"Sinirden bıyıklarımı yiyordum!"

Dün yazdığım, kendisiyle ilgili ve "Beklenen konferans" başlıklı yazıma İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'tan hemen cevap geldi

Haberin Devamı

Dün yazdığım, kendisiyle ilgili ve "Beklenen konferans" başlıklı yazıma İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'tan hemen cevap geldi. Beni telefonla arayan Emniyet Müdürü en çok "Pekin de çekilen fotoğrafta yüzünde mutlu bir ifade vardı, galiba maç cinayeti uzaktan onu bizim kadar etkilememiş" sözlerime üzülmüş.

Karşılıklı hal hatır sorduktan sonra;

"Köşenizi okudum, üzüldüm" diyerek başladı söze ve benim yazdıklarımı kısaca tekrarladıktan sonra şöyle devam etti:

"Olaylar için söylediklerinizde haklısınız, haksız olduğunuzu söylemek için aramadım ama fotoğrafa iyice dikkat ederseniz mutlu olmadığımı farkedersiniz. Sinirden bıyıklarımı yiyordum, elimdeki tespihin nedeni de bu. Bir gencimizin ölmesi ve benim buna üzülmemem mümkün değil. Bıçakların içeri sokulmaması için stad kapılarına konması gereken dedektörlerden bahsediyorsunuz. Bu sorumluluk ve stadlar klüplere ait, onların koyması gerekir. Biz bunun için sıkıştırıyoruz ama dinletemiyoruz. Yoksa tabii ki içeri giren binlerce kişinin tek tek aranması mümkün değil."

Konuşmasının bu noktasında sözü ben aldım ve Sayın Cerrah'a sıkıştırıp da dinletemedikleri takdirde seslerini yükseltmeleri, gerekiyorsa Valiye ve İçişleri Bakanı na "Bu şartlar altında güvenliğin sağlanamayacağını ve Emniyet Müdürlüğü'nün de bunda hiçbir suçunun, sorumluluğunun olmayacağını anlatmaları" gerektiğini söyledim.

Halkın haklı olarak bu üç kurumu suçlayacağını, güvenlik istemelerinin en doğal hakları olduğunu, ne derse desin Emniyet'in de bundan soyuflanamayacağını belirttim. 'TCK Tasarısı tamamlandığında ve biz içeriğini duyduğumuzda, hazırlayanlar tarafından aleyhinizde açılan yüz milyarlarca liralık davalara rağmen en ufak bir duraklama göstermeden, konuyu en önemli görev sayarak, hukukçularla elele öne çıkmasaydık o tasarının baştan aşağı değişmeyeceğini' de hatırlatarak...

Bir kişi dünyayı kurtarabilir
Yolumda ilerlerken benden yaşça büyük, deneyimli insanlardan çok şey öğrenmişimdir, bunlardan biri de Deniz Adanalı'dan öğrendiğim ve hiç unutmadığım; "Bir kişi dünyayı kurtarabilir" sözüdür. Biraz abartılı gibi geliyor kulağa ama bence çok değerli ve doğru bir söz.

Aynen deniz yıldızlarını toplayıp tek tek denize atarak kurumaktan kurtaran adamın "Ne yaptığını sanıyorsun, binlerce yıldızı böyle kurtarabilirmisin, bu yaptığın ne farkeder ki?" sözüne karşılık bir yıldızı alıp denize atarak "Bak onun için farketti" cevabını vermesi gibi...

Herkes üzerine düşeni yaparsa ve gerektiğinde yüksek sesle uyarı görevini de yerine getirirse çok şey değişebilir. O TCK davaları sırasında ortaya çıkıp beni gönüllü olarak savunan Türkiye'nin en iyi avukatları, destek vermek için mahkeme koridorlarını dolduran sağduyulu vatandaşlar, destek mektuplarıyla bana güç veren yüzlerce kuruluş ve insan, o güç birliği sonunda yasaların Tasarı'dakinin tam aksi yönde değişmesi bunun en güzel örneklerinden biridir. Onun için kimse beni aksine ikna edebilemez (kötü Türkçe!)

Tabiî bunları uzunca söyleyerek kafa ütülemedim (kötü Türkçe!), kısaca hatırlattım. Sonra da can güvenliği olmadığı için maça gidenlerin sayısındaki (on binlerce) düşüşü. O da bana düşüşün fazla basılan numarasız biletlerin toplatılmasından kaynaklandığını ve bu uygulamanın devam edeceğini söyledi.

Konuşmanın asıl önemli kısmı son cümleleriydi, Futbol Federasyonu'nda toplantıda olduklarını, neler istediklerini, güvenlik açısından yapılması gerekenleri masaya yatırdıklarını anlattıktan sonra;

"Biraz sonra Futbol Federasyonu açıklama yapacak. Bundan böyle futbol terörü diye bir şey kalmayacak, eğer bu kararlar uygulanmazsa o zaman istediğinizi söyleyin."

Eh hiç değilse futbol, maç, stad terörünün ortadan kalkacağına sevinebiliriz ve arkadan kapkaç, banliyö trenlerinin, gece klüplerinin güvenliği gibi konulara aynı ilginin gösterileceğini umabiliriz.

Sayın Cerrah'a ilgisinden dolayı teşekkür ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR