Hani o kovboy filmi vardı ya; “Birkaç dolar için” isimli (İngilizcesi “For a few dolars more”), sanki ondan söz ediyoruz, bu toplumun kanı, canı, geleceği, ailelerinin direği, bir ömürlük emeği, umudu ve herşeyi olan, geride hayat boyu gözyaşı dökecek evlatlar-eşler-ana babalar bırakan aslanlardan değil.. “For a few Mehmets more”..
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik bu sözü söylemekle ciddi bir hata yapmış ve keşke artık alışkanlık haline geldiği gibi o da suçu medyaya atarak “şeref ve ahlaktan nasibini almayanlar” diye hakaret edeceğine “kastetmediğim bir söz çıktı ağzımdan” diyerek özür dileseydi.. Olabilir zira konuşma sırasında Başbakan gibi konuşmasını “şeffaf prompter”dan okumayanların ağzından yanlış bir söz de kaçabilir. Özür yerine bu tür konuşmalar yapıldığında o yazıyı yazanlar açısından “demokrasiyi can damarından vurarak medya özgürlüğünün geri kalanını da ortadan kaldıran ve son yıllara kadar görülmemiş” bir durum çıkıyor ortaya.. Daha önce medya patronlarına yapılan uyarılar ister istemez devreye giriveriyor..
MESELE ‘PANİK’ DEĞİL!
Çelik’in konuşmasının videosunda bu sözü söylemiş olduğu görülüyor; “PKK bomba patlattı diye, bir yeri bastı diye, birkaç Mehmet’i şehit etti diye Meclis açılamaz.. Bu durum karşısında panik yaparsak, elimiz ayağımız birbirine dolaşırsa ülke gündemini PKK belirlemiş olur” diyor. (o arada Odatv’yi suçlaması ise tam “vurun abalıya” durumu yaratmış. Aynı tepkiyi her gazeteci gösterebilir çünkü normal olarak..)
Acaba bu lafı Çelik yerine Kılıçdaroğlu söyleseydi Başbakan Erdoğan nasıl bir konuşma yapardı bunun üstüne, merak konusudur. Hakkaniyet önemli ise bunlar akla geliyor doğrusu.. Zira mesele sadece “birkaç Mehmet’in şehit olması ve birkaç yoksul yuvanın daha yıkılması” da değil, milletin içinin kavruluyor olması da değil artık.. Meclis’in hemen toplanması için sayısız neden var. CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün PKK tarafından kaçırıldı ve 2 gün tutulduktan sonra serbest bırakıldı..
PKK “çatışma ortamına son verilmesi için daha çok çaba harcanmasını” istemiş vs.. Sanki çatışma ortamı dedikleri cehennemi kendileri isteyerek yaratmıyormuş gibi, masum insanları arka arkaya katleden kendileri değilmiş gibi bir de bu talebe ne demeli bilinmez ama öte yanda asıl önemli olan PKK’nın cüretini “TBMM üyelerine kadar ilerletmesi” ve dünyaya da bunu yapabildiğini göstermesidir. Tabii arkasından da “devlet havasında” hukuki işlemler tamamlanınca bırakacaklarını söylemeleri cabası..
‘KÜRT KÖKENLİ ALEVİ’
Açıkça görülüyor ki “Kuzey Suriye’de bölge kazanmış” olmaları onlara bu “devlet havası verme” cesaretini kazandırmış. Dün Yüksekova’da 11 işçiyi de kaçırdıkları haberi vardı. Mevcut tablo Başbakan’ın siyasi danışmanı Yalçın Akdoğan’ın CHP Milletvekili’nin kaçırılması konusunda söylediği “Kılıçdaroğlu CHP’nin başına geçince bölgedeki oyları arttı, Kürt kökenli Alevilerin oyları onları rahatsız etmiş” sözünün hiç de doğru olmadığını gösteriyor. Her ne kadar AKP genellikle (bir yandan mezhep ayırımına karşı görünürken) devamlı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu “Kürt ve Alevi olmakla adeta suçluyor, bunu her fırsatta bir kusur gibi empoze ediyor”sa da Alevi oylarının çoğu zaten yıllardır, Kılıçdaroğlu’ndan önce de daha çok CHP’ye gider, bu biliniyor.
OLAY BUDUR
Ancak “aynı bölgeden biri”ne daha kolay anlatabileceklerini düşünmüş olabilirler ki bu kişi bir Güneydoğu’lu AKP Milletvekili de olabilirdi. Mesele ve konuşurken vurgulanması gereken mesele “PKK’nın bir parlamento üyesini kaçırmış olması”dır, ülkenin karar merciinden bir üyeyi..
Aslına bakarsanız insan bu olayı duyar duymaz CHP’nin de toplumun büyük kısmı gibi “Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi”ne karşı çıkması, bu gün PKK’nın cesaretini artırmasında o hatanın rol oynadığına inanması olduğunu” düşünüyor. Türkiye o kadar büyük sorunlarla ve şimdi bir de “İsrail’in İran’a birkaç hafta içinde savaş açması ve bize İsrail’den önce tehlike yaratacak olması”yla karşı karşıya ki artık TBMM’nin açılmaması olacak şey değil.
Bunda ısrar yeni hatalar yaratıyor, iktidar partisi inattan hemen vazgeçse ülke kadar kendi yararına olacak!
‘Şeref ve ahlak’ meselesi..
Haberin Devamı

