Size hoş, romantik konulardan söz etmeyi ben de çok istiyorum ama Anadolu'ya ait bir sözü de hatırlamadan edemiyorum;
"Sen ağa, ben ağa... İnekleri kim sağa?"
Kulağa biraz kabaca geliyor ama yerine de cuk oturuyor, ne yapayım. Bu ülkede insanların büyük sorunları var. Hele kadınlarınki saymakla bitmiyor. Siz bu satırları rahat ve huzurlu evinizde okuyor olabilirsiniz, bu durumda söylediklerim size pek önemli gelmeyebilir. Ama ben yazılarımı yazarken yalnız, çaresiz, tüm hakları ve hatta bazen çocukları bile elinden alınmış insanları, kadınları da düşünüyorum. Onları daha da çaresiz hale getirmek isteyenlerin bir şekilde durdurulması gerektiğine inanıyorum.
Medeni Kanun değişikliği için bu nedenle yıllarca dil döktük.
Türk Ceza Kanunu Tasarısı'nda kadın ve çocukların aleyhinde işleyebilecek maddelerle bunun için uğraşıyoruz.
Şimdi de öğreniyoruz ki Yerel Yönetimler Tasarısı'na göre Kadın Sığınma Evleri ile Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü de kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya. Böylece 70 milyonluk ülkede kadın sorunlarıyla ilgilenen tek resmi kuruluş ile elde kalan üç beş kadın sığınağı da elden gidecek ve şiddete, haksızlığa uğrayan milyonlarca kadın kaderiyle baş başa bırakılacak.
Dün Türk Ceza Kanunu Tasarısı'ndaki "tecavüz ve namus cinayetleri" ile ilgili maddelere itiraz etmek üzere yapılan TCK Kadın Çalışma Grubu toplantısındaydım. Hukukçular TCK ve Medeni Kanun Yürürlük Maddesi konularında kadınların haklarını, eşitliği aramaya kesin kararlılar. Bu arada Genel Müdürlük ve Kadın Sığınma Evleri'nin kapatılması konusuna da inanmak istemiyorlar. Eğer gerçek ise başta hukukçular, basın ve diğer sivil toplum kuruluşları olmak üzere buna herkesin, her şekilde karşı çıkacağına da şüpheleri yok. Aslına bakarsanız şu anda aktif durumda, kadınlara el uzatabilen tek kadın sığınağının "Mor Çatı" olduğunu, devletin ise buraya bile tek kuruş yardım yapmadığını söylüyorlar.
Hukukçular ne diyor?
İşte Avukat Hülya Gülbahar'ın konuyla ilgili açıklaması:
"AKP sivil toplum kuruluşları sözünü dilinden düşürmedi, düşürmüyor. Uygulamaları ise bunun tam tersi. Kadın gruplarının temsilcileri kendilerine eksiklerle, yanlışlarla ve bir sürü cinsiyetçi hükümle dolu TCK Tasarısında yapılması gereken değişiklikleri bildirdiler. Ama onlar tasarının o halini bile yeterli görmemiş olacak ki aynı günlerde kadınlar aleyhine yeni düzenlemeler yaptılar. Kadınların bugüne dek aile içindeki emeklerine ve dışardaki çalışmalarının gelirlerine ve hatta miras paylarına el koyma sonucunu doğuran maddeler ve Medeni Yasa'nın getirdiği yeni mal rejiminin yürürlük maddesiyle ilgili verdikleri sözleri, yazdıkları muhalefet şerhlerini biz unutmuyoruz, unutmayacak ve unutturmayacağız.
Seçimlerden önce kadınlardan oy alabilmek için değişiklik sözleri verip durmuşlardı. 3 Kasım seçimlerinden beri bu konuda tek söz etmiyorlar. Kadınlarla ilgili tek resmi mekanizma olan KSSGM ile Aile Araştırma Kurumu Yerel Yönetimler Tasarası'nda yok ve 'listede yer almayan kuruluşları kaldıracağız' diyorlar. Bunları da kaldırırlarsa sadece Türkiye Kadın Hareketi değil, dünya ayağa kalkar."
AKP kadın oylarına artık ihtiyacı olmadığını düşünüyorsa büyük bir yanılgı içinde. Son seçimde kendilerine oy verenlerin yüzdelerindeki düşüş altı ay için oldukça yüksek rakamlar.
Bence TCK, Medeni Kanun Yürürlük Maddesi, KSSGM, Sığınma Evleri gibi konularda dikkatli olmaları bir tercih değil, zorunluluk!
Sığınma evleri kapatılıyor mu?
Size hoş, romantik konulardan söz etmeyi ben de çok istiyorum ama Anadolu'ya ait bir sözü de hatırlamadan edemiyorum; "Sen ağa, ben ağa... İnekleri kim sağa?"
Haberin Devamı

