz koyan erkekler (ki bunlar 70 yaşında ve 10 torun sahibi de olabilir) kızın babasına başlık parasını sayınca onun sahibi olurlar.
Türkiye'nin birçok bölgesinde kızlar hâlâ okula gönderilmez. Babalar çocuklarını sayarken kızları saymaz bile. Onların miras hakkı, çalışma hakkı da yoktur.
Ve şaşacaksınız ama Sinan Bey, 2000 yılında Başbakanlık tarafından yapılan istatistiklerde durum Türkiye genelinde pek farklı değil.
İşgücüne katılım: Kentte kadın oranı-yüzde 16, erkek-yüzde 70, kırsal alanda kadın-yüzde 37 (tarlada parasız çalışıyor), erkek-yüzde 77.
İş iznini verecek olan erkek (baba veya koca), çalışmak isteyen ve izni olan kadına iş verecek olan yine erkek. Kentlerde medya başta olmak üzere iş alanlarının yönetim kadrolarına, Meclis'e bakın. Lütfen rakamların oranını bana da bildirin. (Devam edecek)
Bırakın içinizdeki çocuğu!
Ekim ayının ilk Pazartesi günü 1954 yılında Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından Dünya Çocuk Günü ilân edilmiş. O ilk Pazartesi'yi izleyen hafta ise tüm dünyada "Çocuk Haftası" olarak kutlanıyor.
Bu nedenle, dünyanın en büyük çocuk süpermarketi olan TOYS "R" US da bana kocaman bir kutu göndermiş. Ben de çocuğum ya! Koca bebek.
Yo, yoo gerçekten içimdeki çocuğu hep korumaya çalıştım ben. Bunu da çocuklar gibi pırıl pırıl, içten bir kişilikle yansıtmaya (reklâmları izlediniz). Onun için de hâlâ Lunaparklara, çocuk bahçelerine, havuzlara bayılırım.
'Hediye kabul etmem' derim ama içinde oyuncak olduğunu tahmin ettiğim bir kutuyu da açıp içine bakmamaya dayanamam.
Açtim ki hakikaten dayanılır gibi değil. Yumuşak mı yumuşak, şirin mi şirin bir "Irish setter". Öyle mahzun bakışlı. Ve Murat Beyazıt'tan şık, zarif bir not:
"Her yetiştin insanın içinde ortaya çıkmak isteyen bir çocuk var." Hem de nasıl, hem de nasıl.
"Ama gelin görün ki içimizdeki çocuğu bastırıp olgun birer yetişkin olacağız diye kendi neşemizi yok ettiğimizin farkında değiliz." Ben yapmıyorum bunu Murat Bey.
"Madem Dünya Çocuk Günü ve Haftası, çocukken hissettiğimiz o heyecanı biraz olsun hatırlamanız için size ufak bir hediyemiz var. İş yüküne biraz ara verip gülümseyin"... Geniş bir gülümseme.
TOYS "R" US'a beni hatırladıktan için çok teşekkür ediyorum. Dünya Çocuk Haftası hepimize, içindeki çocuğu koruyanlara ve tüm çocuklara kutlu olsun.
Gece rehberi
Nihayet istediğim gibi bir şey çıkmış ortaya. Diğer ülkelerin önemli şehirleri hakkında yazılmış kılavuz kitapçıkları gördükçe hayıflanırdım hep 'Neden bizde bu kadar güzel ve geniş kapsamlı olanları hazırlanamıyor' diye. Olmuş işte, hem de harika olmuş.
Üstelik "gecce night guide" sadece İstanbul'un değil, Uludağ, Kartalkaya ve Palandöken'in de gezilip görülecek yerlerini anlatıyor. Bütün oteller, kafeler, restoranlar, şarap evleri, tavernalar, kulüpler, aklınıza gelen tüm eğlence ve dinlence mekânları. Türkçe ve İngilizce olarak.
Herkesin elinin altında bulundurması gereken, çok lüzumlu bir rehber.
Beni dinleyin ve mutlaka bir tane edinin diyorum. Görünce hak vereceksiniz zaten!
Sıra erkek haklarında... Güldürmeyin bizi! (2)
Dünkü yazı şöyle bitmişti: Sinan Akyüz sosyal bir misyon(!) üstlenmiş ve kadınlar tarafından mağdur edilen erkeklerin haklarını savunmaya karar vermiş...
Haberin Devamı

