Sevgililer Günü’nde ikiyüzlülük olmamalı!

Yine bütün mağazalar kıpkırmızı kalplerle donatıldı, “kırmızı kalp” pastalar, çikolatalar ortaya çıktı ve harıl harıl hediye satışı yapıldı

Haberin Devamı

Yine bütün mağazalar kıpkırmızı kalplerle donatıldı, “kırmızı kalp” pastalar, çikolatalar ortaya çıktı ve harıl harıl hediye satışı yapıldı.

İnsan mağazalardaki Sevgililer Günü telaşını görünce “Acaba alanların hepsi gerçek sevgili mi, yoksa ikiyüzlülük edenler, bu günün istismarını yapanlar da var mı” diye düşünüyor.

Sevgililer Günü’nü kutlama hakkı bütün yıl sevgisine ve sevgilisine özen gösteren sevgiyle birlikte saygıyı da yürütebilenlere ait olmalı. Hani gerçekten bunu başaranların “Bizim için her gün Sevgililer Günü” dediği gibi...

Sevmek korumaktır, üzülmemesini sağlamaktır, hayatı zorluğuyla, mutluluğuyla paylaşmaktır, bazen tek bir çiçekle veya bir bakışla, bir sıcak kucaklamayla onu mutlu edebilmektir, sevmek düşünmektir, inanmaktır, bazen zahmete katlanmaktır. Sevgililer Günü bunları başarabilenlerin günüdür.

Beraber olduğu kişiyi olur olmaz nedenlerle üzen, ona sözlü veya fiziksel şiddet uygulayan, paylaşmayı bilmeyen, bencil insanların, “Eh bugün Sevgililer Günü, ben de bir hediye veya çiçekle gönlünü alayım” diyenlerin değil.

Bunları yapanlar ya hiç kutlamamalılar veya onlar için de özel bir “Riyakârlar Günü” olmalı, onu kutlamalılar.

Erkek okurlarım kızmasınlar ama özellikle erkeklerin çoğu sevgiyi, aşkı pek hafife alıyor, daha da önemlisi seksi “sevginin, duygusal tatminin eksikliğini kapatabilecek bir etkenlik ya da güç olarak” görüyorlar. Gelen kadın okur mektuplarından anlaşılan bu, ben söylemiyorum... Ve çok da haklılar, ne büyük yanılgı!

Bence ilişkilerin devamı ve mutluluğu için bu konu psikologlar tarafından ele alınmalı ve anlatılmalı. Bir kadın için ilişkide (tabii genelleme yapmak yine yanlış, “kadınların çoğu için” diyelim) seksten çok sevginin önem taşıdığını, eğer biri diğerinin eksiğini kapatacaksa bunu başaracak güce ancak sevginin sahip olduğunu öğretmeliler. Hiç değilse Sevgililer Günü’nde!

SEVGİLİNİZ YOKSA??
Bir de sevgilisi olmayanların bu özel günde üzülmesi durumu var ki aynı şey “Anneler Günü”, “Babalar Günü” gibi günler için de geçerli.

Burada farklı bir durum var aslında ama Türkiye’de henüz uygulanmıyor. Diğer ülkelerde “St. Valentine’s Day” sevgilisi olmayanların da beğendikleri, ilgi duydukları kişilere imzasız (veya belki sadece isimlerin baş harfiyle) “Sevgililer Günü kartı”, çiçek veya çikolata gönderdiği bir gün olarak kutlanıyor.

Böylece hoş ve esprili bir durum yaşanıyor ve birileri “gizli hayranları” olduğunu öğrenerek gülümsüyorlar. Elbette kartta yazanlar da bir sevgiliye değil “hayranlık duyulan, beğenilen kişiye” yazılacak sözler olmalı.

Bu yapılırsa belki daha az genç “Benim sevgilim veya beni seven biri yok” diye üzülecektir, kimbilir.

Her gününüzün sevgi dolu geçmesini diliyorum.

*****

Derdi ne bu adamların?
İnsan hayatı ne ucuz bu memlekette... Dün magandaların serbest bırakıldığını yazmış ve ‘onların serseri kurşunlarıyla hayatının baharında ölüp giden veya komaya giren gençlerin, onların ana/babalarının âhı bu adaletsizliği yaratanları tutacaktır’ demiştim.

Bugün aynı sözleri Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden yüzlerce masum insan için söylüyorum.

Onların öldüğü binaları malzemeden çalarak veya uyduruk projelerle yapanların hepsi ya “zaman aşımı”ndan paçayı kurtardılar veya (60 kişiyi, 58 kişiyi, 30 kişiyi bir anda öldürenler) 1-2 yıl hapis cezasıyla kurtuldular.

Bir daha yapsalar yine kurtulacaklarını da biliyorlar.

Bu rezaleti duyup da “onları cezasız bırakan, mağdurların değil, suçlunun hakkını savunan adalet olur mu, derdi ne bunu yapanların” diye sormaz mısınız?

Ben sizin adınıza soruyorum; derdi ne bunların? Her türlü ağır suçu işleyenleri neden serbest bırakıyorlar, bir korkuları mı var?

Hayır, varsa bilmek hakkımızdır. Zira diğer ülkelerde zaman aşımı filân yok, 40 yıl sonra bile yakalasalar suçlunun cezasını hakkıyla veriyorlar.

Amerika’da, Japonya’da neden insanlar depremde ölmüyorlar bir sorsunlar kendilerine... Sorsunlar çünkü biz artık ‘Türkiye’de hukuk vardır’ diyemiyoruz!

DİĞER YENİ YAZILAR