Gazetelerde küçük çocuklara, kız öğrencilere taciz, tecavüz, işkence haberlerinin arkası kesilmiyor ama Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan’ın sesi hiç çıkmıyor.
Son duyduklarımızdan iki haber milleti yerinden sıçrattı. “Versinler şu adamları elimize de doğduklarına pişman edelim, bunlar da insan mı” diyenlerin haddi hesabı yok (tabii “onların cezasını yargının vereceğini” umacağız, her ne kadar bu cezalar doğru dürüst verilmediği için canavarların sayısı ve cesareti artsa da hukuk devletinde yargıya güvenmek zorundayız) ama ne hikmetse Bakan Nimet Çubukçu’nun bu olaylarda tepkisini, “mutlaka cezalandırılacaklar, ben de takipçisi olacağım” dediğini ve bir tek olayın sonucunu alıp “İşte bu canavar cezalandırıldı” dediğini duymadık.
Gaziantep’te hurdacılık yapan İsmet Tozluoğlu isminde 44 yaşındaki adam (adam mı?) nikahsız yaşadığı Güllü T.’nin ilk eşinden olan 3 yaşındaki oğluna işkence ve tecavüz iddiasıyla gözaltına alınmış. Son zamanlarda hem kendisi, hem oğluna işkence yapılmasına dayanamayan kadın şikayetçi olmuş.
Düşünün 3 yaşında bir bebek... Vücudunda sigara söndürülüyor, yüzünde ve bacaklarında morluklar oluşuyor, yediği dayaktan köprücük kemiği kırılıyor ve ayrıca tecavüze uğradığı da tespit ediliyor.
Yasaları düzgün olan ve düzgün uygulanan ülkelerde bu tür hasta ruhlular bir daha ömür boyu toplum içine karıştırılmayacak şekilde hem cezalandırılır, hem de tedavi edilir. Bizde ise yapılan garip indirimlerle, çıkan aflarla kısa süre sonra serbest kalır ve başka insanların hayatını karartır.
Bir olay da Bartın Davut Fırıncıoğlu Anadolu Lisesi’nden gelmişti. Kız öğrencileri taciz eden ve olayın “Ağır Ceza”ya yansıdığı öğretmen hâlâ aynı okulda göreve devam ediyor ve öğrencilere sözlü tacizleri sürdürüyormuş.
Taciz ettiği bir öğrencinin kardeşine bile sözle saldırıda bulunduğu bildirilen öğretmenin “güçlü birileri tarafından” kollandığı söyleniyor.
Bu nasıl iştir? Veliler konuşmaya gittiğinde Vali’nin “kamuoyu oluşturmamız lazım” demesi nasıl iştir? Tacizci bir öğretmeni hiç değilse dava sonuçlanana kadar hangi hukuk aynı okulda (veya herhangi bir okulda) tutabilir?
Aileden Sorumlu Bakan’ın ilgisini çekmediğine (!) göre Adalet Bakanı’nın olaya el atmasını bekliyoruz.
Hem de acil olarak!
Beklediğiniz tartışma Her Açıdan’da!
Aslında iki hafta önce anons ettiğimiz ama o Cuma günü açıklanan “AKP’ye kapatma davası” haberiyle ve sonraki hafta da hem bu haberin yankıları sürdüğü hem de arkadan yine Cuma günü Ergenekon haberleri geldiği için değişiklik yapmak zorunda kaldığımız konuya nihayet devam edebileceğiz. (Bu hafta da ‘ne olur, ne olmaz’ diye Cuma’ya kadar bekledik. Malûm artık her şey Cuma oluyor.)
21. yüzyılda dini, Kur’an’ı daha iyi anlamak mümkün mü? Acaba Türkiye demokratik rejimi nedeniyle “dinde aydınlanma”ya öncülük edebilir mi? Laik bir ülkede Diyanet İşleri olmalı mı, olmamalı mı, Diyanet fetva verebilir mi?
Kur’an’da cihatla ilgili ayetler ne anlama geliyor? Başörtüsü emir mi, tavsiye mi? Kur’an da tesettür var mı?
Hz. Muhammed ve 4 halife hadis yazımına izin vermedikleri halde hadisler neden “ek kaynak” gibi kullanılıyor?
Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’a göre Kur’an örtünmeyi emrediyor mu?
“Üç kez Cuma’ya gitmeyenin namazı kılınmaz” sözü doğru mu?
Bunların ve merak ettiğiniz birçok sorunun cevabını bu hafta Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelâm Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, Karşılaştırmalı Dinler Uzmanı, uluslararası Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal ve Bahçeşehir Üniv. Medeniyet Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Bekir Karlıağa’nın katılacağı Her Açıdan’da öğreneceksiniz.
30 Mart Pazar, öğlen 12.30’da STAR’da olacağız, hepiniz ekrana davetlisiniz.
(Not: Daha yazacak çok konu var ama benim biraz darbe çalışması yapmam gerekiyor. İzninizle!!)

