Semra Sezer'le gurur duydum!

TV'de ABD Başkanı George Bush ve eşiyle birlikte törende izlediğim Cumhurbaşkanımızla ve eşi Semra Sezer'le gurur duydum

Haberin Devamı

TV'de ABD Başkanı George Bush ve eşiyle birlikte törende izlediğim Cumhurbaşkanımızla ve eşi Semra Sezer'le gurur duydum.

Cumhurbaşkanı Sezer her zamanki gibi biraz gergin görünmekle birlikte Semra Hanım -yine her zamanki gibi- son derece rahattı.

Üzerinde şık bir etek-ceket takım, ayağında yüksek topuklu zarif ayakkabılarla düzgün vücut hatları gayet hoş görünüyor. 'Gözündeki gözlükler yerine lens takmış olsa, saçlarına da daha modern bir kesim uygulansa daha da hoş olacak' düşüncesi geçiyor aklımdan ister istemez.

Laura Bush etek-ceket yerine daha abiye bir tayyör seçmiş. Aslında dikkat ederseniz bütün devlet başkanı eşleri, farklı renklerde etek-ceket daha spor, günlük bir giyim tarzı olduğu için tören ve davetlerde mutlaka tek renk (hatta çanta ve ayakkabıları gibi aksesuarlar da aynı renk) tercih ediyorlar. Buna rağmen Semra Sezer kıyafetini çok güzel taşıyan bir kadın. Abartısız, sade, güzel bir tarzı var, ne giyerse giysin kendine yakıştırıyor. Şık olmak için parlak kıyafetler, allar güller gerekmiyor ona.

Zerafetin yaşı yok. Zarif bir kadın her yaşta zarif ve hoş!

Onların Türkiye'yi "çağdaş bir ülkenin lideri ve eşi" olarak böyle temsil edebilmeleri ne yapayım bana gurur veriyor. Buna bile hasret kalabileceğimizi aklıma getiriyor.

Bir vatandaş için liderleriyle gurur duymanın ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Demirel'le eşi Nazmiye Hanım da temsil görevlerini en iyi şekilde yapmışlardı. Siyasi yaşamı için istediğiniz görüşe sahip olabilirsiniz ama ben Süleyman Demirel'in kendinden emin, siyaseti ve protokolü iyi bilen bir cumhurbaşkanı oluşunu, en ufak detayı anında fark ederek ona göre tavır alışını her zaman takdir etmişimdir.

Bush ve eşini izlerken, Bush'un sık sık elini ceket cebine sokması, eşinin relaks hareketlerle zaman zaman onun koluna girmesi bana bunların "rahat vücut dili" belirtileri olarak özellikle yapıldığını da hissettirdi. Detay gibi görünen her şey aslında protokolde hesaplanarak yapılıyor.

Uluslararası ilişkilerde, birçok ülkede yayımlanan ve yayınlanan görüntülerde her detay önemli.

Onun için de Arap ülkeleri dahil hiçbir ülkenin liderleri ve eşleri, hatta ABD gibi "kimseye hesap vermeyecek" konumda olanlar bile "Biz böyleyiz, bizi olduğumuz gibi kabul etsinler" demiyor.

"Ülkemin çıkan için nasıl davranmalıyım" diyor. İyi ki bizi güzel temsil eden, konuşurken de hata yapmayan bir Cumhurbaşkanımız ve eşi var. Hiç değilse şimdilik!

Onlar için hiçbir şey yapmayacak mıyız?
Aşırı dinci örgütlerin elinde bulunan ve 72 saat sonra "başlarının kesileceği" söylenen 3 Türk için yapılacak hiçbir şey yok mu? Öylece oturup, biz NATO ile meşgulken üç vatandaşımızın kafasının uçurulmasını mı bekleyeceğiz?

Türkiye'nin Irak'ta askeri yok ayrıca Bush buradayken Türkler tarafından birçok yerde protesto gösterileri de yapılıyor... Yani şu anda bizimki zorunlu bir ev sahipliği. Buna rağmen zavallıların kafası kesilecek.

Biz de TV'de bunu görüp hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarımıza devam edeceğiz. Belki de onlardan sonra kaçıracakları başka Türk vatandaşlarına sıra gelene kadar.

Merak ettiğim, bu ülkeyi yönetenlerin kendi insanlarının başına gelecek bu vahşete bir çare arayıp aramadıkları. Bizler gibi üzülüp üzülmedikleri. Yoksa onları sadece yabancı liderlerin güvenliği mi ilgilendiriyor, merak ettiğim bu...

Keşke bizim de El Cezire televizyonuna çıkıp Irak'taki örgütlere seslenecek bir örgütümüz olsaydı bile diyorum inanın!

Bu ne perhiz?
Hiç değilse sevinecek tek bir konu bulduğumuzda o konu öyle kalsa... Ne iyi olurdu. Ama olmuyor. Daha üç-beş gün oldu 'Artık İstanbul Belediyesi'nde açılış törenleri yapılmayacakmış, onun yerine Her Öğrenciye Bir Bilgisayar Projesi uygulanacakmış' dediğime. Başkan Kadir Topbaş'a da bu kararından dolayı teşekkür etmiştim, hatırlayacaksınız. Ertesi gün geldi bir tören davetiyesi.

"Beyoğlu İlçesi Taksim Talimhane Bölgesi'nin kültür ve turizm merkezi olarak İstanbullulara kazandırılması amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin .........açılış şöleninde ......."

Ve altında Kadir Topbaş'ın imzası. Şimdi dönünüz yazının başlığına yerimde siz olsaydınız ne derdiniz?

DİĞER YENİ YAZILAR