Vakko’nun kurucusu Vitali Hakko’yu kaybettik, ailesine ve onu seven, takdir eden herkese başsağlığı diliyorum.
Şahsen de tanıdığım, güler yüzlü, nezaketi, çalışkanlığı ve ülkesini seven, kalkınması, adını duyurması için çaba harcayan kişiliğiyle saygı, sevgi duyduğum Vitali Hakko’nun ölümü bütün bu nedenlerin yanında bir başka nedenle de beni çok üzdü.
Onu aylar önce son kez Akmerkez Vakko mağazasında, yanında hiç ayrılmadığı sevgili eşi Ketty Hakko ile dolaşırken gördüğümde her zaman yaptığı gibi “Gel biraz oturalım, konuşalım” demişti. Üçümüz oradaki koltuklara oturduk, hemen kahve söyledi.
Zorlukla yürüyor, hastalığının izleri yüzünden belli oluyordu ama o hiç yılmayan karakteriyle yine de meydan okuyordu. Gözleri pırıl pırıl, heyecanı her zamanki gibi yerindeydi.
Bu haliyle bile hayata, işine olan sevgisi, bağlılığı hiç eksilmemiş, mağazaları teftişe çıkmıştı.
Bakalım her şey eskisi gibi kusursuz mu?
Bakalım müşteri her zamanki gibi memnun mu; bunları gözleriyle görecek, emin olacaktı ki huzurla uyuyabilsin...
“Benim kuşağımın birçok işadamı işe sıfırdan başladığını söyler. Ben sıfırdan bile başlamadım, başladığım nokta sıfırın çok altındaydı. Biz bambaşka sosyal ve ekonomik şartlar içinde yetiştik. İyi niyetten, umuttan, geleceğe ve kendimize olan güvenden başka, becerimizden başka hiçbir sermayemizin olmadığı bir dönemde kendimizi yetiştirdik.
Genç cumhuriyetin ilk kuşağıydık. Bize hız veren Atatürk devrimleriydi. Şapka devrimi, kıyafet devrimi olmasaydı, kuşkusuz bugün Vakko da olmazdı” diyen Vitali Hakko tamamen gerçeği anlatıyordu.
Yakınlarından aldığı borçlarla, bin türlü zorlukla, sıfırın altından ve büyük bir riski göze alarak küçücük bir şapka mağazasıyla başladığı işi dünya çapında başarıya dönüştürmüş, Vakko adıyla birlikte Türkiye’nin adını da diğer ülkelerde yaptığı defileler, açtığı mağazalarla duyurmuştu.
Onun bir semtte mağaza açması o semtin tümüyle kalkınması demekti. Hemen çevre düzenlemesine girişir, belediye başkanlarıyla görüşür, kısa sürede yollardan, sokak ışıklarına, binaların boyanmasından, kafelere restoranlara kadar çevrenin tüm eksiklerinin kapanmasını sağlardı.
“Hayatta insanı başarıya götüren tek şey başarma tutkusudur” diyen ve bu tutkuyu son günlerinde bile kaybetmeyen Vitali Hakko’ya, Akmerkez Vakko’da kahve içerken içinin rahat etmesini, her şeyin giderek daha da kusursuz hale geldiğini söyledim.
İçtenliğime inanarak gülümsedi;
“Memleket iyi olsun da, biz o zaman daha da iyi oluruz”...
Onun fazla zamanı kalmadığını biliyor ve bir kez daha görmeyi, evinde ziyaret etmeyi çok istiyordum. Bunu eşine de, kızına da söyledim ama maalesef gerçekleştiremeden ölümünü haber aldım.
İyi bir insan, iyi bir vatandaştı Vitali Hakko. Toprağı bol olsun!
YÖK Başkanı açıklamak zorunda!
Başkanlık görevi umarım ülkeye hayırlı olur; kendisini de kutluyorum ama yaptığı konuşma hakkında bir açıklamayı kesinlikle borçlu olduğuna da inanıyorum.
“Türban serbest bırakılınca kadınlar ilk aşamada eşitlik konusunda kan kaybedebilirler” ve “Erkekler açık olana ilgi duyup farklı davranabilir” cümleleriyle ne kastetti?
YÖK Başkanı eğer sadece AKP’nin değil, herkesin güvenini kazanmak istiyorsa bu sözleri açıklamayı kız-erkek bütün öğrencilere ve topluma borç saymalıdır.
Örneğin, dün öğrendik ki “daha özgürlükçü” YÖK Başkanı askılı elbise giymiş kız öğrencilere herkesin içinde “Bakıyorum halka açılmışsın” şeklinde esprili (!) imalarda bulunuyormuş.
Acaba bundan türban için olduğu kadar askılı elbise için aynı derecede özgürlükçü olamadığı sonucunu çıkarabilir miyiz? Zira arkadaşlarının içinde hocası tarafından alay edilen bir kız aynı kıyafeti bir daha giymemeyi tercih edebilir ki bu da baskı demektir.
Ama öğrencileri kendilerine “eşek kafalı”, “öküz herif”, “at sineği” diye küfür ettiği için hocalarını pek sevdiklerine göre belki baskısını da seviyorlardır, onu bilemeyiz.
Ben kendi adıma, yurt içinde ve dışında okuduğum sürece öğrenciye bu şekilde küfreden bir profesöre rastlamadığım için çok mutluyum.
Ayrıca namaz kılan, oruç tutan birinin aynı zamanda “en çok küfreden hoca” olmasına da pek akıl erdiremiyorum.
Umarım liberal, demokrat, muhafazakâr vb. yeni YÖK Başkanı Özcan yukardaki cümlelere açıklık getirir. Çünkü unutulacak gibi değiller. Bekliyoruz!

