Sessiz toplumun sessiz kahramanları!

Gerçek gazeteciler, her türlü sıkıntısını, tehlikesini göze alarak görevini "anlamıyla" yerine getirmeye çalışanlar için gazetecilik kolay bir meslek midir?

Haberin Devamı

Gerçek gazeteciler, her türlü sıkıntısını, tehlikesini göze alarak görevini "anlamıyla" yerine getirmeye çalışanlar için gazetecilik kolay bir meslek midir? Zorluklarını ve keyfini terazinin iki kefesine yerleştirdiğinizde acaba hangi taraf ağır basar? Zorlukları ise, alınan keyif bütün o yaşananlara değer midir?

Bunlar, mesleğin cefasını çekmiş bir gazeteci olarak zaman zaman aklıma gelir. 28 Nisan'da Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin Genç Gazeteciler Kulübü ne davetliyim... Sanırım onlarla paylaşacağım çok şey olacak.

Salı günü, keyfin ağır bastığı bir gündü. Ankara uçağına giderken Atatürk Havalimanı'nın kapısında karşılaştığım sinir bozucu kadın polise, epeyce 'hava boşluğu' yaşanan ve beni fazlasıyla korkutan uçuşa rağmen hiçbir şey mutluluğumu gölgeleyemezdi. Ankara'ya, Cumhuriyet'le yaşıt, Türkiye'nin 'kadın haklarını korumak üzere kurulmuş' en eski kadın derneği olan Türk Kadınlar Birliği'nin "80. Yıl Ödülü"nü almak üzere gidiyordum. Ve bu düşünce bile gözlerimin mutlulukla yaşarmasına yetiyordu. Sıradan bir ödül değildi bu, en önemli sivil toplum kuruluşlarından birinin, "80 yılın anlamını" yüklediği, basında kadın haklarını en iyi savunan yazarlara lâyık gördüğü bir ödüldü ve sadece 2 gazeteciye verilecekti; bana Zeynep Oral'a...

Zeynep, Çin'de olduğu için ödülünü alamadı ama ben buradaydım ve en önemli gazetecilik misyonum 'Türk kadınının insan haklan ve eşitlik" konusunda 17 yıllık çalışmalarımın, bu konunun 'ustaları'nca takdirini gösteren ödülü almaya uçarak (gerçek ve mecazi anlamında) gittim.

Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'in eşi Sayın Semra Sezer'in de katıldığı toplantıda, Türkiye'nin her köşesinden gelen kalabalık bir topluluğa; ODTÜ'nün uluslararası üne sahip Sosyoloji Profesörü (aynı zamanda BM'in Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi Şiddet Raportörü) Yakın Ertürk, TKB Başkanı Avukat Sema Kendirci ile birlikte 'Cumhuriyet'ten günümüze Türkiye'de kadınlara karşı yapılan ayrımcılık, insan hakları ve gelişmeler' konusunda açıklamalar yaptık. Ne acıdır ki, bu zaman içinde bazı konularda zorla, zorlukla elde edilen haklara rağmen, bugün Türkiye'de kadınların hâlâ Cumhuriyet döneminde karşılaştığı zorluk ve haksızlıkların çoğunun 80 yıl sonra aynı şekilde sürmekte olduğu da vurgulandı bu konuşmalarda.

"Demokrasi savaşçısı"
Başkan Sema Kendirci'nin, akıcı ve baştan sona irticalen yaptığı muhteşem konuşmayı hayranlıkla dinledim. Onlar beni sunarken ve ödülümü verirken; 'Türk basınının cesur kalemi", "Yiğit, gözüpek demokrasi savaşçısı", "Yılmaz bir kadın hakları savunucusu" gibi tanımlar kullandılar ama bence bütün güzel sözlere, tanımlara asıl lâyık olan, bu çalışkan, iyi yetişmiş, aydın ve herkes uyurken "kuş uçsa gözden kaçırmadan izleyen ve anında tepki veren, önlem alan" kadınlardı. Türkiye'de yasa yapıcıları, medyayı, siyasi gelişmeleri tüm detaylarıyla takip ediyor ve bugün olduğu kadar gelecekte de topluma sorun yaratacak olaylan önlemek için derhal harekete geçiyorlardı.

Toplantıdan ve ödül töreninden sonra dinleyicilerin çoğuyla konuştuk; "Ben TKB Çanakkale Şubesi Başkanı'yım", "Ben Edirne ...", "Ben Bursa ..." Konya, İstanbul, Adana, Antalya ... Onlar her yerdeler... Hayatını ezilen, yasalar karşısında güçsüz bırakılan ve bu nedenle kolayca şiddetle, şiddetin her türlüsüyle karşılaşan kadınlara adayan, sorunlarının çözümü için uğraşan yüzlerce kadın.

Ve Ceza!
Sessiz toplumun sessiz kahramanları... Eğer benim de verecek ödüllerim olsaydı onların hepsini bu kahramanlara ve Türkiye'nin kadın hukukçularına, toplum sorunları için öne çıkan tüm sivil kuruluşlara verirdim.

İstanbul'a dönüşte 'mail'lerimin üstünde gazetemizin hukuk bürosundan gelen uyarı notlarını buldum. TCK Tasarısı ile ilgili olarak yazdığım "Tasarı Değil Skandal", "Edep Törelerine Karşı Suçlar" ve "Takıntılı Profesör" başlıklı yazılarım için açılan davalarda manevi tazminata hükmedildiğini, kararın temyiz edildiğini, bununla birlikte icranın durdurulması için 44 milyar 280 milyon + 10 milyar TL bedelli banka teminat mektubunun acilen hazırlanması gerektiği bildiriliyordu.

Türkiye'de hak savunmak, doğruları savunmak, toplum yararına çalışmak değerli ödüller getirebiliyordu ama her iyi ve doğruya yapıldığı gibi ağır bir bedeli de vardı. Terazinin hangi kefesi daha ağırdı acaba? Hiç düşünmeden veriyorum cevabı; Keyfi ve gururu. Ne mutlu bana, Mayıs ayında çok değerli bir ödül daha alacağım!

Yarın: Sivil toplum kuruluşlarının devlet desteği nasıl kesildi?

Not: Sevgili okurlar, dün haberini verdiğim hasta genç ne yazık ki vefat etmiş. Babası arayarak haber verdi, ilgilenen okurlarıma teşekkür ederim.

DİĞER YENİ YAZILAR