Şimdi bu seçime adil mi diyeceğiz?

Haberin Devamı

Geçen seçimde de dikkati çekmeyecek gibi değildi ama bu seçimde artık tavan yaptığı için susulamaz boyutta...

22 Temmuz öncesi AKP’nin “görevli” yazarları ve bazı akademisyenler ekranlarda, gazetelerde “en az yüzde 45-46 oy alacak” diye gündüz gece beyin yıkama yaptılar, anketlerin çoğu buna benzer sonuçlar çıkardı ve hoop sonuç tıpatıp aynı çıktı. Üç aşağı beş yukarı hata payı filan yok, aynen rakamın kendisi.

Şimdi içerden dışardan anketlerle, akademisyen, yazar söylemleriyle aynı beyin yıkama sürdürülüyor. Hatta bu kez bazıları yüzde 46 ile de yetinmeyip 50’lere çıkardılar oy oranını... Ortaya çıkan sayısız yolsuzluğa, bakanların, belediye başkan adaylarının “AKP adayına oy vermeyen il veya ilçe iş yaptıramaz” şeklindeki açık ve faşizan baskılarına, işsizliğin, yoksulluğun had safhaya çıkmasına, ekonomik krize karşı önlem alınmamış olmasına rağmen aynı oran yine tıpatıp tutar mı dersiniz? Evet, tutarsa şaşmamak lazım.

YSK’nın “Anayasaya aykırı” diyerek suç duyurusunda bulunmasına, hukukçuların “TCK’ya göre suçtur” demesine rağmen bir yandan iktidar eliyle, devlet kaynaklarıyla, belediyelerin milletten topladığı vergilerle ve daha kim bilir nerelerden gelen paralarla beyaz eşyadan-ev kirasını ödemeye, tonlarca kömürden-gıda poşetlerine kadar her türlü usulsüz dağıtımın “sosyal yardım” maskesi altında yapılması sürdürülüyor.

Tunceli Valisinin Yüksek Seçim Kurulu uyarısından sonra bile (ve tabii Başbakan Erdoğan’ın “Bu karar beni ırgalamaz. Aferin benim valime” gibi sözlerle açık ve hukuka karşı desteğiyle) hapse girme pahasına beyaz eşya dağıtmayı sürdüreceğini söylediği ve hiçbir ceza görmediği ülkede adil hukuka uygun seçim beklemek mümkün müdür?

Valiliğe ait depoda AKP’nin seçim afişlerinin, bayrak ve broşürlerinin, Tayyip Erdoğan’ın miting pankartlarının bulunduğu ve savcılığın olaya el koyduğu ülkede adil seçimden söz edilebilir mi?

Gençlerden gelen çok sayıda mektup “Sandığa gitmeye gerek yok, ben gitmeyeceğim, sonuç nasılsa şimdiden belli” veya “Böyle giderse oy kullanmayacağız. Figüran olmak istemiyoruz” diyor. Onlara hâlâ “Ne olursa olsun sandığa gitmek zorundasınız. Bu seçim Türkiye’nin geleceği açısından çok çok önemli, unutmayın bazı partilerin kemikleşmiş seçmeni asker disipliniyle oy kullanıyor” desek de insanların dürüst ve adil bir seçim olacağına inancı sıfırlanmış vaziyette.

HER TÜRLÜ HİLEYE AÇIK

Geçen seçimden önce 5 milyon kayıp seçmen vardı, hiçbir medeni ülke bu şekilde seçime gitmezdi, bizde gidildi. Bu seçimde o kayıp seçmenler 6 milyon olarak yeniden ortaya çıktı, seçmen kütüklerinde “boş evlere yüzlerce ismin hileli şekilde yazdırıldığı, belli adreslerde bile ‘olmayan isimlerin’ kaydedilmiş bulunduğu” ve buna benzer sayısız olay hâlâ gündemde... Bütün bunlara rağmen parmak boyası da durup dururken kaldırıldı. Kaymakamlıklar 3-4 aydır muhtarlıklara “boş daireleri bize bildirin” diye kağıtlar gönderiyor. (Acaba boş daire neden lazım?)

22 Temmuz seçiminde “ilk bir saatte oylar kaydırılarak hile yapıldığı” iddiasının defalarca dile getirilmesine, ABD’de de aynı sistemle hile yapılmış olduğu bilinmesine rağmen yine “bilgisayarla toplama”da ısrar ediliyor.

İllerde halk iktidar adaylarının “Bize oy verenlerin kirasını ödeyecek, vermeyenlerin yeşil kartını alacağız” dediğini bile açıkladı.

Bu arada, bir bilgisayar mühendisi geçen seçimde de benzeri yaşanan bir olayı anlatıyor. İnternette iki anket hazırladığını, ilk ankette “Hangi partiye oy vereceksiniz” diye sorduğunu ve anketi koyar koymaz bir başka partiye verdiği oyun yanına hemen “1 AKP oyu” yazıldığını, ertesi gün ilk oyu AKP’ye verdiğini ve bu kez başka partiye oy yazılmadığını anlatıyor.

“Demek ki” diyor “İnternet ortamında AKP lehine anketleri tarayan ve otomatik olarak oylayan programlar olduğundan kuşku duyulabilir. Sitemizin hostingi ABD’de bulunmaktadır. Sitesi olanlar benzer bir anket yaparak deneyebilirler.”

Düşünün, bu iddia doğru ise seçim sonuçlarına neler yapılabilir?.. ABD’de hile olmuşsa, hele bizde neden olmasın?

Bu kadar çok yanlışın ve hile şüphesinin bir arada görüldüğü, üstelik inanılmaz bir baskı ve hukuksuzluk ortamında neden zorla seçime götürülüyoruz anlayan var mı? Önleyebilen var mı?

DİĞER YENİ YAZILAR